Köprülü Kütüphanesi -Çemberlitaş- Tarihçe, Özellikleri, Hakkında Bilgi

Köprülü Kütüphanesi. İstanbul’da Divanyolu’nda XVII. yüzyılın sonlarında kurulan kütüphane.

XVII. yüzyılın sonlarına doğru, ulemâ­ya ve öğrencilere açık medrese ve türbe kütüphaneleriyle hem ulemâya ve öğren­cilere hem de halka açıkçamı ve tekke kütüphanelerine yeni bir kütüphane tü­rünün eklendiği görülür. İşleyiş bakımın­dan diğer kütüphanelerden pek farklı ol­mayan, ancak değişik bir bünyeye sahip bulunan bu tür kütüphanelerin en belirgin özelliği, bir külliyeye bağlı olmaksızın müstakil bir binada kurulması ve kütüp­hanede görevlendirilen ve başka bir işle uğraşmaması istenen personeline daha fazla ücret verilmesidir. Diğer bir özellik­leri de zamanla bu kütüphanelerde daha öncekilerde pek görülmeyen öğretim ve ibadet gibi değişik bir faaliyetin ortaya çıkmasıdır. Bunların ilk örneği sayılan Köprülü Kütüphanesi belki de bu özelli­ğini, içinde yer alacağı külliyenin kurucu­su Köprülü Mehmed Paşa’nın yapmayı ta­sarladığı külliyeyi tamamlayamadan öl­mesine borçludur. Köprülü Mehmed Pa­şa 1072’de (1661) öldüğünde külliyesinin ancak medrese, hamam ve türbe bölü­münü bitirebilmişti. Oğlu Fâzıl Ahmed Paşa babasının vasiyetine uyarak külliyeyi tamamlamaya çalışmış, kendisi de kitap meraklısı olduğundan babasının kitapları ile kendi kitaplarından oluşan zengin ko­leksiyonu yerleştirmek için babasının tür­besinin yakınındaki müstakil kütüphane binasını yaptırmıştır. Fâzıl Ahmed Paşa’nın da genç yaşta ölümüyle (3 Kasım 1676) kütüphanenin kuruluş işlemleri ge­ri kalmış ve ancak 1089 (1678) yılında Fâ­zıl Mustafa Paşa’nın düzenlettiği vakıf se­nediyle resmen kurulabilmiştir.

Köprülü Mehmed Paşa’nın kütüphane­sine vakfettiği kitapların üzerinde Ölüm yılı olan 1072 (1661) tarihini taşıyan vakıf mührü vardır. Muzaffer Gökman kütüp­hanede bu mührü taşıyan kitapların sa­yısının onu geçmediğini söylemektedir. Bu tesbitten, daha önce Bozcaada ve Saf­ranbolu’daki camilerinde de birer kütüp­hane kuran Mehmed Paşa’nın ya İstan­bul’daki kütüphanesine koyacağı kitapları henüz hazırlamadığı veya kitaplarının üs­tüne kendi vakıf mührünü vuramadan öl­düğü sonucu çıkarılabilir.

Fâzıl Mustafa Paşa’nın hazırlattığı vak­fiyede sadece kütüphaneye mahsus bir personel kadrosunun teşkil edildiği görül­mektedir. Üç hâfız-ı kütüb, bir mücellit ve bir bevvâbdan meydana gelen bu kadro­ya dönemine göre oldukça tatmin edici bir ücret ödenmektedir. Birinci hâfız-ı kütübün 7,5, ikinci ve üçüncü hâfız-ı kütüblerin 3.75 kuruş olan aylık ücretleri dev­rin rayicine göre yapılan hesaplamada günlük 20 ve 10 akçeye tekabül etmektedir. XVII. yüzyılın ilk yarısında kurulan kütüphanelerdeki kitap mevcudu olduk­ça artmıştır. Vakıf kütüphanelerinde gö­rülen en büyük kitap artışı Köprülü Kütüphanesi’nin kurulmasıyla gerçekleş­miştir. Bu kütüphanenin kuruluşunda mevcut kitap sayısı 2000’in üstünde bulunmaktaydı. Vakfiyede kütüphanenin açık olacağı günler üçe çıkarılmış ve çalış­ma saatleri de “güneşin doğuşundan ikin­diye kadar” şeklinde tesbit edilmiştir.

Köprülü Kütüphanesi’ne daha sonraki yıllarda aynı aile fertleri tarafından kitap bağışlanmaya devam edilmiştir. Köprülüzâde Hafız Ahmed Paşa, 1150(1737) yılında düzenlettiği vakfiyesiyle yakla­şık 500 kadar kitabını bu kütüphaneye vakfetmiştir. Fihrisü mahtûtâti Mek-tebeti Köprülü’de “Bu kısmın vakfiyesi zamanımıza kadar gelmediği için vakıf tarihi ve vakfiyede zikredilen ki­tap mevcudu hakkında bir bilgimiz yok­tur” denilmekteyse de bu vakfiyenin bir kopyası Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi’nde mevcuttur. Köprülü Kütüphanesi’nin mütevellisi Köp­rülüler ailesinden Mehmed Asım Bey de 1220 (1805) tarihli vakfiyesiyle Köprülü Kütüphanesi’ne 350 kitapla yeni gelir kaynaklan vakfetmiştir. Mehmed Âsim Bey. vakfiyesin­de belirttiğine göre kütüphanede medre­se öğrencilerinin çokça kullandıkları bazı kitapların eksik olduğunu görmüş ve bu kitaplardan satın alarak kütüphaneye koymuştur. Ayrıca ileride ihtiyaç duyula­cak kitapların satın alınması için de bir miktar para ayırmıştır. Kütüphanenin 1251-1254 (1835-1838) yıllarına ait mas­raf defterindeki bir kayda göre 1251 yılı­nın Rebîülevvel ayında (Temmuz 1835) bir Hâşiye-i Fenan satın alınmıştır. Bu husustaki kaydın başlığı “mesârif-i gayr-i mu’tâd” olduğuna göre kütüp­hane için pek kitap satın alınmamaktay­dı. Dört yıllık masraf listesinde kitap satın alınmasıyla ilgili sadece üç kayıt bulun­ması da bu görüşü desteklemektedir.

Köprülü vakfiyesinde ödünç vermeye dair şartlarda önceki kütüphane vakfiye­lerine göre “kütüphanecilik tarihimizde kitap iaresi gibi ileri bir hamle değil, belki birkaç asırdan beri yapılan bir uygulamayı bazı esaslara bağlama isteğinin ortaya kon­muş olduğu görülür. Vakfiyede önce “taş­ra ihraç etmeyip ve ettirmeyip” şeklinde bir yasaklama getirilmişse de diğer kütüphanelerdeki uygulama ve muhteme­len öğrencilerin hâlâ Ödünç aldıkları ki­tapları istinsah ederek kitap ihtiyaçlarını giderdikleri düşünülmüş ve kitapların dı­şarıya çıkarılmaması kaidesine bazı istis­nalar getirilmiştir. Zaruret halinde vakıf mütevellisinin bilgisi dahilinde güvenilir kimselere sağlam bir kefil veya rehin kar­şılığı ödünç kitap verilebilecek, medrese talebeleri de hâfız-ı kütübden rehin veya kefil karşılığında ödünç kitap alabilecek­lerdir.

Köprülü Kütüphanesi’nde son derece kıymetli ve nâdir eserler bulunmaktadır. Devlet adamlığı yanında ilmî konularda da söz sahibi olan Fâzıl Ahmed Paşa seç­kin bir koleksiyon meydana getirmişti. Bu kütüphanedeki Arapça, Türkçe ve Fars­ça nâdir eserlerin yanında birçok meşhur âlimin müellif hattı eserleri de mevcut­tur. Köprülü Kütüphane-si’nin biri II. Abdülhamid devrinde, diğeri son dönemlerde Ramazan Şeşen ve arka­daşları tarafından hazırlanmış iki katalo­gu bulunmaktadır.

TDV İslâm Ansiklopedisi

Yorum ekle...

Konu hakkında yorum ya da düşüncelerini paylaş...

Daha yeni Daha eski