Leyl Suresi Nüzul Sebebi, Kaç Ayettir, Kaçıncı Sure, Hakkında Bilgi

Leyl Sûresi. Kur’ân-ı Kerîm’in doksan ikinci sûresi.

Mekke döneminde nazil olmuştur. Yir­mi bir âyet olup fasılası ı harfidir. Adını ilk âyetindeki “leyl” (gece) kelimesinden alır. Ve’l-Leyl, ve’l-Leyli izâ yağşâ sûresi olarak da anılır. Üslûp ve muhtevasından Mekke döneminin ilk yıllarında indiği an­laşılmaktadır. Tefsir kaynaklarında Leyl sûresinin, Mekke döneminde müslüman köleleri satın alıp azat etmek suretiyle servetini Allah yolunda harcayan Hz. Ebû Bekir ile cimrilik yaparak malını ihtiyaç sahiplerinden esirgeyen Ümeyye b. Halef hakkında nazil olduğu bildirilmektedir. Diğer bir rivayete göre ise sûre, fakir bir aileye yar­dımda bulunan İbnü’d-Dahdâh (Ebü’d-Dahdâh) adındaki sahâbî hakkında nazil ol­muştur.

Mekke’de bu sûrenin indiği dönemde varlıklı müşrik Araplar, yoksullar karşısın­da insanlıkla bağdaşmayacak derecede bencil ve duyarsız davranıyor, hatta Kur-‘ân-ı Kerîm’in beyanına göre, [Yâsîn 36/ 47] Allah’ın doyurmadıklarını biz mi do­yuracağız?” diyorlardı. Bu sebeple diğer birçok benzeri gibi Leyi sûresinde de te­mel hedef, Allah’ın birliği inancının yanın­da sıkıntıların ve nimetlerin paylaşılabildiği toplumsal bir ruh ve zihniyeti geliş­tirmek olmuştur. Sûrede. Allah’ın kendi­lerine bildirdiği iman esaslarını ve davra­nış ilkelerini tasdik edip insanlara iyilik ve cömertlikte bulunanlar övülmüş, bun­ların ilâhî yardıma, dünya ve âhiret kur­tuluşuna kavuşacakları müjdelenmiştir. Bunun yanında Allah karşısında bile ken­dilerini ihtiyaçsız sayacak kadar küstahlaşıp cimrilik yapanların Allah’ın hidayet ve yardımından mahrum bırakılacakları, böylece günah işlemelerinin daha da kolaylaşacağı, sonuçta “alev alev yanan ateş”i boylayacakları bildirilmiştir.

Sûrenin başındaki yemin ifadeleri, üze­rine yemin edilen varlıkların yaratılışındaki olağan üstü durumu, onları yaratan gücün büyüklüğünü göstermekte, ayrı­ca gelecek konunun önemine dikkat çek­mektedir. “En güzel” anlamına gelen 6. âyetteki “hüsnâ” kelimesi tefsirlerde “iman, kelime-i tevhid, İslâm; namaz, oruç ve zekât; ibadetlerin en güzel kar­şılığı” şeklinde yorumlanmıştır. Kelime­nin bu bağlamda Kur’an’ın inanç ve dav­ranış ilkelerini ifade ettiği anlaşılmakta­dır. 7. âyette geçen ve Allah’ın cömert ku­luna kolaylaştıracağı bildirilen “yüsrâ” “rahatlık ve mutluluk yolu” veya “daha fazla iyilik yapma özelliği, erdemi” olarak açıklanmıştır. Bu son anlama göre âyette, mümin iyilik yapmaya çalıştıkça Allah’ın da kendisinde iyilik iradesini güçlendire­ceği, nihayet cömertliği onda kişiliğinin ayrılmaz bir özelliği haline getireceği bil­dirilmiştir. 8-10. âyetlerde ise yoksullara karşı umursamazlığın giderek nasıl cim­rilik şeklinde bir kişilik özelliğine dönüşe­ceği ifade edilmektedir. 12. âyette hida­yetin, 13. âyette dünya ve âhiretin Allah’a ait olduğu belirtilerek insanın iyilik ve kurtuluş yolunu seçme ve o yolda yürü­me çabasında Allah’ın yardımına sığın­ması, dünya huzurunu ve âhiret kurtulu­şunu da O’ndan beklemesi gerektiği an­latılmıştır. 17. âyetteki “etkâ” kelimesinin kök anlamı “büyük bir tehlikeye karşı ken­dine bir şeyi siper edinerek korunmak”tır. Burada ise iman edip hayırlı işler yapmak suretiyle cehenneme karşı kendini koru­mayı ifade etmektedir. Sûrenin son âyet­lerinde ruhunu arındırmak için servetini iyilik yolunda harcayan, bunu da gördüğü bir iyilik karşılığında değil yalnız Allah rızâ­sı için yapanların vakti geldiğinde mutlaka memnun ve mutlu edilecekleri bildiril­mektedir.

Hz. Peygamber’in öğle ile ikindi namaz­larında Leyi sûresini okuduğu nakledil­mektedir. Bazı tefsir kaynaklarında yer alan “Allah ve’l-Leyl sûresini okuyan kimseye razı oluncaya kadar ni­met verir, onu zorluklardan kurtarır ve kolaylık sağlar” şeklindeki hadisin sahih olmadığı belirtilmektedir.[334]

TDV İslâm Ansiklopedisi

 

Daha yeni Daha eski