Korça -Görice- Arnavutluk Tarihi, Yerleri, Özellikleri, Hakkında Bilgi

Görice (Korça). Arnavutluk’un güneydoğu kesiminde eski bir Osmanlı kasabası.

Bugün Korca adıyla anılmakta olup Yunanistan sınırına yaklaşık 20 km. uzak­lıkta, Ohri’nin 60 km. güneyinde ve eski Manastır (Bitola) vilâyet merkezinin 65 km. güneybatısında, doğudan Makedon­ya göller bölgesine bitişik Morave dağ­larının kuzeybatı eteğinde verimli ve ge­niş ovada kurulmuş, denizden 869 m. yükseklikte önemli bir tekstil ve sanayi şehridir. Osmanlı döneminde önce nahi­ye, daha sonra kadılık ve XIX. yüzyılda Manastır vilâyetine bağlı Görice sanca­ğının merkezi olmuştur.

Görice, Osmanlılar tarafından Arnavut­luk’ta kurulan en önemli kasabalardan biridir. Osmanlılar, XIV. yüzyılın sonlarına doğru o dönemde feodal beyler tarafın­dan yönetilmekte olan Doğu Arnavutluk’a sızmaya başladılar. Arnavut beylerinin ço­ğu bir süredir Osmanlılar’a tâbi durum­daydı. Yıldırım Bayezid döneminde Os­manlı garnizonu ve idarî birimleri Görice ve Pirmedi (Permeti) kalelerine yerleşti. Osmanlılar Makedon­ya’nın doğu kesimini (Pirlepe, Ohri, Ma­nastır) ele geçirdiklerinde büyük bir ihti­malle 1395’te veya hemen sonra Görice bölgesini de topraklarına katmışlardır. Nitekim piskopos Niphon tarafından yap­tırılan ve Görice’ye 3 km. mesafedeki Mborja köyünde bulunan büyük kilisenin (Kisîıa e Ristozit) kitabesinde yer alan 1390 tarihi Osmanlı idaresinin başlangıcının sı­nırını tayin eder. Görice bölgesinin ve ka­lesinin Osmanlılar tarafından ele geçirili­şine dair İlk dönem Osmanlı kroniklerin­de bilgi yoktur. XV. yüzyıl boyunca Görice adı. bugünkü şehirle Mborja köyünün arasında kalan Morave dağlarının eteğin-deki kale ve bölge için kullanılmıştır. İlk dönem Osmanlı belgelerinde burası her­hangi bir ayırım yapılmaksızın Enborye ve Görice adlarıyla anılmıştır. 886 (1481) tarihli Tımar Defteri’nüe Görice nahi­yesinde Arnavut İshak tımarından bah­sedilmektedir. Bu timar sekiz küçük kö­yü ihtiva etmekte ve bunlardan biri al­tı müslüman ve iki hıristiyan haneden oluşmaktadır. Bu belgeden hareketle, Ar­navutluk’ta İslâmiyet’in yayılmasının er­ken tarihlerde başlamış olduğu ve sa­dece Arnavut soyluları arasında değil Arnavut köylüleri arasında da ihtidala­rın meydana geldiği söylenebilir.

XV. yüzyıl ve XVI. yüzyılın birinci yarısı boyunca Görice Kalesi varlığını sürdür­dü. II. Bayezid dönemine ait Ahkâm Def-teri’ndeki Haziran 1501 tarihli bir hük­me göre Görice Kalesi’nde Fâtih Sultan Mehmed’in adıyla anılan bir cami vardı ve o yıl buranın onarımının yapılması is­tenmişti. Bu cami en azından XIX. yüz­yıl başlarına kadar ibadete açık kaldı. Nitekim 1818 tarihli bir kayıtta, Göri-ce’de Enborye köyündeki Sultan Meh­med’in yaptırdığı camiye müezzin tayini istenmişti. Dolayısıyla Enborye veya da­ha yaygın olarak Görice adıyla anılan ka­le terkedildikten sonra da Enborye’nin bir yer adı olarak yaşadığı anlaşılmak­tadır. Cami 1967’de komünist idaresin­ce tamamen ortadan kaldırılmıştır. 925 (1519) tarihli Tahrir Defteri’nde de Gö­rice Kalesi’nin müsellemlerden oluşan bir hıristiyan cemaat tarafından korun­duğu kayıtlıdır. Aynı kaynağa göre, Görice’ye bağlı En­borye köyünde on sekiz müslüman ve seksen sekiz hıristiyan hâne vardı. 936 (1529) tarihli defterde ise adı geçen köy­de on beş müslüman ve 101 hıristiyan hanenin varlığı tesbit edilmektedir.

Görice, bu bölgede müslüman bir şe­hir merkezi oluşturmak amacıyla Osman­lılar tarafından kurulmuştur. 1486’da Görice’nin 7 km. kuzeyindeki Boboştit-sa (Boboshtica) köyü II. Bayezid’in mîrâhuru İlyas Bey’e mülk olarak verilmiştir. İlyas Bey burada 901’de (1495-96) hâlâ mevcut olan âbide­vî kubbeli bir cami yaptırmıştır. 1817′-de Boboştitsa köyü Tepedelenli Ali Pa-şa’nın has çiftliği durumundaydı. İlyas Bey’in 910 (1504) tarihli vakfiyesine gö­re Görice’ye bağlı Piskopiye (Peshkepi) köyündeki vakıfları cami yanında imaret, han ve muallimhâneyi de içine al­maktaydı. Mahallî rivayetlere göre İlyas Bey bir de hamam inşa ettirmişti. Ha-dîkatü’l-cevâmi’de aslen Arnavut olan İlyas Bey’e atfedilen yukarıdaki eserle­rin varlığını teyit etmektedir (1, 196). Aynı kaynak İlyas Bey’in Görice’ye defnedil­diğini de belirtmektedir. Şemseddin Sa­mi Kâmûsü’î-a’lâm adlı eserinde cami, medrese, imaret ve tekkeyi zikretmek­tedir. Ona göre İlyas Bey, II. Mehmed ve II. Bayezid dönemlerinde Görice’nin en önemli simasıydı. İlyas Bey II. Murad’ın kızı Hundi Hatun’la evlenmiş ve İstan­bul’da Mîrâhur Camii’nİ yaptırmıştı, Kâ-mûsü’l-a’Iâm’a göre İlyas Bey Görice’-deki binalarını eski bir manastırın oldu­ğu yerde inşa ettirmiş ve buraya Kasa­ba adı verilmiştir. Bugün hâlâ müslü-manların meskûn olduğu semt aynı adı taşımaktadır. Çoğunlukla hıristiyan la nn oturduğu semtler ise Varoş ve Bazar adlarıyla anılmaktadır. Tiran’daki Arna­vutluk devlet arşivinde İlyas Bey’in va­kıfları ve gelirleriyle ilgili pek çok belge bulunmaktadır. Bu belgelerin birer kop­yası Münih’teki Oriental Institut’tadır.

Görice’nin XVII ve XVIII. yüzyıllarda faz­la gelişmediği tahmin edilmektedir. Kâtib Çelebi Görice’yi Ohri sancağına bağlı bir kaza olarak belirtir. Rumeli’deki ka­dılıklar arasında Görice kadılığı alt sıra­larda yer almaktadır. Görice adının En­borye ve Piskopiye’nin yerini aldığının ilk işareti, 953 (1546) tarihli İstanbul Va­kıfları Tahrir Defteri’nde Mîrâhur İlyas Bey’in yaptırdığı binaların Görice kasa­basında olduğunun ifade edilmesidir. Bu­günkü Görice’nin güneydoğusunda bir tepe üzerinde Melçan Bektaşî Tekkesi bulunmaktadır.

XVIII. yüzyılın İkinci yarısında Eflak ti­caret metropolü Voskopoye’den (vosko-poje) gelen hıristiyan göçmenlerle Görice’de hayat biraz daha canlanmıştır. 1783’te Görice Tepedelenli Ali Paşa’nın denetimine geçmiştir. Fransa’nın Sela­nik konsolosu Felix Beaujour ve İngiliz seyyahı VVilliam Martin Leake’e göre XIX. yüzyılın ilk yarısında Görice’de 450 ha­nede yaklaşık 3000 nüfus vardı. J. G. von Hahn, XIX. yüzyılın ortalarında Görice’­nin hızla geliştiğinden bahsetmektedir. Diğer bazı kaynaklarda 1859’da burada 10.000 ki­şinin yaşadığı zikredilir. Şemseddin Sa­mi, XIX. yüzyılın son on yılında Görice nüfusunun 18.000 olduğunu ve şehirde 757 dükkân, yirmi üç han. iki cami, bir imaret, iki hamam, bir saat kulesi ve dört kilise bulunduğunu belirtmektedir. XIX. yüzyılın sonunda Görice büyük bir yangın geçir­di ve önemli bir kısmı harap oldu. Yanan yerler, Ahmed Eyüp Paşa’nın gayretiyle modern bir plana uygun olarak yeniden imar edildi. Bu plan bugün de şehrin karakteristik özelliğini aksettirir. 7 Mart 1887 tarihinde ilk defa Arnavutça öğre­tim yapan bir okul vg 1893’te kız öğren­cilere ait okul da faaliyete geçti. 1864′-te vilâyetlerin yeniden düzenlenmesi es­nasında Görice, Güneydoğu Arnavutluk’un çoğunu ve bugünkü Yunan Makedonyası’nın da önemli bir kısmını içi­ne alan bir sancak haline dönüştürüldü. 1882 Osmanlı sayımına göre bu sanca­ğa bağlı yerlerin toplam nüfusu 76.489 müslüman ve 50.742 hıristiyandan mü­teşekkildi. 1906 sayımına göre ise aynı bölgede 85.329 müslüman ve 82.025 hıristiyan yaşamaktaydı. Bu rakamlar, hıristiyan nüfusun müslüman nüfustan daha fazla oranda arttığını göstermek­tedir.

1912-1914 Balkan savaşları sırasın­da Görice Yunanlılar tarafından ele ge­çirildi. Yunan yanlısı Arnavutlar ile milli­yetçi Arnavutlar’ın mücadele alanı oldu ve çok zarar gördü. Şehir. I. Dünya Sa­vaşı esnasında Fransızlar tarafından iş­gal edildi.(Ekim 1916) 10 Aralık 1916 ta­rihinde Görice özerk bölge (Krahine autonome e Korçes) oldu. Bu özerklik Fransa denetiminde 1918’e kadar devam etti. Özerklik Görice ve yöresindeki Bilisht, Kolonje, Göre ve Opar bölgelerini içer­mekteydi. Özerk bölge on dört kişilik bir meclis tarafından idare edilecek, resmî dit Yunanca yerine Arnavutça, bayrak Arnavut bayrağı olacak ve Yunanca ye­rine Arnavutça eğitim verilecekti. Roma ve Atina’dan gelen itirazlar yüzünden Fransa’nın askeri temsilcisi A. Dekoeu, Korca yetkilileri Th. Görmenji ve S. Butka tarafından imzalanan Görice proto­kolü Şubat 1918’de Fransa tarafından bozuldu; Fransa Görice ve yöresinin yö­netimini doğrudan ele aldı. 1919 ve 1920 yıllarında Yunan saldırılarına rağmen Gö­rice Yunan istilâsından korunmuştur.[84] 1916 Fransız sayımına göre Görice’nin nüfu­su 23.000’i aşmaktaydı ve bunun sade­ce 5464’ü müslümandı. Görice kazasında ise müslümanlar çoğunluktaydı. 57.000 toplam nüfusun % 69’u müslümanlar-dan oluşuyordu. Günümüzde Görice’nin nüfusu 70.000’i aşmıştır. Görice ilinin yüzölçümü ise 2181 kmz’dir.

Görice, yazdığı ıslahat lâyihaları ile dik­kati çeken ve bazı yazarlarca Osmanlı Montesquieu’sü olarak nitelendirilen Koçi Bey’in kasabasıdır ve ailesi İlyas Bey Ca­mii hazîresine defnedilmiştir. Koçi Bey’in kendisi, Bursalı Mehmed Tâhir’e göre Ma­nastır yolu üzerindeki mezarlıkta, Franz Babinger’e göre ise Görice Camii nazire­sinde medfundur. Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın ailesi de Göricelidir. 1992’de Arnavutluk’ta komünist dikta­törlüğün yıkılmasından sonra yeniden oluşan müslüman cemaatin ibadethanesi olarak kullanılan İlyas Bey Camii. XIX. yüzyılın ilk yıllarında kurulan Turan Bek­taşî Türbesi ve 1293 (1876) tarihli başka bir türbe ayakta kalan İslâmî yapılardan­dır. Bektaşîler 1992’den sonra tekrar dinî inançlarını yaşamaya başladılar. Son gün­lerde (1996) Arnavutluk’taki Bektaşîliğin İslâm’dan ayrı müstakil bir dinî cereyan olarak ilân edilmesi yolunda adımlar atıl­maktadır. Şehrin güneydoğusundaki gör­kemli Melçan Bektaşî Tekkesi komünistlerce tahrip edilmiş ve henüz yeniden in­şası gerçekleşmemiştir.

TDV İslâm Ansiklopedisi

Yorum ekle...

Konu hakkında yorum ya da düşüncelerini paylaş...

Daha yeni Daha eski