Filozof.net

Anasayfa

Kara Davut Kitabı, İçeriği, Yazarı, Konuları, Özellikleri, Hakkında Bilgi

Kara Dâvud. Muhammed b. Süleyman el-Cezûlî'nin Delâ'ilü'l-hayrât adlı salavat mecmuası üzerine yapılmış en meşhur Türkçe şerh.

Asıl adı Tevfiku muvaîfikı'l-hayrât iî îzâhi meâni Delâili'î-hayrât olan eserin müellifi, Kanunî Sultan Süleyman devri müderrislerinden Kara Dâvud İzmitî'nin (948/1541) neslinden geldiği tahmin edilen Karadâvudzâde Mehmed Efendi'dir (ö. 1170/1756). Mehmed Efendi'nin hayatı hakkında bilgi yok­tur. Kitap, Bursalı Mehmed Tâhir tarafın­dan yanlışlıkla Kara Dâvud İzmitî'ye nisbet edilmiştir.

Mehmed Efendi eserinde alışılagelen şerh yöntemini takip etmemiş, salavat ve duaların nakledilmesi sırasında değişik konulara geçmiş, bunları birbirinden fark­lı kıssa ve tasavvufi menkıbelerle zengin-leştirmiştir. Bundan dolayı eserin hacmi genişlemiş, şerh olma niteliğini aşarak telif mahiyetini almış, ahlâk ve siyer ko­nularını işleyen bir mev'iza kitabı halini almıştır. Kitabı bir girişten sonra sekiz bölüme (hizib) ayırmak mümkündür. Girişte Cezûlî'nin eserini yazmasına vesile olan menkıbeler anlatılır. Birinci bölüm­de Hz. Peygamber'e salavat getirmenin fazileti, ebeveyni, doğumu, isimleri, İsrâ ve mi'raci, arş, kürsî ve yedi gök tabaka­sı, âlemlerin sayısı meselesi ve İblîs hak­kındaki hikâyeler gibi konulara yer verilir. İkinci bölüm ehl-i abanın sayısı ve Resûl-i Ekrem'in hissî mûcizeleriyle ilgilidir. Üçün­cü bölümde rnukarrebînve hamele-i arş, cennet ehlinin ziyafet günleri, kevser, Re-sûlullah'ın hicreti, ayın yarılması (inşikâ-ku'I-kamer) olayı ve Ebû Eyyûb el-Ensârî kıssası zikredilir. Dördüncü bölüm yahu-di âlimlerine dair bazı menkıbeler, çocuk­ların yaptıkları amellerin sevabının ebe­veynlerine uiaşması ve namazın keyfiyeti gibi hususlarla ilgilidir. Beşinci bölümde Hızır ve İlyâs kıssaları, meleklerin teşbihi ve cuma namazının fazileti konularına te­mas edilir. Altıncı bölümde Hz. Musa'ya Resûlullah'a salavat getirmesinin emredilmesi, mîsak, Âdem'den îsâ'ya kadar geçen peygamberlere ait menkıbeler ve Kur'an âyetlerinin sayısı gibi meseleler üzerinde durulur. Yedinci bölümde bazı zikir metinlerini ve âyetleri okumanın fa­zileti, müminlerin meleklerden üstün ko­numda bulunuşu, nübüvvetin vehbî olu­şu, huriler, Cebrail'in Peygamber'e geliş sayısı, Resû!-i Ekrem'in amcası Ebû Tâ-lib'le yaptığı Şam yolculuğu, Hz. Süley­man'ın kuşların zikrinden haber vermesi vb. konulardan bahsedilir. Sekizinci bö­lümde fakirliğin övünç vesilesi olduğunu belirten ve sûfîlerce Hz. Peygamber'e at­fedilen rivayetin mevzu oluşu, te'vil ve tefsirin açıklanması, ism-i a'zam duası, kalbin salâh ve fesadı üzerinde durulur. Firavun ve İblîs'le ilgili hikâyelere yer ve­rilir. Eser Cezûlî'den nakledilen uzunca bir duanın tefsiriyle sona erer.

Kitabın en önemli özelliği, tasvirlerde ve menkıbelerle dolu anlatımlarda hal­kın duygularına ve hayal dünyasına hitap edecek bir üslûbun kullanılmasıdır. Bun­dan dolayı eser halk arasında çok rağbet görmüştür. Müellif konuları işlerken za­yıf, uydurma ve İsrâiliyat türü rivayetle­re başvurmuştur. Meselâ ruhen mi be­denen mi vuku bulduğu tartışmalı olan mi'rac olayının bedenen vuku bulduğu ka­bul edilmekle birlikte mi'rac haya! ürünü birçok unsurla desteklenmiş ve bunlar Resûl-i Ekrem'e izafe edilmiştir. Bu ara­da yapılan tasvirler arasında Peygamber'in başına nurdan kavuk giydirildiği. Hz. Âdem'in yaratılmasından sekiz bin yıl Önce Rıdvan tarafından sarılmış olan bu kavuğun kırk bin gözü ve her gözünde "Muhammed Allah'ın resulüdür, nebîsidir, habîbidir, halîlidir" şeklinde dört sa­tırın yazılı olduğu vb. rivayetlere eserde sıkça rastlanır. Bu tür mübalağalı ifadelere ve abartılmış sayılara dayanan tasvirlere yer verilen Kara Dâvud, halk eserleri arasında sağlam rivayetleri en az kulla­nan bir kitap niteliğine bürünmüştür.

Araştırmalar, yaygın biçimde okunan eserler arasında yer alan Kara Davud'un geleneksel yaşayış tarzını devam ettir­mekte olan çevrelerde bugün hâlâ okun­duğunu ortaya koymuştur. 1254-1330 (1838-1912) yılları arasında on beş baskısı yapılan eserin Türkiye Di­yanet Vakfı İslâm Araştırmaları Merkezi Yordam  bilgisayar kütüphane ka­yıtlarında, İstanbul ve Anadolu'daki kü­tüphanelerde mevcut altmış civarında nüshası tesbit edilmiştir. Kara Da­vud'u. Mehmet Faruk Gürtuna Şerh-i Delâil-i Hayrat ve Abdülkadir Akçiçek Delâil-i Hayrat Şer­hi Kara Davud (istanbul 1975) adıyla sadeleştirerek yayımlamıştır.

TDV İslâm Ansiklopedisi