İslamda Köpek Evde, Beslemek, Haram mıdır, Neden, Hakkında Bilgi

Gerek evcilliği ve sıcak kanlılığı, gerekse bazı özel kabiliyetleri sebebiyle insanoğlu­nun yeryüzünde en çok yararlandığı hay­vanlar arasında yer alan köpek, dinî lite­ratürde daha çok salya ve artığının necis olup olmadığı ve ağzını soktuğu suyun dinî hükmü, ev içinde beslenmesi, avcılık ve bekçilikte kullanılması, akde konu edilmesinin cevazı, başkalarına verdiği zarardan sahibinin sorumluluğu gibi açı­lardan ele alınmış, konuyla ilgili verilen hükümlerde ağırlıklı olarak içinde bulu­nulan dönemin şartları, kültür ve tecrü­be birikimi etkili olmuştur.

Kur’an’da bütün iyi ve temiz şeylerin helâl kılındığı ifade edildikten sonra eği­tilmiş avcı hayvanlar kullanılarak yakala­nan avların da helâl olduğu açıklanmıştır.[Mâide 5/4] Bu son açıklama, köpeğin avcı hayvan olarak kullanılmasının caiz oluşunda fakihlerin görüş birliği içinde bulunmasının mesnedini teşkil etse de [köpeğin avcı hayvan olarak tuttuğunun yenebilmesi için aranan şartlar hakkında bk. AV] köpekle ilgili diğer fıkhîtartışma­lara doğrudan kaynaklık etmez. Fıkhî gö­rüş ve tartışmalar genelde, hemen bü­tün sahih hadis mecmualarında yer alan konuyla ilgili hadislere dayanmakta, ha­dislerde getirilen izin. kayıt ve uyanlar da Kitâb-ı Mukaddes’le, Sâmî gelenekle ve Hicaz Araplan’nın bu konudaki kültür ve telakkileriyle belli bir bütünlük arzetmektedir.[Çıkış, 11/7; Levililer, 11/1-8; I. Krallar, 21/19, 22/38; II. Krallar, 9/10, 36, Matta, 7/6; Luka, 16/21; Câhiz, II, tür.yer.; Demîrî, 11,250-298]

Mâlikî mezhebi içinde azınlıkta kalan bir görüş hariç tutulursa fakihlerin bü­yük çoğunluğu, köpeğin yırtıcı hayvanlar grubunda yer aldığı ve etinin yenmesi­nin haram olduğu görüşündedir. Yırtıcı hayvanın tanımında da onun alt ve üst çenelerindeki -Türkçe’de köpek dişleri de­nilen- dört sivri ve uzun dişiyle avlanma­sı ve kendini savunması ölçü alınır. Bazı Mâlikî fakihleri ise Kur’an’da avcı köpek­lerin yakaladığı av hayvanının helâl kılınmasını, cins olarak da sadece domuzun haram kılınıp yiyecekler konusunda aslî hükmün ibâha olduğuna işaret edilmesini [En’âm 6/145] göz önüne alarak, ayrıca Kur’an’daki genel izinle hadislerde yırtıcı hayvanların etinin yasaklanmasının ara­sını telif edebilmek için bunların etinin yenmesini mekruh saymakla yetinmiş­lerdir.

Hadislerde köpeğin yaladığı kabın yedi defa yıkanması istenir.[Buhârî, “Vudû5”, 33, Müslim, “Taharet”, 93] Müctehidlerin çoğunluğu bu hadisten hareketle kö­peğin salyasının necis olduğu, ağzını sok­tuğu suyun da necis olacağı, yaladığı ka­bın yedi defa (bazı fakihleregöre üç defa) yıkanması gerektiği görüşündedir. Hane-fîler ayrıca hayvanın salyasının -kedide olduğu gibi hadislerde aksine bir açıkla­ma bulunmadığı sürece- etinin hükmü­ne tâbi olacağı tezinden hareket ederler. İmam Mâlik ise domuz hariç hayvanların ağzını soktuğu suyu necis saymaz ve kö­peğin artığının necis sayılmasını Kur’an’m avcı köpeklerin tuttuğunu helâl sayan hükmüne aykırı görür.

Bazı hadis rivayetlerinde yer alan ya­saklayıcı beyanlar sebebiyle [Buhârî, “Bü­yü”1, 113; Müslim. “Müsâkât”, 40-42] kö­peğin satışının ve bu satıştan elde edilen paradan yararlanmanın veya onun icâre, vasiyet gibi akidlere konu edilmesinin caiz olup olmadığı da fakihler arasında tartı­şılmış, bu hususta Şafiî ve Hanbelîler katı bir tavır sergilerken bir kısım hadis­lerde satış yasağından av köpeklerinin is­tisna edilmesini [Nesâî, “Büyû°\ 91] göz önüne alan bazı tabiîn fakihleriyle Mâlikîler av. bekçilik gibi dinen serbest olan kullanım amaçlarıyla köpeğin alım satı­mına cevaz vermiş, Hanefîler ise satım akdinin genel şartlanndaki teorik çerçe­veyi uygulayarak bu ayırımı da yapmaksı­zın kural olarak caiz görmüştür.[Kâsânî, V, 143; İbn Rüşd. 11,105]

Köpekle ilgili olarak özellikle günümü­zü daha yakından ilgilendiren bir diğer fıkhî tartışma köpeğin evde beslenmesi­nin caiz olup olmadığı hususundadır. Hz. Peygamber döneminde bazı sahâbîlerin evlerinde kanarya, serçe, güvercin gibi hayvanlar beslediği ve bunun Resûl-İ Ek­rem tarafından teşvik edildiği bilinmek­tedir.[Buhârî, “Edeb”, 81, 112; Müslim, “Âdâb”, 30; Heysemî, IV. 67] Bu rivayet­lerden hayvan hakları ihlâl edilmediği, çevre için rahatsızlık ve kirlilik teşkil et­mediği sürece evde hayvan beslemenin kural olarak caiz sayıldığı anlaşılmaktadır. Ancak evde köpek beslenmesinin fıkhî hükmü genel kurala göre kısmen farklı bir durum arzeder. Konuyla İlgili olarak Resûl-i Ekrem, ziraat veya hayvancılık faaliyeti ya da bekçilik veya av gibi bir se­bep olmaksızın köpek besleyen kimsenin çeşitli iyi davranışlarından elde edeceği sevap ve mükâfattan her gün bir miktar ekşiteceğini bildirmiş [Buhârî, “Hars”, 3,”Zebâ5ih”, 6; Müslim, “Müsâkât”, 50-61] içinde köpek bulunan eve meleklerin girmeyeceğini ifade etmiştir.[Buhârî, “BecPü’l-halk”. 7, 17; Müslim,”Libâs”, 81 -84] Gerek bu hadislerden gerekse kö­peğin artığının necisliğiyle ilgili hadisler­den hareketle fakihler, avlanmanın yanı sıra ihtiyaç duyulan diğer alanlarda kulla­nılmak üzere köpek beslenmesinin caiz olduğunu, ihtiyaç olmadığı durumlarda evde köpek beslenmesinin caiz sayılma­dığını söylerler. İslâm dini çevreyi, tabii güzellikleri korumayı, hayvanlar da dahil bütün canlılara karşı merhametle dav­ranmayı emretmiş, hayvanlara eziyet edilmesini, onların boş yere öldürülme­sini yasaklamıştır. Bir ara köpeklerin Hz. Peygamber’in emriyle veya bilgisi dahilin­de öldürüldüğüne dair rivayetler de [Bu­hârî, “BecFü’l-halk”, 17; Müslim, “Taha­ret”, 93, “Müsâkât”, 43-48] bu rivayetle­rin bir kısmında bazı köpeklerin istisna edildiği veya öldürülmelerinin daha son­ra yasaklandığı şeklindeki ifadelerden de anlaşılacağı üzere saldırgan ve kuduz köpeklerle ilgili olmalıdır. Müslümanların kültür tarihinde geliri aç kalan hayvanları doyurmaya tahsis edilmiş vakıf örnekleri vardır. Ancak İslâm dini in­san sağlığına, temizliğe ve koruyucu he­kimliğe de ayrı bir önem vermiştir. Köpe­ğin ihtiyaç halinde beslenmesine izin verilmesi, fakat ev içinde süs hayvanı olarak beslenmesinin hoş karşılanmaması bu anlayışın sonucu olmalıdır.

Bir hadiste hayvanların vereceği zarar­ların tazmininin gerekmeyeceği genel bir ilke olarak zikredilmiş [Buhârî, “Di­yar, 28-29; Müslim, “Hudûd”, 45-46] bir başka hadiste de hayvanların yolda ve ka­labalık yerlerde vereceği zararın sahipleri tarafından tazmin edileceği belirtilmiştir.[Şevkânî, V, 364-366] Gerek hadisler ge­rekse sorumluluk hukukunun genel ku­ralları, saldırgan köpek gibi yarı vahşi hayvanların vereceği zararın tazmini ko­nusunda fakihlerin hareket noktası ol­muştur. Hanefî, Mâlik! ve Zâhiriyye fakihleri kusura dayanan sübjektif sorum­luluktan yana olup sahip ve bakıcısının tesebbübü, açık kusuru ve ihmali bulun­madıkça köpeğin verdiği zarardan onla­rın sorumlu tutulmayacağı görüşündedir.

Köpeğinin saldırganlığını bildiği ve bu ko­nuda uyarıldığı halde onu barındırmakta/ beslemekte ısrar etmek açık kusur sayılır. Şafiî, Hanbelî ve Şîa fakihleri ise kusur­suz sorumluluk eğiliminde olup sahibinin kural olarak köpeğinin verdiği zarardan sorumlu tutulacağını ve böyle bir hayvanı beslemekle tazmin sorumluluğunu üstlenmiş olacağını ileri sürerler. Ancak kö­peğin bulunduğu yere izinsiz olarak veya köpeğin saldırganlığı bilinerek girilmişse sahibinin sorumluluğu kalkar. Tabiînden Kâdî Şüreyh’in ve Şa’bî’nin de bu yönde hüküm verdikleri rivayet edilir.[İbn Hazm, XII, 344-345; köpekle ilgili diğer hadisler ve fıkhı ahkâm hakkında ayrıntılı bilgi için bk.lbnü’1-Mlbred, s. 79-319]

TDV İslâm Ansiklopedisi

Sitede Ara