Nevroz Nedir, Psikanalizde, Psikolojide, Terimi ve Tarihçesi

Nevroz

Nevroz, toplumsal tavır ve davranışları tutuklayan ve kişide ruhen hasta olduğu bilinciyle birlikte bulunan tinsel bir hastalıktır.

Psikanalizde

Çocukluk çağındaki cinsel yaşamın acı olaylarına bağlı ruh hastalığı. İsteği ifade eden eğilimler ile onları bilinçaltına iten eğilimlerin ruhsal iç çatışmasından doğar.

Psikolojide

Deneysel nevroz ilk olarak I. P. Pavlov ve yardımcıları tarafından hayvanlarda gerçekleştirlen koşullanma hallerindekine benzeyen ve insan nevrozunu andıran durum.

Bugün Nevroz Sayılan Hastalıklar

Histeri, boğuntu histerisi, fobi nevrozu ve saplantı nevrozu. Güncel nevroz, travma nevrozu, ve karakter nevrozunun tanımlamaları ise belirsizliklerini korumaktadır.

Nevroz Terimi ve Tarihçesi

Nevroz terimi ilk kez W. Cullen tarafından ortaya atıldı. Nevrozlar uzun süre, belli lezyonlara bağlanmayan işlevsel sinir hastalıkları sayıldı (Babinski). Nevrozlar, akıl hastalığı denen ve özgüllüğü bozuklukların ruhsal belirtilerine dayanan ve nevrozların özel bir sınıfını oluşturan psikozlardan zorlukla ayırt ediliyordu. Cullen’in görüşlerinden çok etkilenen P. Pinel sayesinde, nevrozlar organik bir neden bağlanmaya başlandı. 19.yy’in ikinci yarısında organcı düşünceler gittikçe başarı kazandı. Bu başarı, hastalığı herhangi organik bir dayanak bulunamayıp nevroz kavramı ortadan kalkma evrimi gösterinceye kadar sürdü. Daha sonra, psikiyatri, eski anatomiklik şemalara göre biçimlendirilerek kalıtsal etmenlerin ve bünyesel yatkınlığın eklendiği organcı yorumları sürdürdü. Freud’un Charcot‘dan ayrılmasına neden olan işte bu anlaşmazlıktır. Organikcilik konusundaki tartışmalar özellikle, Fransa’da çok yapıldı. Nevrozları sinirsel ve ruhsal işlevlerin çözülüp ayrılması biçiminde yorumlayan H. Ey‘in özellikle J. Lacan‘dan ayrılmasıyla sonuçlandı. Nevrozların ruhsal kökenli olduğu görüşü, nevrozları toplumsal tavır ve davranışları tutuklayan ruhsal iç çatışmalarla belirginleşen kişilk hastalıkları, diye tanımlayan P. Janet‘nin kuramıyla desteklendi. Günümüzde, ruhsal hastalıkların toplumsal kökenli olduğunu savunan başka düşünce akımları da vardır.Bu anlayış özellikle R. Laing tarafından temsil edilen karşıt psikiyatri ve F. Basiglia tarafından temsil edilen deliliği reddedici akım için geçerlidir.

Freud ruhsal nedenselliği bilinçaltına özgü yapı ve dinamizm deyimiyle tanımladı. Nevrozun merkezinde bulunan ruhsal çatışmanın bağlı olduğu üst ruhbilimin boyutları yerel ortamı, ekonomik etmenleri ve kalıtsal özellikleri kapsar. Çatışma, çocuk cinselliğinin Odipus kompleksi çerçevisinde gelişmesiyle örülür. Çatışmanın hastalığa dönüşmesi için, cinsel isteğin doyumundan yoksun kalması gibi özel durumlar gerekir. Bu istekler, o zaman, dolaylı yollardan karşılanmaya çalışılır ve baskı sürerse belirtinin çıkmasına yardımcı olur. Libidonun tespitiyle ve geri çekilmesiyle birleşen içe atma, nevroza neden olan etmenlerden biridir. Ayrıca, nevrozluğunun hastalığına sığınarak kaçtığı gerçek kırıntısı, fantazmalı bir dünya biçiminde yeni baştan ortaya çıkar. Jacgues Lacan‘ın yapıtları özellikle aşağıdaki kavramlardan yola çıkarak, nevroz ve psikozların yapısal belirlenmesinin yapılabilmesine olanak sağlamıştır: özne’nin bölünmesi, istek, nesne, eksiklik ve atılmadır…

Gözat

  • Saplantı nevrozu
  • Savunu nevrozu
  • Karakter nevrozu
  • Narsistik nevroz
  • Nevrozun belirsizlik ilkesi
  • Korku nevrozu
Daha yeni Daha eski