Zühd Nedir, Ne Demektiri Kuşeyri'ye Göre Zühd

Zühd

Lügat ta terk etmek, dünyaya buğz etmek kötü kabu! edilen şeylerden yüz çevirmek manâlarına gelmektedir.

İstılahta bu kelime; “nefsi, Allah’a ait meşguliyetten uzaklaştıracak herşeyi terketmek” anlamında kullanılmıştır.

Zühd dünyaya karşı duyulan istekleri gönülden söküp atma gayretidir. Kişi, nefse ait hevesleri, şöhret, mansıp hırsını, dünya malını terketmedikçe “Zâhid” olamaz. Bu bakımdan zühd: gerçek anlamda bir manevî temizliktir.

Kuşeyrî, Risâlesi’nde, zühd hususunda insanların ihtilâfa düştüklerini ifade ederek, bir kısım kimselerin zühdü, haram olan şeylerden uzaklaşmaktan ibaret saydıklarını, zirâ helâlin, Hakk’ın mübâh kıldığı bir nimeti olduğunu, şükrünü ifâ ettiği her nimetten faydalanmanın, insanları zühd yolundan uzaklaştırmayacağını ileri sürdüklerini söyler. Diğer bir kısmının, haramda zühdün vâcib, helalde ise bir fazilet sayılacağını, Hakk’ın insanlara bahşettiği nimete şükrederek, mâlik olduğu serveti, yine Hakk yolunda tasadduk etmesininin gerektiğini, zira Allah Teâlâ’nın Kur’ân-ı Kerîm’de:

‘Dünya’nın faydası pek azdır. Ahiret ise, sakınanlar için elbette hayırlıdır” (K.4/77) buyurduğunu ileri sürer.

Haramda zühd, yani haramı terk etmek her müslüman için farzdır.

Geçmiş mutasavvıflar, zühdü üç kısma ayırmışlardır:

  1. Büyük ve küçük günâhlardan kaçınmak, Allah rızasının dışında kalacak herşeyden yüz çevirmektir.
  2. Helâl olan şeyde fazla olanı terk etmek, şübheli şeylere yaklaşmamak.
  3. Allah’ı tefekkürden uzaklaştıracak herşeyi terketmektir.

Bazı sofiler dinya sevgisini gönülde bulundurup da elinden bırakmanın zühd olmayacağını belirterek hakiki zühdün, dünya malına sahib olduğu halde onu kalbten söküp atmakla mümkün olacağını söylemişlerdir.

Daha yeni Daha eski