Rind Nedir, Ne Demektir, Anlamı

"Rind" kelimesi Arapça kökenli olup, Türkçede çeşitli anlamlara gelebilen bir kelimedir. İlk olarak "kaygısız, umursamaz, aldırışsız" gibi anlamlara gelir. Bu anlamıyla, bir kişinin çevresindeki olaylara veya sorumluluklarına önem vermemesi durumunu ifade eder. Örneğin, "O, rind bir insan, her şeyi takmaz" cümlesinde, "rind" kelimesi umursamazlık, kaygısızlık gibi bir durumu vurgular.

Ancak, "rind" kelimesinin Arapça kökenli olduğunu düşündüğümüzde, başka anlamları da olabilir. Arapça'da "rind" kelimesi "genç, taze, canlı" gibi anlamlara da gelebilir. Dolayısıyla, bu kelimenin kullanımı bağlamına ve cümlenin içeriğine bağlı olarak değişebilir.

Özetle, "rind" kelimesi Türkçede genellikle kaygısızlık, umursamazlık gibi anlamlara gelir, ancak Arapça kökeni nedeniyle farklı bağlamlarda farklı anlamlara da gelebilir. Bu nedenle, kelimenin kullanıldığı cümlenin içeriği ve bağlamı dikkate alınmalıdır.


Ayrıca

Kalender, dünyaya ait işlere aldırış etmeyen, lâubali meşrep, sarhoş ve münkir manâlarına gelir. Divan şâirleri tarafından asırlarca kullanılan rindlik, sadece bir kavram değil, bizzat yaşanan bir hayat anlayışı ve dünya görüşüdür. Kaynağı İran olan bu hayat felsefesinin temelinde, fânî olan dünya hayatını değersiz görme, hadiselere karşı lakayt davranma, para ve maddeye değer vermeme vb, tavırlar görünür. Kılık-kıyâfete önem vermeyen genellikle eski, yırtık elbiselerle dolaşan rindler, gönül zengini olduklarını öne sürerler. Genellikle manevî güzelliği olan şeylere gönü! bağlayan ve mecazi aşktan hakiki aşka geçme yolunda bulunan rindler, fânî hayat anlayışını ezel’in “elest”i ile ebed’in sonsuzluğunda avuttuklarından, hayattan gönüllerince kâm almayı akıl kârı sayarlar.

Rindiik kavramı, esasında harabat harabatîlik anlayışıyla da birleşir. Harabat dıştan meyhane anlamına gelmekle beraber, gerçekte insanları hakikata ulaştıran dergâh demektir. Hattâ kelimenin bu manâsından hareket ederek üç cilt halinde hazırladığı Harabat adlı antolojisine bu adı niçin verdiğini açıklarken, Ziya Paşa: “Eski şâirleri mescitte değil, ancak orada,bir araya getirebilirim!” diyerek bir nükte yapar.

Rindler bezminde cânâ bir aceb nâm eyledik
Mescidin kandilin alıp meyhâneya câm eyledik
IV. Murad

Daha yeni Daha eski