İslam'da Kurban -Kurbanın Dini Hükmü- Hakkında Bilgi

Kurbanın meş­ruiyetinde müslümanların ittifakı bulun­makla birlikte dinî hükmü fakihler ara­sında tartışmalıdır. Dinen aranan şartlan taşıyan kimselerin kurban kesmesi Ha­nefî mezhebinde Ebû Hanîfe ve bir riva­yette Ebû Yûsuf tarafından savunulan, mezhepte de ağırlık kazanan görüşe, Rebîa. Leys b. Sa’d, Evzâî, Süfyân es-Sevrî gibi bazı müctehidlere ve İmam Mâlik’ten bir rivayete göre vacip, Ca’feriyye ve Zeydiyye de dahil fakihlerin çoğunluğu­na göre ise müekked sünnettir. Hanefîler, Kur’an’da Hz. Peygamber’e hitaben, “Rabbin için namaz kıl, kurban kes” buyrulmasının ümmeti de kapsadığı ve gereklilik bildirdiği görüşün­dedir. Ayrıca Resûl-i Ekrem’in birçok ha­disinde hali vakti yerinde olanların kur­ban kesmesi emredilmiş veya tavsiye edilmiş, hatta, “Kim imkânı olduğu hal­de kurban kesmezse bizim mescidimize yaklaşmasın”, “Ey insanlar, her sene her ev halkına kurban kesmek vaciptir” gibi ifadelerle bu gereklilik önemle vurgulan­mıştır. Öte yandan kurban kesmeyi Hz. Peygamber hiç terketm em iştir. Bu ve benzeri delillerden hareket eden fakihler, gerekli şartları taşıyanların kurban bay­ramında kurban kesmesini vacip görür­ler. Sünnet olduğunu ileri sürenler ise Kur’an’da bu konuda açık bir emrin bulunmayışından, Resûl-i Ekrem’in devamlı yapmış olmasının kurbanın sünnet olma­sıyla da açıklanabileceği noktasından, ay­rıca bu yöndeki sahabe uygulamasından hareket ederler.

Vasiyetinin veya adağının bulunması halinde ölen kimse için kurban kesilmesi gerekir ve kesilen kurbanın etinin tama­mı fakirlere dağıtılır. Vasiyet yahut adak yoksa Şafiî mezhebinde ağırlıklı görüş ölen kimse adına kurban kesilmesinin caiz olmadığı. Mâliki mezhebinde ise mekruh olduğu yönündedir. Delil olarak da ibadetlerde aslolanın dinî bildirim olduğunu ve bu konuda Hz. Peygamber’den bir açıklama gelmemiş olmasını alırlar. Fakihlerin ço­ğunluğu ise hem Resûlullah’ın ümmeti için de kurban kestiğine dair rivayetler­den, hem geride kalanların yaptığı sâlih amellerin, özellikle de malî yönü bulunan sadaka ve hayrın sevabından ölenin yararlanacağına dair temennilerinden yola çıkarak ölen kimse adına kurban kesilebi­leceğini ileri sürerler. Akîka kurbanı Hanefîler’e göre mubah (bazı rivayetlerde mendup), diğer üç fıkıh mezhebine göre sünnet, Zâhirîler’e göre vaciptir. Adak kurbanı ile kıran ve temettü” haccı ya­panların şükür kurbanı, hac ve umrenin ceza kurbanları da vaciptir.

TDV İslâm Ansiklopedisi

Sitede Ara