Macaristan Tarihi (1700'den Günümüze) Hakkında Bilgi

1699’dan sonraki yeni durum da bazı soylular ve kesimler için huzur ve rahat getirmedi. Memnun olmayanlar ülkenin kuzeydoğusunda toplandılar. Bunların başına 1703’te Polonya’dan dönen II. Ferenc Raköczi geçti. Askerî açıdan as­lında ümitsiz, ilk aşamasında bazı başa­rılar da kazanan ve yine birçok hasara sebep olan ayaklanma 1711’de Szatmâr Muahedesi’yle sona erdi. 1716-1717 yıllarında Tlmışvar bölgesi de Eugen von Savoya tarafından zaptedildi. Savaş sırasında Fransa’da bulunan II. Ferenc Râköczi, III. Ahmed tarafından davet edildi. Geldiğinde ise ondan bekle­necek katkıya artık gerek kalmamıştı, buna rağmen Tekirdağ’a gönderilerek ölünceye kadar orada kaldı ve kendisine maaş verildi. 1718 Pasarofça Antlaşması Osmanlı açısından büyük kayıplar içerdi. Bu durum, 1738-1739 savaşlarında ve Belgrad Muahedesi’nde Habsburglar’ın aleyhine değişti. Bundan sonra Macaris­tan’da yetmiş yıllık bir sükûnet ve bunun neticesi olarak bir kalkınma devri yaşan­dı. Habsburglar bazı açılardan gelişmeyi engelledilerse de batıdan gelen etkiler­den esinlenen aydınlar ve halk ekonomik ve kültürel alanda yenilikleri benimsedi. Fransa İmparatoru I. Napolyon ülkeden geçtiğinde 1809’da Györ yakınında eski sisteme göre son defa toplanan soylular ordusunu yendi. Habsburg Kralı I. Ferenc’in tepki doğuran iktisadî tedbirleri­nin ardından 182S meclisiyle Macar re­form hareketleri başladı. Bu canlı döne­min en önemli şahsiyetleri arasında 1825’te Macar Bilimler Akademisi’ni ku­ran, Avrupa’da gördüğü pek çok çağdaş müessese ve uygulamayı ülkesine aktar­mak isteyen Kont Istvân Szechenyi ve bü­tün hürriyetçi ıslahatları destekleyen, Vi-yana’dan kopmayı önemseyen Lajos Kossuth bulunuyordu. Ekonomik ve top­lumsal kalkınmayı millî bağımsızlık veya özerklik ilkesiyle birlikte gerçekleştirme çabaları vardı. Macarca’nın özleştirilmesi ve resmî dil olarak kabul edilmesi (1844) kültür hayatına zenginlik kazandırdı.

1848 ayaklanmaları Macaristan’a da yayıldı. 15 Mart günü Peşte’de patlak ve­ren olayların neticesi olarak başında  Lajos Batthyâny’nin yer aldığı Macar hü­kümeti kuruldu. Ancak Avrupa’daki ihti­lâller bastırıldıktan sonra ve kısmen Viyana’nın kışkırtmasıyla belirlenen azınlık hareketleri savaşla neticelendi. Hürriyet savaşı ilk aylarda parlak başarılar getirir­ken daha sonra Habsburg-Rus ittifakı­nın kuvvet üstünlüğüne mukavemet edi­lemedi. 13 Ağustos 1849’da başkuman­dan Artur Görgey, Vilagos’ta Ruslar’a teslim oldu. İmparator Franz Josef’in kararıyla Peşte’de ilk başbakan Lajos Batthyany, Arad’da on iki general ve bir binbaşı idam edildi. Kadınlar dahil olmak üzere pek çok kişi hapse atıldı, başkaları ölüm cezasına çarptırıldı. Lajos Kossuth ve yanındakiler Osmanlı topraklarına sı­ğındılar. Osmanlı topraklarında kalanları bütün isteklere rağmen padişah iade et­medi. Bazı önde gelenler İslâmiyet’i ka­bul ettiler ve Osmanlı ordusunda görev aldılar. Kossuth ile çevresi Kütahya’ya yollandı ve bir buçuk yıl orada kaldı. Yüz­lerce kişi onun ayrılışından sonra Türki­ye’yi vatan kabul etti.

18S0’de askerî- hukukî öç alma yerine sivil istibdat uygulanmaya başlandı. Ba­zı reformlar da gerçekleştiren (meselâ 1853’te serfliğin nihaî kaldırılışı) İçişleri Bakanı Alexander Bach’a ve yönetimine karşı Macar halkı pasif direniş politikası izledi. Bunun ve Ferenc Deâk’ın takındığı ölçülü siyasetin neticesi olarak 1867’de iki ülke arasında bir uzlaşma meydana geldi. Avusturya – Macaristan monarşisi ortaya çıktı. Ardından ülkede yeni bir kay­naşma ve gelişme dönemi yaşandı. Özel­likle 1873’te Buda, Ûbuda ve Pest’ten bir­leşen başşehir Budapest’te (Budapeşte) görülmedik çapta inşaatlar yapıldı. Bu heyecan İl merkezlerine de yayıldı. Yurt edinmenin bininci yıldönümü i 896’da bü­yük şenliklerle kutlandı. Kültürel etkin­liklerin yanı sıra tarihle ilgili bir hayli eser yayımlandı.

I. Dünya Savaşı’na Macaristan ister iste­mez Avusturya yanında girdi. Kont Istvân Tisza başbakanlığı sırasında iç düzeni ko­ruyup ülkenin birliğini sağlayabildi. Daha sonra işler kontrolden çıktı. Merkezî dev­letlerin mağlûbiyeti anlaşılınca monarşi­ye karşı duygular kuvvetlendi ve bir sola kayış gerçekleşti. 31 Ekim I918’de”pat çiçeği devrimi” neticesinde radikal görüş­lü Kont Mihaly Kârolyi başbakan oldu ve ardından halk cumhuriyeti ilân edildi. Kâ­rolyi ilk olarak geçici, 11 Ocak 1919’da aslî cumhurbaşkanı seçildi. Hükümet söz ver­diği toplumsal ve siyasal reformları ha­zırladığı sırada ülkede huzursuzluk arttı.

Bu durumda Sovyetler Birliği’nden yar­dım sağlayacağını vaat eden komünist Bâlâ Kun (esas soyadı Kohn) önderliğiyle proleter diktatörlük (Sovyet Cumhuriye­ti) ilân edildi. 121 gün süren bu dönem şiddet eylemleri dışında askerî alanda -Çekler’e karşı elde edilen başarılar hariç-yenilgiler getirdi. Kun ve çevresi Viyana’ya kaçtıktan üç gün sonra Romanya ordu­su Budapeşte’yi işgal etti.

Miklös Horthy’nin yanında toplanan ve bazı yerlerde komünistlerden intikam alan güçler İtilâf devletleri onayıyla 16 Kasım 1919’da Budapeşte’ye girebildi. 1 Mart 1920’de Horthy kral nâibliğine geti­rildi. 4 Haziran günü imzalanan Trianon Antlaşması gereğince Macaristan toprak ve insan kaybına uğradı. Hırvatistan hariç 283.000 km2’lik arazisinin üçte ikisi, ara­larında üç milyondan fazla Macar olmak üzere nüfusunun % 6O’ı sınır dışında kal­dı, ordusu 35.000 kişiye indirildi. 1920-1938 yılları arasında bir yandan istikran sağlama, öte yandan Trianon Muahedesi’nin yeniden gözden geçirilme çabaları sürdürüldü. Hayat seviyesinde belirli bir yükseliş hissedildi. Dış politikada Macar isteklerini Almanya ve kısmen İtalya des­tekledi. Onların sayesinde 1938-1941 ara­sında Viyana kararları çerçevesinde bir kısım topraklar iade edildi. Dönemin ileri görüşlü siyasetçisi olup barışçı politikalar izlemek isteyen Kont Pal Teleki, Yugos-lav-Alman ihtilâfı çıkınca ve Macaristan müdahaleye zorlandığında İntihar etti (Nisan 1941). Macaristan II. Dünya Savaşı’na 26 Haziran 1941’de girdi.

Hükümetini 9 Mart 1942’de kuran Mik­lös Kâllay, II. Macar ordusunun cepheye sevkedilmesini kabul etti, yahudilere kar­şı bir kanun çıkardı ve solcu muhalefete sert davrandı. Ancak Don yenilgisinden sonra ülkenin manevra alanını genişlet­meye çalışarak savaştan çıkma yollarını aradı. Bunun neticesinde 9 Eylül 1943’te İngiliz hükümetinin sunduğu mütareke antlaşmasının metnini kabul etti. Fakat 19 Mart 1944’te Almanlar devreye gir­diler ve Kâllay ailesiyle birlikte Türkiye Cumhuriyeti elçiliğine sığınmak zorunda kaldı. Bundan sonraki sağcı hükümetler Almanlar’ın isteklerini yerine getirdiler. Yüzbinlerce Macar yahudisi toplama kamplarına gönderildi. Macaristan’a gi­ren Rus ordusu 4 Nisan 194S’te Alman etkisini sona erdirdi.

Sovyet işgalcilerinin sayesinde komü­nistler iktidarı ele geçirip ‘ya kadar Moskova’yı taklit ederek parti diktatörlü­ğü uyguladılar. Halkın çeşitli kesimlerini sistematik şekilde ruhen ve maddeten kırmaya çalıştılar. 19S0’ye kadar 60.000 kişi mahkemeye verildi; bunlardan 189’u idam edildi, 10.000’den fazlası hapse atıldı, kamplara gönderildi. Macaristan 1949’da Komekon’un, 19S5’te Varşova Paktı’nın üyesi oldu. Aşırı baskılar 23 Ekim 1956 tarihinde halk ayaklanmasına yol açtı. Imre Nagy tarafından bir koalis­yon hükümeti kuruldu ve demokratikleş­me başladı. Ülke Varşova Paktı’ndan çıka­rak tarafsız bir devlet olmak istedi. Ancak Ruslar, Jânos Kâdar’ı ve Ferenc Münnich’i Moskova’ya çağırdıktan sonra 4 Kasım günü müdahale ettiler ve tanklanyla bu özgürlük hareketini bastırdılar. Yeni ku­rulan Macar Sosyalist İşçi Partisi’nin ge­nel sekreterliğine getirilen Kâdâr, Imre Nagy ve yandaşlarının bir kısmının idam edilmesini kabul etti. 1960’a kadar olduk­ça sıkı bir rejim uygulandı. Daha sonra belirli bir yumuşama başladı.

Sovyetler Birliği’nde gerçekleşen âni değişmelerin ardından Macaristan’da da hızlı gelişmeler oldu. Kâdâr görevden uzaklaştırıldı, yerine Kâroly Grösz partinin genel sekreteri oldu. 1989 yazına kadar Doğu Bloku çöktü. 23 Ekim 1989 tarihin­de halk cumhuriyeti yerine Macaristan Cumhuriyeti ilân edildi. 12 Mart 1999’da Macaristan NATO’nun tam üyesi oldu. 12 Nisan 2003te yapılan halk oylaması ülke­nin Avrupa Birliği’ne girmesini onayladı ve dört gün sonra Atina’da katılma ant­laşması imzalandı.

TDV İslâm Ansiklopedisi

Daha yeni Daha eski