Lübnan Fiziki, Beşeri Coğrafya, Etnik Yapısı, Hakkında Bilgi

Oldukça sade bir görünüm sergileyen yüzey şekillerinin ana çizgilerini Lübnan dağlan (Cebelilübnan) belirler. Bu dağlar kuzey-güney doğrultusunda 160 km. uzunluğunda olmak üzere ülkeyi baştan başa katedip toplam yüzölçümünün yak­laşık yarısını kaplar. Kuzeye doğru gidil­dikçe yüksekliği ve genişliği artan kalker yapılı Lübnan dağlarının kuzey kesiminde 3088 metreye erişen Kurnetüssevde zir­vesi ülkenin en yüksek noktasıdır. Lübnan dağlarıyla Akdeniz’in arasına, doğu-bati doğrultusundaki genişliği yer yer 40 kilo­metreyi bulan dar bir kıyı ovası girer. Lüb­nan dağlarıyla daha doğudaki Antilübnan dağlan [el-Cebelüşşarki] arasında da Bikâ’ (Beka’, Bekaa) vadisi yer alır. Doğu Afrika’­nın Göller bölgesinden Anadolu toprak­larına kadar uzanan dünyanın en büyük fay hattı üzerinde bulunan Bikâ’ çukuru­nun tabanına batıdaki Lübnan dağların­dan ve doğudaki Antilübnan dağlarından çok dik yamaçlarla inilir. Buna karşlık Lüb­nan dağlarının Akdeniz’e bakan batı ya­maçları kıyı düzlüğüne ve aynı şekilde An­tilübnan dağlarının doğu yarısı da Suriye topraklarına tedricen alçalır.

Ülkenin iklimi kıyıdan içeriye doğru gi­dildikçe değişiklik gösterir. Kıyı kesiminde Akdeniz iklimi hüküm sürer; burada kış­lar yumuşak ve yağışlı, yazlar sıcak ve nemlidir. Lübnan dağlarının batı yamaç­larında yağışlar boldur; yüksek kesimle­rine ise yağış kar şeklinde düşer. İki dağ sırası arasında bulunan Bikâ vadisinde karasal, hatta çöl iklimi özellikleri taşıyan bir iklim hâkimdir. Kıyı şeridinde 900 mm. kadar olan ortalama yıllık yağış tutarı Lübnan dağlarının bazı yüksek kesimle­rinde 1500 milimetreye kadar çıkar. Bikâ vadisinde yağışın 400 milimetrenin de al­tında olduğu kesimler vardır. Bitki Örtü­sünü teşkil eden sedir ormanlarının yo­ğun biçimde Lübnan dağlarında bulun­ması, bu ağaç türünün bitki coğrafyasın­da bu dağların adıyla (Cedrus libani”Lüb-nan sediri”) olarak anılmasına yol açmış­tır. Eskiçağlardan beri gemi inşasında çok kullanılan Lübnan sedirleri bütün Akde­niz dünyasında olduğu gibi günümüzde bu ülkede de azalmış, yer yer küçük alanlar halinde kalmıştır. Sedirin azalmasın­dan sonra Lübnan dağlarının batı yamaç­larında çeşitli çam türlerinin yetiştirilme­sine başlanmıştır. Ancak yine de orman alanlarının eski asırlara göre gerilemesi­ne rağmen Lübnan dağlan halen Ortado­ğu’nun en sık bitki örtüsüyle kaplı kesi­midir. Ülkede genellikle Lübnan dağları­nın yamaçlarından doğarak Akdeniz’e ulaşan kısa boylu fakat suyu bol akarsulara rastlanır. Bikâ’ vadisindeki Ba’lebek eşiğinden doğarak güneye doğru akan ve Lübnan sınırları içerisinde denize dökü­len Leytani (Leontes) nehriyle kuzeye doğ­ru akan ve Lübnan’dan sonra Suriye top­raklarından geçip Türkiye sınırları İçinde Akdeniz’e ulaşan Âsi (Orontes) nehri diğer­lerinden daha uzun ve daha önemlidir.

Resmî dili Arapça olan Lübnan dinî ve etnik bakımdan çok karışık bir ülkedir. Derin vadiler araziyi birinden diğerine ge­çilmesi güç kompartımanlara böldüğün­den buralarda çeşitli din ve etnik gruplardaki halk âdeta ayrı cemaatler halin­de yaşar; bu cemaatlerin başlicalan Sünnî müslümanlar (kıyı kesiminde), Şiî müslümanlar (Bikâ’ vadisinde ve güneyde), Katolik Mârûnîler (büyükbölümü Lübnan dağlarında), Dürziler (Lübnan dağlarının orta kesiminde), Ortodoks Rumlar (kıyı şe­hirlerinde) ve Katolik Ermeniler’dir (gü­neyin kırsal kesimlerinde). Bunların oranı hakkında resmî istatistikler bilgi verme­mekte, gayri resmî kaynakların verdiği bilgiler de birbirini tutmamaktadır.

Kıyı bölgelerinde turunçgillerle muz ve zeytin, Lübnan dağlarının kıyı ovasına ba­kan alt yamaçlarında -taraça ziraatı siste­miyle elma, armut, şeftali, üzüm ve Bikâ vadisinde tahıl, patates, kavun ve çeşitli sebzeler üretilen Lübnan’ın ekonomisi ço­ğunlukla tarıma dayanır. Tarımın yanı sıra hayvancılık da yapılır (dağlık coğrafyanın sonucu olarak daha çok keçi, daha az ko­yun ve büyükbaş hayvan). Akdeniz suların­daki hızlı kirlenme kıyı balıkçılığına darbe indirmiştir. 1975’te başlayan iç savaş da o yıllara kadar ekonomide önemli bir yeri olan ticaret ve bankacılık sektörüne dar­be İndirmiştir ve halen bu etkinliklerin yeniden canlandırılmasına çalışılmakta­dır. Yer altı zenginlikleri bakımından fakir olan ülkede (az miktarda linyit ve demir) sanayi faaliyetleri daha çok besin, doku­ma, yapı malzemeleri imalâtı ve petrol rafinajı üzerinedir. Başlıca limanlarından petrol, zeytinyağı, işlenmiş yün ve özellik­le işlenmiş mücevher ihraç edilir. Turizm gelirleri de iç savaştan sonra önemli öl­çüde azalmıştır.

TDV İslâm Ansiklopedisi

Daha yeni Daha eski