Lekler Kimdir, Tarihi, Özellikleri, Lekce Dili, Hakkında Bilgi

Lekler. Dağıstan’da yaşayan Kafkas halklarından biri.

Dağıstan’ın orta kesiminde, Dulti dağı­nın güney ve güneybatı kısımlarında Su­lak nehrinin dört kolu (Koysu) arasındaki bölgede bulunan Lekler genellikle kay­naklarda Kazı Gaz Kumuk adıyla anılır. VIII. yüzyılda Ebû Müslim kumandasında­ki orduya boyun eğerek Dağıstan içinde Kumuk kasabası ve civar köylerinde İslâ­miyet’i kabul eden ilk topluluklardan bi­ridir. İslâmiyet’in yayılmasında gösterdikleri çabalar dolayısıyla kendilerine Arap-lar’ca “Gazi” unvanının verildiği zikredilir.

Lekler’in idarecileri İslâmiyet’i kabul et­meden önce Şavkal unvanıyla anılıyordu. Bu isim daha sonra Şamhal’a dönüştü. Şamhal’ın nasıl ortaya çıktığı tartışmalı ol­makla birlikte Lek Gazi Kumuk hâkim­leri Şamhal olarak adlandırıldı. Şamhallar VIII. yüzyıldan XVI. yüzyıl sonlarına ka­dar yönetimlerini sürdürdüler. Şamhal Çoban’ın 1578’de ölümünün ardından hanlık dört oğlu arasında paylaşıldı ve eski gücünü kaybetmeye başladı. Daha sonra Tarku ve Buynak idarecisi olan bü­yük oğlunun hâkimiyeti diğerleri tarafın­dan tanındı, Şamhallar ikametgâhlarını ovada bulunan Tarku’ya taşıdılar. 1639′-da Surhay Han Mirza’nın ölümü üzerine mirasçıları Kumuk’u tamamen terk edince dağlarda yaşayan Gazi-Kumuklar, Şamhal neslinden gelen­lerden olmak üzere Arapça “halk” ve Lekçe “lavai” (yüce. ulvi) kelimelerinden türe­tilen “Halklavai” adını verdikleri reisleri iş başına getirdiler.

XVI. yüzyılın son çeyreğinde Kafkaslar’-da Osmanlı Devleti ile İran arasındaki nü­fuz mücadelesi Gazi-Kumuklar’ı da etki­ledi ve bunlar 1578’de Osmanlı hâkimi­yetine girdiler. Bununla birlikte Gürcü ve Kabartaylar’la verdikleri mücadeleyi sür­dürdüler. 1586’da Gürcü Kahetya kralı it­tifak halinde bulunduğu Ruslar’dan yar­dım istedi. Astrahan’dan sonra dikkatini bu bölgeye yönelten Ruslar, Boyar Hvorstin’in kumanda ettiği bir kuvveti Lekler üzerine gönderdiler. Bu kuvvetler Tarku’-yu alıp Koysu ve Sulak’ta birer kale inşa etti. Fakat arkasından ağır bir yenilgiye uğratıldılar ve buradan çekilmek zorun­da kaldılar.

Çar Gudonov’un Kafkaslar’da yer edin­mek ve daha önceki mağlûbiyetin öcünü almak üzere 1604’te biri Buturlin kuman­dasında Kazan’dan, diğeri Pleşçev kuman­dasında Astrahan’dan gönderdiği birlik­ler Tarku’yu yeniden işgal ettilerse de bir yıl sonra Çolak Surhay’ın iki oğlu Sultan Buta ve Âdil Giray tarafından yenilgiye uğratıldılar. Bu iki mağlûbiyet, Ruslar’ın Kafkaslar’dakİ ilerleyişini I. Petro döne­mine (1689-1725) kadar durdurdu. Rus-lar’a karşı kazanılan zaferin ardından Surhay Han diğer Dağıstan hanlanyla bir­likte İran’a karşı ayaklandı. Bu esnada Küba ve Şeki’yi İranlılar’ın elinden kur­tardıkları gibi Şemâhrnin (Şamahı) zaptı esnasında 3000 Rus tüccarının öldürül­mesi, 1722 Afgan-İran savaşında Rus­ya’ya İran’a yardım bahanesiyle buralara

müdahale etme fırsatı verdi. Kafkaslar’a Rus müdahalesi olmadan önce Gazi-Kumuk Han’ı Şamhal Âdil Giray 1718’de Bü­yük Petro’ya sadakatini sunmuş ve Rus­lar’ın Kafkaslar’a ayak bastığı 1722 yılında onlara yardımcı olmuştu. Ancak bir yıl sonra çarla anlaşmazlığa düşerek Ruslar tarafından yakalanmış ve Beyaz deniz kıyısındaki Arhangelsk’e sürgün edilmiştir. Bu olayın hemen arkasından Şamhallık Ruslar tarafından ortadan kaldırılmış, fa­kat Petro’nun ölümü üzerine yerine ge­çen Çariçe Anna Ivananovna’nm İran’la 1732 ve 1735 yıllarında yaptığı antlaşma­ların ardından Kafkaslar’dan çekilmesin­den sonra Nâdir Şah Şamhallığı yeniden ihdas ederek bu unvanı Âdil Giray’m oğ­luna vermiştir.

1768-1774 Osmanlı-Rus savaşının ar­dından imzalanan Küçük Kaynarca Ant­laşması ile Kabartay Rus toprağı olarak kabul edilince Şamhal Murtaza Alî 1776′-da Rus hâkimiyetine girdi. Ruslar’ın İran’la 1804-1813 yılları arasın­da yaptıkları savaşta Rusya’ya bağlı bir han iken isyan eden II. Surhay Han, 1811′-de General Hatunsev tarafından mağlûbi­yete uğratıldıktan sonra yardım temini maksadıyla Tebriz’e gitti. Bu arada Rus­lar 1812’de, onun hâkimiyetinde bulunan Kura’yı Rus yandaşı ve kendi can düşmanı olan Arslan Han’a vererek Kürin Hanlığı’nı meydana getirdi. Bir ara Gazi-Kumuk, Surhay Han’ın eline geçmişse de İran’ın Ruslar’la yaptığı Gülistan Antlaşması’nın (1813) ardından Surhay Han Ruslar’a bo­yun eğdi. Bu arada Osmanlı-Rus savaşı sırasında (1806-1812) Osmanlı Devleti’nin diğer Dağıstan hanları yanında Gazi-Kumuk Hanı Surhay Han’a da savaşa katıl­ması için hükümler gönderdiği tesbit edilmektedir. 5000 ruble maaş ve tuğgenerallik rütbe­siyle Ruslar’a bağlı olan Gazi – Kumuk Hanı Surhay, bölgedeki diğer hanlar gibi Rus­lar’ın 1817’den itibaren Dağıstan’a yöne­lik hareketinin tam bir hâkimiyet kurma amacı taşıdığını farkedince isyan etti. 1820’deÇırak’ı kuşattıysa da başarılı olamadı ve İran’a kaç­tı. Fakat mücadelesini 1826-1828 İran-Rus savaşında da sürdürdü.

Kafkaslar’da Osmanlı Devleti ve İran gibi iki gücün çekilmesinin ardından Rus­lar’a karşı verilen mücadele mahallî un­surlara dayanan Mürîdiyye hareketleriyle devam etti. 1859 yılına kadar süren bu savaşlar esnasında Kumuk bölgesi 1842′-de Şeyh Şâmil tarafından ele geçirildi, fakat daha sonra Ruslar tarafından işgal edildi. Şeyh Şâmil’in 1842’deki başarısının hemen ardından 1844’te pek çok Lek, An-di dağ silsilesinin eteklerine yerleştirildi, bugün de burası Novo Lakskiy (yeni Lek) adıyla anılır. 1877-1878 Osmanlı  Rus sa­vaşı esnasında Çarlık rejimine karşı tek­rar isyan eden Lekler, 20 Eylül 1877’de Kumuk Kalesi’ni ele geçirdilerse de Rus­lar’a mağlûp oldular. 1917 Rus İhtilâli sonrasında da Ruslar’a karşı mücadele ettiler, ancak 1920’de bu hareketleri son buldu.

Dağıstan coğrafyasında çeşitli etnik gruplardan biri olan Gazi-Kumuklar’ın nüfusu 1891’de 23.824, 1926’da 40.384, 1931’de 51.000, 1959’da 63.529, 1970′-te85.822 idi. 1989 sayımına göre toplam Dağıstan nüfusu içinde % 6’yı oluşturan Lekler’in nüfusu 108.000’i aşmış olup günümüzde 120.000’in üze­rinde olmalıdır.

Gazi – Kumuklar’ın yerleştiği alan dağlık olması sebebiyle arazisi genelde küçük baş hayvan yetiştiriciliğine uygundur. Bu da Gazi-Kumuk halkının Dağıstan’daki göçmen işçiler içinde en yüksek oranı teş­kil etmesine yol açmıştır. Ayrıca bölgede küçük çaplı da olsa deri, dokuma ve çöm­lek imalâthanesi mevcut olup altın ve ma­den işlemeciliği gelişmiştir. Kuzey Dağıs­tan’da oluşturulan yeni Lek bölgesinde bahçecilik, tarım, bağcılık ve ipek böceği yetiştiriciliği yapılmaktadır.

Dağıstan’daki Lekler’den başka İran’ın güneyinde Lurlar’la karışık olarak yaşayan bir kurt kabilesi de Lek adıyla anılır. Bun­ların adlan Farsça’da “yüz bin” anlamın­daki “lek”ten gelir. Şerefnâme’ye göre bunlar Zendler’in yanında İran’a bağlı ikinci derecede bir kabiledir. Şah Abbas’ın emriyle Lûristan’a yerleştirildikleri belir­tilir.

TDV İslâm Ansiklopedisi

Sitede Ara