Hisarbuselik Makamı Nedir, Özellikleri, Hakkında Bilgi

Hisar-bûselik. Türk mûsikisinde bir birleşik makam.

Hisar ile buselik makamlarının birleş­mesinden meydana gelen ve yapısı gere­ği ifade imkânları açısından zengin özel­liklere sahip olan hisar-bûselik makamı bu sebeple bestekârlar tarafından deği­şik şekillerde düzenlenmiştir. Başlıca dört şekilde kullanıldığı görülen bu makamın en çok rastlanan karakteristik tertibi, hi­sar makamı dizilerine yerinde buselik beş­lisi veya dizisinin eklenmesi ve buselik di­zisiyle karar etmesinden meydana ge­lir.

Çok çeşnili böyle bir makamın bütün özelliklerini şarkı gibi küçük formlarda göstermek zaman bakımından pek mümkün olmadığından diğer şekiller bu ilk ter­tibin kısaltılmasından doğmuş olup şun­lardır:

II. şekil, özellikle küçük formlu eserler­de daha kısa bir seyir alanı içerisinde kul­lanılan makamın bu şeklinde, hüseynî per­desindeki zirgüleli hicaz dizisinin bir kıs­mında gezinildikten sonra yerindeki hü­seynî dizisinin üst bölgesi olan hüseynî perdesinde uşşak dörtlüsüne geçilir ve yerindeki hüseynî beşlisi gösterilmeden yerinde buselik beşlisine geçilip karar ve­rilir.

II. sekil hisar-buselik makamı dizileri

III. şekil. Yine küçük formlu bazı eser­lerde çok tercih edilen bu tertip ikinci şe­kilden daha da kısa bir düzenleme olup hüseynîdeki zirgüleli hicazdan sonra ye­rindeki hüseynî dizisine hiç yer vermek­sizin hemen buselik dizisine geçilip karar verilmesi biçimindedir. Basit şehnaz-bû-selik makamına çok yakın görünen bu ya­pıda, hüseynî perdesindeki zirgüleli hi­caz dizisinin kararı sırasında yeden ola­rak kullanılan nîm- hisar perdesi maka­mın hisar-buselik özelliğini sağlamaktadır.

Hisar-bûselik eserlerde eğer birinci şe­kil kullanılıyorsa donanımına si için koma bemolü (segah) yazılır. Diğer şekiller için ise hiçbir şey yazmamak ve gerekli deği­şiklikleri eser içinde göstermek daha doğ­rudur.

İnici – çıkıcı bir seyir takip eden maka­mın yedeni nîm-zirgüle durağı dügâh perdesidir. Bu perde­de nîm hisar perdesi yeden olarak kulla­nılmak suretiyle zirgüleli hicaz çeşnisiyle makamın yarım kararı yapılır.

IV. şekil. Küçük formlu bazı eserlerde görülen bir diğer şekilde makam, dügâh perdesindeki neveser dizisine yerinde bu­selik beşli veya dizisinin eklenmesi biçi­mindedir. Fakat çok defa hüseynî perde­sinden aşağıya doğru nîm-hisar perdesi terkedilmeden inildiği için dügâh perdesi üzerindeki çeşni nikriz beşlisi haline gel­mekte ve buselik de ancak bir üçlü halin­de bulunmaktadır. Daha doğrusu son kı­sımda buselik dizisi veya beşlisi de orta­dan kalkmakta ve dügâh perdesinde nik-rizli karar verilmektedir. Bu durumda makamı tek dizi ile göstermek de müm­kündür.

Hisar-buselik makamının asma karar perdeleri kullanılan şekle göre artar ve­ya eksilir. Ancak esas olan ilk şekilde, hi­sar makamının bütünüyle yer alması se­bebiyle bu makamın asma kararlan, ar­dından da buselik dizisine geçildiği için onun asma kararlan kullanılacaktır. Bun­lar da hüseynîde uşşaklı, nevada rastlı. Özellikle çargâhta çârgâhlı, segahta se-gâhlı ve dügâhta hüseynîli asma karar­lardır. Buselik dizisine geçildiğinde ise hüseynîde kürdîli. çargâh ve rastta çârgâh­lı asma kararlar yapılır. Ancak buselik di­zisinin bütünüyle değil de sadece beşli olarak kullanılması halinde hüseynîdeki kürdîli asma karar kullanılmayacaktır. Makam, çok dizili ve yapısı gereği geniş bir seyir alanına sahip olduğundan ayrıca genişletılmemiştir.

Birinci şekil hisar-bûselik makamının seyrine hisar makamı gibi güçlü perdesi civarından ve bu perdenin üzerindeki zir­güleli hicaz dizisinin seslerinde dolaşıla­rak başlanır. Bu dizide gezindikten son­ra güçlü hüseynî perdesinde, nîm-hisar perdesi yeden olarak kullanılmak suretiy­le zirgüleli hicaz çeşnili yarım karar yapı­lır. Daha sonra geçilen hüseynî dizisinde asma kararlar gösterilerek dolaşılması­nın ardından yerindeki buselik dizisi veya beşlisine geçilir. Burada da gerekli asma kararlar belirtilerek gezinildikten sonra dügâhta buselik çeşnili ve genellikle ye-denli tam karar yapılır. İkinci şekildeki se­yirde ise hüseynîdeki zirgüleli hicaz çeş­nili yarım karar yapıldıktan sonra hüsey­nî perdesindeki uşşak dörtlüsüne geçilir. Buradaki kısa bir gezintinin ardından ye­rindeki hüseynî beşlisi gösterilmeden ye­rindeki buselik beşlisine geçilir ve bu beş­li ile tam karar yapılır. Üçüncü şekil için hüseynî perdesindeki zirgüleli hicaz ge­zintisi ve yarım kararından sonra hemen buselik beşlisine geçilir ve buradaki ge­zintiden sonra da dügâhta bûselikli ve ye-denli tam kararyapılır. Dördüncü şekil hi­sar-bûselik makamı âdeta basit bir ma­kam gibi kullanılmıştır. Hüseynî üzerin­deki gezinti ve yarım karardan sonra dü­gâh perdesindeki nikriz beşlisine geçilip bu beşli ile dügâhta tam karar yapılır. Bu tarz seyirde, hüseynîdeki yarım karardan sonra nîm-hisar perdesi terkedilmek-sizin aşağıya inildiğinden dügâh perdesi üzerindeki beşli nikriz beşlisine dönüş­müştür.

Zekâi Dede’nin iki beste ve iki semai­den oluşan takımı bu makamın en güzel örnekleri arasındadır. Bu eserler darb-ı fetih usulünde, “Yâr olmayıcak câm-ı sa-fâyı çekemez dil” mısraı ile başlayan bi­rinci bestesi, çenber usulünde, “Zahm-ı sînem hançeri zerkâr bilmez kim bilir” mısraı ile başlayan ikinci bestesi, “Yâr alıp destine peymâne gelir mi bilmem” mısraı ile başlayan ağır semâisiyle, “Gön­lüm heves-i zülf-i siyehkâre düşürdüm” mısraı ile başlayan yürük semâisidir. Ay­rıca Tanbûrî Mustafa Çavuş’un raks ak­sağı usulünde, “Dök zülfünü meydâna gel” mısraıyla başlayan ve Servet Yesârî Bey’in curcuna usulünde, “Bir hâdise var cân ile cânân arasında” mısraı ile başla­yan şarkılarının yanında Zekâi Dede’nin, “Yâ ilâhî sana geldik bizi mahzun eyle­me” mısraıyla başlayan ilâhisi de bu ma­kamın çok bilinen örneklerindendir.

TDV İslâm Ansiklopedisi

Sitede Ara