Abdestsiz, Cünüp, Adetli iken Kurana Dokunmak Caiz mi, Hakkında Bilgi

Mushafa Dokunmada Abdest ve Gusül Şartı.

Kur’an’la ilgili fikhî hükümlerden biri, mushafı abdestsiz ve cünüp kimse­nin eline almasının caiz olup olmadığı me­selesidir. Konu klasik literatürde Kur’an kelimesinin soyut mânasını çağrıştırma­ması, iki kapak arasında yazılı olan kelâ­mın anlaşılması için “mushafa dokunmak” ve “mushafı eline almak” tabirleriyle ge­çer. Ebû Hanîfe, Mâlik, Şâfıî ve Ahmed b. Hanbel dahil olmak üzere fakihlerin bü­yük çoğunluğuna göre mushafa abdest­siz dokunmak, onu abdestsiz eline almak caiz değildir. Sahabe ve tabiînden birçok âlimin görüşü de bu yöndedir. Çoğunluk bu görüşüne delil olarak Kur’an’daki, “Şüphesiz bu, korunmuş bir kitapta bu­lunan değerli bir Kur’an’dır; ona ancak temizlenenler dokunabilir” mealindeki âyeti [Vâkıa 56/79] ve “Kur’an’a ancak temiz (tâhir) olanların dokunabileceği” an­lamında toparlanabilecek olan farklı me­tinlerle gelmiş çeşitli hadis rivayetlerini  gösterirler. Buna gö­re Kur’an’i eline almak ve ona dokunabil­mek için büyük ve küçük hadesten temiz­lenmiş olmak, yani-abdestsiz veya cünüp olmamak gerekir. Hayızlı ve nifaslı (loğusa) kadın için de hüküm aynıdır. Ancak Mâlikîler ile diğer mezheplerden bazı fakihler cünüplüğün iradî, hayız ve nifasın gayri iradî oluşunu dikkate alarak ve uzun sü­re Kur’an’dan uzak kalmanın onu unut­maya yol açabileceği endişesini dile geti­rerek, özellikle de Kur’an öğretmek ve öğ­renmek durumunda olan kimseleri kas­tederek hayız ve nifas halindeki kadınla­rın mushafı ellerine alabileceklerini ve onu okuyabileceklerini belirtirler.

Sahabeden İbn Abbas ile Zeydiyye fakihleri mushafa cünüp olanın dokunama­yacağı, abdestsiz kimsenin ise dokunabi­leceği görüşünde iken Zahirîler bu ayırı­mı da yapmayıp abdestsiz ve cünüp kim­senin Kur’an’a dokunabileceğini söylerler.

Tartışmanın odağında yukarıdaki âyette geçen “korunmuş kitap”, “temizlenmiş olanlar” ve “dokunma” ifadelerine nasıl bir anlam verileceği veya dokunmanın nesnesinin (meful) ne olduğu tartışması yer almakta; çoğunluk âyeti, bu konudaki hadisleri de delil getirerek mushafı abdestsiz ve cünüp olanın eline almaması şeklinde anlarken farklı görüş sahipleri, rivayet edilen hadislerin zayıf olduğu ve hükme delâlette açıklık bulunmadığı, âyette de mushafın kastedilmediği, levh-i mahfuza meleklerden başkasının mut­tali olamayacağına işaret edildiği, hükmî değil maddî temizlenmenin veya mümin olmanın kastedildiği gibi yorumlar yap­maktadır.(İbn Hazm, 1, 80-84; Şevkânî, I, 243-244) Gerçekten de bu konuda tefsir kaynaklarında sahabe ve tabiîn âlimlerinden nakledilen rivayetler âyetin farklı yorumlarından her birini destekleyecek bir çeşitlilik ve zenginlik taşır. Kur’an’ın hidayet rehberi olması onun okunması, mânasına nüfuz edilmesi ve mesajının benimsenmesi ve hayata aktarılması ile mümkün olur. Bunun için de insanları Kur’an okumaya teşvik etmek, aradaki engelleri mümkün olduğu ölçüde kaldır­mak gerekir. Mâlikîler’in hayızlı kadın için getirdikleri kolaylık bunun bir örneğidir. Ancak kişinin abdestsiz ve cünüp olması kolayca giderilebilir bir hükmî kirlilik hali olduğundan İslâm âlimlerince bu aşılabilir bir engel olarak görülmüş ve bu hükmî kirlilikten temizlenerek Kur’an’a el sürül­mesi istenmiştir. Öyle anlaşılıyor ki âlim­lerin büyük çoğunluğu, mushafın ele alı­nabilmesi için abdest şartını koşarken âyet ve hadislerin yorumu kadar kendi­lerine intikal eden amelî sünneti ve gele­neği de göz önüne almışlar, ayrıca bu ve­sileyle Kur’an’ın Allah’ın kelâmı, İslâm di­ninin ana kaynağı olduğu ve müslümanlar nezdinde müstesna bir yere sahip bu­lunduğu fikrini teyit etmeyi, onu okuya­cak kimsenin istifadesini âzami ölçüde arttırabilmek için böyle bir hazırlık yap­masının yararlı olacağını düşünmüşler­dir.

TDV İslâm Ansiklopedisi

Sitede Ara