Filozof.net

Anasayfa

Abdullah bin Cübeyr Kimdir, Hayatı, Uhud Savaşında Okçuların Komutanı

Abdullah bin Cübeyr, tam adı Ebü'l-Münzir Abdullah b. Cübeyr b. en-Nu'mân el-Ensârî ( ? - 624) Uhud Savaşı'nda Ayneyn tepesindeki okçuların komutanlığını yapan sahâbî.

Evs kabilesine mensup olup Birinci Akabe Biatı'ndan sonra İslâmiyet'i ka­bul etti. Medineli yetmiş kişi ile birlikte İkinci Akabe Biati için Mekke'ye geldi. Biattan önce Hz. Peygamber'le görüş­mek istedi ve birkaç arkadaşıyla birlik­te Peygamber'in kalmakta olduğu Abbas'ın evine gitti. Fakat Abbas, Hz. Pey­gamber'in Medineliler'le olan münase­betini Kureyşliler’den gizlemenin gere­ğine inandığı için, onlara Peygamber'le ancak Akabe'de görüşebileceklerini söy­ledi. Abdullah da diğer ensar gibi Aka­be'de Hz. Peygamber'e biat etti.

Abdullah b. Cübeyr Bedir ve Uhud sa­vaşlarına katıldı. Uhud Savaşı'nda Hz. Peygamber, İslâm ordusuna arkadan gelebilecek saldırıya engel olmak mak­sadıyla sol taraftaki Ayneyn tepesine elli kadar okçu yerleştirdi ve  iyi ok attını bildiği  Abdullah b. Cübeyr'i okçu birliğinin başına kumandan tayin etti. Okçulara da şu tavsiyede bulundu:

“Bizi arkamızdan koruyunuz, sakın yerinizden ayrılmayınız! Bizim öldürül­düğü­mü­zü görseniz de yardımımıza koşmayınız. Ganimet topladığımızı görse­niz de bize katılma­yınız. Kuşların bizi kapıştığını görseniz de, ben size haber göndermedikçe sakın yerinizden ayrılmayınız. Siz yerinizde durmazsanız biz galip olamayız.”

Hz. Muhammed bu emrini bir defa daha tekrarladı. Sonra da bunu tebliğ ettiğine dair Allah’ı şahit tuttu.

Sava­şın başlangıcında müslümanların galip gelmeye başladığını gören okçulann büyük bir kısmı ganimetten mahrum kalmamak için yerlerinden ayrılmaya başladılar. Abdullah Hz. Peygamber'in “Bizim bozguna uğradığımızı, atlarımızı kuşların kaptığını görseniz bile, ben si­ze haber gönderinceye kadar yeriniz­den ayrılmayınız” buyurduğunu anlat­maya çalıştıysa da, bütün gayret ve ıs­rarlarına rağmen çözülmeye engel ola­madı ve yanında kalan on kişi ile birlik­te Hâlid b. Velid'in kumanda ettiği Mekkeli süvarilerle savaşmak mecburi­yetinde kaldı. Okla savaşa başlayan Ab­dullah, oku bitince mızrağıyla, o da kırı­lınca kılıcıyla mücadeleye devam etti; nihayet İkrime b. Ebû Cehil ve arkadaş­ları tarafından şehid edildi. Müşrikler onu öldürmekle yetinmeyerek vücudu­nu delik deşik ettiler ve bağırsaklarını dışarı döktüler. Âl-i İmrân sûresi/152. âyeti, şehid oluncaya kadar Hz. Peygamber'in emrini yerine getirmeye çalışan Abdullah ve arkadaşlarını öv­mektedir.

Gerçekten Allah size vaadini doğruladı. O sıra düşmanları öldürüyordunuz; tâ ki, o sevdiğiniz üstünlüğü Allah size gösterdi ve sonra isyan edip verilen emirde çekişerek yılgınlık ettiniz. İçinizden kimi (zafer sevinci ve ganimet arzusu ile) dünyası istiyor, kimi de cenk azmi ile ahireti istiyordu. Sonra Allah sizi imtihan etmek için (müsibetlere karşı sabır ve metanetinizi denemek için) yardımını üzerinizden alıkoyup onları size gâlip getirdi. Bununla beraber sizi bağışladı da. Allah müminlere ihsan ve merhamet sahibidir.
Âl-i İmrân sûresi/152. âyet meali