İnebahtı Deniz Savaşı Nedenleri, Sonuçları, Hakkında Bilgi

İnebahtı Savaşı. Osmanlı donanması ile müttefik Haçlı donanmaları arasında meydana gelen deniz savaşı (17 Cemaziyelevvel 979 / 7 Ekim 1571).

Sıngın Donanma Savaşı olarak da bilinir. Osmanlı deniz tarihinde yenilgiyle sonuç­lanan ve donanma kaybedilen ilk büyük savaş olarak kabul edilmektedir. II. Selim zamanında Venedik idaresindeki Kıbrıs’a sefer düzenlenmesi ve adanın Osmanlı­lar tarafından fethi üzerine (978/1570), başta papalık olmak üzere Venedik ve İs­panya gibi büyük donanmalara sahip dev­letlerin öncülüğünde Kıbrıs’ı kurtarmak için bir Haçlı ittifakı kuruldu (20 Mayıs 1571). Bu ittifakın hazırlıkları ile meşgul olan ve tek başına donanma ile Kıbrıs’a yardıma gitmeye cesaret edemeyen Ve­nedik, adanın düşüşünden sonra bu­nun karşılığını Adriyatik’teki Osmanlı kıyılarına saldırmakla almak istedi. Ra­mazan 978’de (Şubat 1571) İstanbul’a ge­len haberlerde İspanya ve Venedik donanmasının Kefalonya ve Zaklise tarafların­da olduğu bildirilmişti. Bunun üzerine Os­manlılar biri Kıbrıs’a yapılacak müttefik yardımını önlemek, diğeri henüz alına­mamış olan Magosa’ya ikmalde bulun­mak amacıyla iki donanma hazırlamak için harekete geçtiler. Şubat ve mart ay­larında Rumeli ve Anadolu’daki kadılıkla­ra kürekçi temini; Çorum. Ankara, Çankı­rı, Canik ve Karahisarışarkî sancaklarına da sipahileriyle birlikte donanmaya katıl­maları için emirler gönderildi. Ayrıca sahillerde ge­mi inşa etmek isteyen levent reislerine yardımcı olunması talimatı verildiği gibi 18 Ramazan 978’de (13 Şubat 1571) Avlonya azaplar ağası olan Kara Hoca bu re­islere başbuğ tayin edildi. Manya âsileri İspanya ve Venedik ile İş birliği yaptığın­dan karadan da 2 Zilhicce’de (27 Nisan) Vezir Ahmed Paşa serdarlığında Arnavut­luk ve Dalmaçya kıyılarına bir ordu gön­derildi.

Kıbrıs’a gidecek olan Kaptanıderyâ Müezzinzâde Ali Paşa, 19 Şevval 978’de (16 Mart 1571) 103 kadırgadan oluşan donan­ması ile İstanbul’dan yola çıktı. 18 Zilka-de’de (13 Nisan) Fenike’ye gelen kaptan-ı derya zilhicce başlarında (nisan sonlan) Magosa’ya ulaşmış ve kendisine verilen emir gereği mühimmatı teslim edip on beşyirmi gemiyi orada bıraktıktan son­ra dönüp Rodos Boğazı’nda müttefik kuvvetlerin gemilerinin yolunu kesmek üze­re harekete geçti.

Şevval 978’de (Mart 1571) donanma ser­darı tayin edilen Vezir Pertev Mehmed Paşa ise beraberindeki 124 gemiyle 9 Zil­hicce’de (4 Mayıs) İstanbul’dan ayrıldı ve geri kalan gemiler, muharrem (haziran) başlarında eski Cezayirigarp beylerbeyi Hasan Paşa maiyetinde gönderildi. Do­nanmada kürekçinin yetersiz olduğu görüldüğünden adalardan kürekçi temin edilmesi uygun görüldü. Arnavutluk ve Dalmaçya kıyılarında yürütülecek olan bu deniz harekâtında Mora, Yanya ve Delvine sancaklarının yardımcı olmaları ve Ce­zayirigarp Beylerbeyi Uluç Ali Paşa’nın da bu donanmaya katılması kararlaştırıldı.

İnebahtı Seferi’nin güzergâhını göste­ren bir ruûs defterine göre donanma24 Zilhicce 978′-de (19 Mayıs 1571) Sakız’da ve 2 Muhar­rem 979’da (27 Mayıs 1571) Eğriboz’da idi. Aynı gün Uluç Ali Paşa altı bastarda, bir kadırga ve on bir kalite ile gelmiş, bunlardan ikisini Hacı Murad Reis ile İs­tanbul’a göndermişti. Yine Trablusgarp Beylerbeyi Cafer Paşa da bir kadırga ve bir kalite ile donanmaya katılmıştı. Do­nanma altı yedi gün Eğriboz’da kalıp bü­tün gemiler yağlandıktan sonra 9 Muharrem’de (3 Haziran) buradan ayrıldı. Bundan birkaç gün sonra kaptan-ı derya kendi donanmasıy­la Pertev Paşa’ya ulaştı ve birlikte Girit üzerine gidildi. Bu sırada İstanbul’dan gelen emirlerde donanmanın Girit civa­rında fazla oyalanmaması istenmiş, kap­tan-ı deryaya da Pertev Paşa ile birlikte hareket etmesi tavsiye edilmişti.

Uzun süre Ege denizinde dolaşan do­nanma 24 Muharrem’de (18 Haziran) Gi­rit adasına gelmiş ve beş altı gün süren yağmalama saldırılarından sonra 5 Sa-fer – 6 Rebîülevvel (29 Haziran – 29 Tem­muz) tarihleri arasında sırasıyla Manya, Avarin, Ballı Kilise. Zaklise, Kefalonya, Bahşilar, Sobot ve Sazana adasını yağma­lamış, nihayet Arnavutluk kıyılarına ulaş­mıştır. 9 Rebîülevvel – 1 Cemaziyelevvel (1 Ağustos-21 Eylül) tarihleri arasında ise Ülgün, Bar, Nova, Budva, Draç, Korfu, Balıklağa, Gomaniçe, Preveze ve Balyabad-ra’ya uğrayarak 2 Cemâziyelevvel’de (22 Eylül) İnebahtı’ya gelmiştir. Donanma on gün burada kaldıktan sonra 13 Cemâziyelevvel’de (3 Ekim) İnebahtı’nın karşısın­da yer alan Balyabadra yakınlarına geç­miş ve savaş öncesinde burada demirle­miştir. Dalmaçya kıyılarındaki harekât sırasında Uluç Ali Paşa maiyetindeki do­nanmayla Zadar’a kadar uzandığı gibi Ka­ra Hoca da Venedik kıyılarına kadar iler­lemiş ve bu tehdit altında Venedikliler şehri savunmak amacıyla ciddi bir tahki­mat yapmak zorunda kalmıştı.

Bütün bu gelişmeler olurken muhar­rem sonlarında (haziran ortaları) İspanya’­dan 110 kadırga, altmış barca ve iki kal­yonun gelmeye hazır olduğu haberi alın­dı. Ancak henüz ortada savaşacak bir do­nanma olmadığından rebîülevvelde (ağus­tos) kaptan-ı deryanın donanmanın bu sene Adriyatik’te kışlaması teklifi uygun görülerek 150 geminin Kotor Limanı’nda demirlemesi kararlaştırıldı. Fakat çok geçmeden Don Juan kumandasındaki İspanya donanma­sı 24 Ağustos’ta Otranto’ya ulaştı; bura­da yapılan görüşmelerden sonra müt­tefik donanması 16 Eylül’de Mesina’dan çıkıp 27 Eylül’de Korfu’ya geldi.

Bu durumda iki donanmanın savaş için çok hazırlıklı olduğunu söylemek müm­kün değildir. Osmanlı donanması altı ay süren uzun bir deniz harekâtından sonra yorgun düşmüş ve bazı levent gemileriy­le etraftaki sancak beyleri izin isteyerek donanmadan ayrılmıştır. Bu sebeple Os­manlı donanmasının kürekçi ve savaşçı eksikliği bulunuyordu. Müttefik donan­ması ne yapacağı konusunda kararsızdı. İspanya donanma kumandanı Don Juan ya doğrudan Kıbrıs’a veya Tunus’a gidil­mesinde, Venedik donanma kumandanı Veniero ise Osmanlı donanmasına saldı-rılmasında ısrar etmekteydi. Papalık, do­nanma kumandanı Colonna’nın da teşvi­kiyle Osmanlı donanması üzerine gidilme­sine karar verildi.

Osmanlı donanması İnebahtı körfezin­de beklerken müttefik donanmasının gelmekte olduğu haberi alındı. Bunun üzerine donanma serdarı Pertev Paşa, Kaptanıderyâ Müezzinzâde Ali Paşa, Ce-zayirigarp Beylerbeyi Uluç Ali Paşa, Trablusgarp Beylerbeyi Cafer Paşa, Hayreddin Paşazade Hasan Paşa, on beş sancak be­yi ile tecrübeli reislerin katıldığı bir savaş meclisi toplandı. Müzakerelerde tecrübeli bir denizci olan Uluç Ali Paşa. müttefiklerin müstahkem bir mevki olan İnebahtı Boğazı’nı geçmesinin imkânsız olduğunu ileri sürerek ciddi eksikleri olan donan­manın körfezden dışarı çıkmamasını ve müttefik donanmasının burada beklen­mesini teklif etti. Bu düşünce Pertev Pa­şa tarafından da benimsendi. Ancak kap­tan-ı derya bu görüşe karşı çıktı ve aldığı emir gereği mutlaka savaşmak gerekti­ğini söyledi.

İki donanma 17 Cemâziyelevvel 979’da (7 Ekim 1571) İnebahtı körfezinde karşı karşıya geldi. İki tarafın gemi sayısı hak­kındaki bilgiler oldukça farklıdır. Osmanlı donanmasında yaklaşık 230 gemi. 25.000 savaşçı, müttefik donanmasında ise 243 gemi ve 37.000 savaşçı bulunmaktaydı. İki donanma arasındaki asıl önemli fark. Osmanlı donanmasının uzun süren yo­rucu ve yıpratıcı savaşlardan sonra zayıf düşmesi, müttefik donanmasının ise taze bir kuvvete sahip olmasıydı, öğleye doğ­ru başlayan ve akşam güneş batarken sona eren savaş çok şiddetli ve kanlı ol­du. Osmanlı donanmasında 20.000 kişi­nin öldüğü bu savaşta başta Kaptanıderyâ Müezzinzâde Ali Paşa olmak üze­re on bir sancak beyi ve alay beyleri, ter­sane eminiyle kethüdası ve pek çok re­is hayatını kaybetti. Trablusgarp Bey­lerbeyi Cafer Paşa ve Müezzinzâde Ali Paşa’nın iki oğlunun da aralarında bu­lunduğu 3000 kişi esir düştü. Pertev Pa­şa’nın gemisi de batırıldı ve serdar de­nizden yaralı olarak güçlükle kurtarıldı. Sadece Uluç Ali Paşa, müttefik donan­masına verdiği kısmî zarardan sonra us­ta manevralarla kendisine ait otuz gemi­den oluşan filoyu savaş mahallinden çı­karmayı başardı ve süratle oradan uzak­laştı. Bütün Osmanlı donanmasında 190 gemi ya batmış veya ele geçirilmiş, ge­milerdeki 15.000 forsa da serbest kal­mıştı. Müttefik donanmasında ise 8000 ölü, 21.000 yaralı yanında on beş kadır­ga batmış ve pek çoğu da tahrip olmuş­tu. Ayrıca donanma kumandanı Don Juan yaralandığı gibi Don Kişot müellifi Cer-vantes de sol kolunu kaybetmiş ve pek çok İspanyol, İtalyan ve Maltalı asilzade ölmüştü.

II. Selim, İnebahtı Deniz Savaşı’nın so­nucunu Uluç Ali Paşa’nın gönderdiği bir mektupla 3 Cemâziyelâhir 979’da (23 Ekim 1571) öğrendi ve ertesi gün tedbir olarak Mora kıyıları­nın korunması için Vezir Ahmed Paşa’ya ve Rumeli beylerbeyine emirler gönderdi. Pertev Paşa ise 27 Cemâziyelevvel’de (17 Ekim) İnebahtı’da bulunuyor, savaşta hayatını kay­bedenlerin yerlerine yeni tayinler, yapıyor ve terakkiler veriyordu. Ancak II. Selim ve Sadrazam Sokollu Mehmed Paşa. İnebahtı Deniz Sava-şı’na katılanların durumlarından hiç mem­nun değillerdi. Hatta Şeyhülislâm Ebüs-suûd Efendi’nin İnebahtı ile ilgili bir fetvasında “savaştan kaçarken gark olanlar Hak hazretlerinin gazabı canibine mübtelâlardır. Halâs olanlara dahi an karîb eri­şir” denilmekteydi. Bu sebeple gerek donanmada ge­rekse İnebahtı’da verilen terakkilerin ve yapılan tayinlerin geçersiz olduğu ilgili makamlara bildirilmiş sadece savaşta çarpıştığı halde ba­tan gemilerden kurtulanlar istisna edil­miştir.

Savaşta gösterdiği gayretlerinden do­layı Uluç adı Kılıca çevrilen Ali Paşa’ya 8 Cemâziyelâhir 979’da (28 Ekim 1571) kap­tan-ı deryalık görevi ve Cezayir beylerbeyiliği verildi. Maiyetindeki gemilerle bir­likte Pertev Paşa’ya iltihak etmesi ve İs­tanbul’a dönmesi istendi. 19 Cemâziyelâhir’de (8 Kasım) Eğriboz’a gelen donan­ma bir süre bu bölgede muhafaza göre­vini sürdürmüş ve nihayet6 Receb’de (24 Kasım) İstanbul’a yaklaşmıştır. Donanma serdarı Pertev Paşa başarısızlığından do­layı mâzulen tekaüt edilmiştir. Donanma­nın 8 Receb’de (26 Kasım) dönmesi üzeri­ne timarlı sipahilerin yoklaması yapılmış­tır. Buna göre Saruhan. Amasya, Çorum, Canik ve Karahisarışarkî sancaklarında donanma ile geri dönen sipahilerin sayı­sı oldukça az olup 500 civarındaydı.

Bu savaşta donanmasının çok önemli bir kısmını kaybeden Osmanlılar, savaşı takip eden kış mevsimini bütün tersane­lerinde gemi inşa faaliyetleriyle geçirmek zorunda kaldı. Başta İstanbul, Gelibolu, İzmit ve Sinop tersaneleri olmak üzere Varna. Silistre. Semendire. Burgaz, İğneada, Vize, Ahyolu, Süzebolu. Midye. Kefken, Bartın, Samsun, Biga, Gemlik, Ro­dos. Alanya, Antalya ve Sakarya üzerinde gemi inşasına başlandı. Cemâziyelâhir 979’da (Kasım 1571) ellisi Rumeli ve ellisi Anadolu kıyılarında olmak üzere 100 ge­minin inşası kararlaştırıldı. Nihayet İstan­bul Tersanesi’nde inşa edilen gemilerle birlikte toplam 134 gemi beş altı ay için­de vücuda getirildi. Aynı zamanda levent reisleri de gemilerini inşa ve tamir etmek suretiyle gelecek yıl İçin hazırlandılar. Bü­tün gemilerin tamamlanmasından sonra tersanede toplanan 250 kadırga ve 300 civarında gönüllü reisin çektihlerinden oluşan Osmanlı donanması. 1 Safer 980′-de (13 Haziran 1572) Kılıç Ali Paşa’nın kap­tan-ı deryalığı altında denize açıldı.

İnebahtı Deniz Savaşı Katolik hıristiyan dünyasının son büyük Haçlı seferidir, ka­lıcı sonuçlan olmayan geçici bir zafer nite­liği taşımaktadır. Çünkü Kutsal İttifak’ın asıl amacı olan Kıbrıs Osmanlılardan geri alınamadığı gibi Venedik çok geçmeden yeni bir ahidnâme ile (981/1573) dostluk kurmak, Kıbrıs için savaş tazminatı ver­mek ve Zenta adası için ödediği haracı arttırmak zorunda kalmıştır. Yeniden in­şa edilen ve kısa sürede Akdeniz’e açılan Osmanlı donanması, karşısında mukabe­le edecek bir donanma bulamamış, ayrı­ca Tunus tamamen fethedilmiştir (982/ 1574). Bununla beraber İnebahtı Deniz Savaşı, XV. yüzyıldan beri hıristiyan Av­rupa’da var olan Türkler’in yenilmezliği efsanesini yıkmıştır.

TDV İslâm Ansiklopedisi

Sitede Ara