Mesh Nedir, Mesh Etmek Ne Demek, Mezheplerin Görüşleri, Hakkında Bilgi

Mesh. Abdest ve teyemmümde bazı organlar, mest, sargı vb. üzerinde yapılan hükmî temizlik.

Sözlükte “bir şey üzerinde eli gezdir­mek, elle silmek ve sıvazlamak” anlamına gelen mesh kelimesi fıkıh literatüründe abdestte baş, boyun ve kulaklarla mest veya sargı üzerinde ıslak elle, teyemmüm­de ise yüz ve kollar üzerinde toprağa sü­rülmüş elle sıvazlamak şeklinde yapılan hükmî temizliği ifade eder. Abdest alır­ken baş, boyun ve kulakların meshedilmesi abdestin aslî hükmü olup mest ya da sargı üzerine yapılan mesh ise yıkama yerine geçen bir işlem nite­liğindedir. Mesh aynı zamanda “kirli bir nesnenin silinerek temizlenmesi” mâna­sında maddî temizlik yollarından birini ifade eder. Kur’ân-ı Ke­rîm’de mesh bir âyette sözlük  [Sâd 38/ 33]iki âyette ise [Nisâ 4/43; Mâide 5/6] terim anlamında kullanılmıştır. Ha­dislerde de mesh kelimesinin ve türevle­rinin hem sözlük hem terim mânasında geçtiği görülmektedir.

Başa meshetmek abdestin farzlarından biridir [Mâide 5/6] Hz. Peygamber’den nakledilen farklı uygulamalar sebebiyle abdest sırasında başa meshin nasıl yapı­lacağı ve başın ne kadarının meshedileceği konusunda fakihler arasında görüş ayrılığı vardır. Hanefîler’e göre abdest es­nasında başın dörtte birinin meshedilme-si gerekli iken İmam Şafiî elin başa değ­miş olmasını yeterli görür. Bununla bir­likte her iki mezhebe göre de başın tama­mının meshedilmesi sünnettir. Mâiikîler’e ve Hanbelîler’e göre ise abdest sırasında başın tamamının meshedilmesi gerekir. Ahmed b. Hanbel’den nakledilen bir diğer görüşe göre başın bir kısmının meshedil­mesi yeterlidir.

Meshin yapılış şekli hakkında da farklı görüşler bulunmaktadır. Hanefîier”in uy­gulamasına göre parmak uçları birleşti­rilir, başparmak ve işaret parmağı yukarı kaldırılarak karşılıklı üçer parmakla başın ön tarafından enseye kadar meshedilir. Başa degdirilmeyen işaret parmaklarıyla kulağın iç kısmı, başparmaklarla dış kıs­mı, her iki elin arkasıyla boyun meshedi­lir. Hanbelîler ise İşaret parmaklarını uç uca getirip başparmakları şakaklar üze­rine koyarak elleri bu şekilde enseye ka­dar götürürler, enseden de ilk başlanan yere geri getirirler. Fakihlerin çoğunluğu­na göre başın bir defa meshedilmesi ye­terli olup Şâfiîler’e göre meshin üç defa yapılması sünnettir. Abdest sırasında ku­lakların içten ve dıştan meshedilmesi fa­kihlerin çoğunluğuna göre sünnet, Hanbelîler’e göre ise kulaklar başa dahil oldu­ğu için farzdır. Hanefîler’e göre boynun meshedilmesi abdestin âdabı arasında yer almaktadır.

Hz. Peygamber’in abdest sırasında ba­şında sarık varken yaptığı meshle ilgili de­ğişik rivayetler sebebiyle fıkıh mezheplerinin sarık üzerine meshe dair görüşleri farklılık arzetmektedir. Hanefî fakihlerine göre sarık üzerine mesh caiz değildir. Şâfiîler ise alınla birlikte sarık üzerine meshedilebileceği görüşündedir. Hanbelîler, sarık üzerine meshi caiz kabul etmekle birlikte sarıkla ilgili bazı şartlar ileri sürerler. Mâlikî fıkıh âlimlerine göre çıkarılması halinde zarar görme endişesi varsa sarık üzerine mesh yapılabilir.

Sünnî dört mezheple Haricîler ve Şîa’-dan Zeydiyye mezhebine göre abdest alır­ken ayaklan yıkamak farz olduğu halde İmâmiyye (Ca’feriyye) Şîası ayakların yıkanmayıp çıplak olarak üzerlerine meshedil­mesi gerektiği görüşündedir. Bu görüş ayrılığı abdestle ilgili âyette [Mâide 5/6] yer alan bir okuyuş (kıraat) farklılığından kaynaklanmaktadır.

İslâm dininin ibadetlerin yerine getiril­mesi sırasında mükelleflerin karşılaşacağı zorluklan gidermeye yönelik olarak tanı­dığı kolaylıklardan biri de mestler üzerine mesh uygulamasıdır. Gerek yolculuk ge­rekse ikamet hallerinde mestler üzerine mesh yapılması Hz. Peygamber’in sünnetiyle sabit olan bir ruhsat hükmüdür. Şarkiyatçıların ifa­de ettiği gibi bu hüküm, sadece kırsal arazideki asker­lerin abdest almasını kolaylaştırmak ama­cıyla meşru kılınmamış, Resûl-i Ekrem bunu yolculuk durumunun dışında da uy­gulamıştır. Mest deri vb. maddelerden yapılan, ayaklan topuklarla birlikte örten, içine su geçirmeyen, yere konulduğunda dik durabilen bir pabuç çeşididir. Ayakla­rı aynı şekilde örten çizme, potin, kendi­siyle yol yürünebilecek dayanıklılıkta ço­rap, boğazlı terlik vb. de Hanefî fakihle­rine göre mest hükmündedir. Mest üze­rine mesh Şîa ve Haricîler tarafından ka­bul edilmemiştir. Şîa ile Ehl-i sünnet arasındaki bu görüş farklılığı zamanla önem kazanmış, Ehl-i sünnet âlimlerince. mest üzerine mesh uygulamasının kabul edil­mesi imanın kuvvetli unsurlarından biri olarak görülmüş, bunu caiz kabul etme­yenler Ehl-i bid’at olarak nitelendirilmiş­tir.

Üzerine mesh yapılabilecek mest aya­ğın abdestte yıkanması gereken kısımla­rını tamamen kaplamalı, dayanıklı ve sağlam bir maddeden yapılmış olmalı­dır. Ayrıca mestin içine su almaması ve topuktan aşağı kısmında, altında veya üs­tünde ayak parmaklarından üçünün gi­rebileceği şekilde bir delik veya yırtık bu­lunmaması gerekir. Mestin abdestli iken giyilmesi gerekir. Mest üzerine mesh ya­pabilme süresi yolcu olmayanlar için bir gün bir gece (yirmi dört saat), yolcular İçin üç gün üç gecedir (yetmiş İki saat). Bu süre, mestin abdestli olarak giyilme­sinden sonra abdesti bozan ilk durum­dan itibaren başlar. Mâlikî fakihleri ise ayaktan çıkarılmayıp guslü gerektiren bir durum meydana gelmedikçe mest üze­rine devamlı şekilde mesh yapılabileceğini söyler.

Fıkıh âlimleri arasında mest üzerine mesh miktarı konusunda da farklı görüş­ler vardır. Hanefîler’e göre abdest alırken mestin üzerinde elin üç parmağı ölçüsün-deki bir kısmın eün ıslaklığıyla bir defa meshedilmesi yeterlidir. Mâlikiler’e göre mestlerin üst kısmının tamamen meshe­dilmesi gerekir. Hanbelî fakihlerine göre mestlerin üstünün yarısından fazlasına, Şâfiîler’e göre ise mestlerin üst kısmın­dan bir parmak kadar yere meshetmek yeterlidir. Sünnete uygun şekilde mest üzerine mesh şöyle yapılır: Mesh yapma­ya ıslak ellerle ayakların parmak uçların­dan başlanır ve el parmaklan açık vazi­yette geriye doğru çekilir. Zaruri bir du­rum söz konusu olmadıkça sağ ayak sağ elle, sol ayak sol elle meshedilir.

Abdesti bozan haller mest üzerine meshi de bozar. Ayrıca üzerine mesh ya­pılmış olan mestin ayaktan çıkması veya çıkarılması, mesh süresinin sona ermesi ve gusül abdesti gerektiren durumlarda da mesh bozulur. Mesh süresi başlama­dan abdestli iken çıkarılan mest ise ab­desti etkilemez. Ayaklarını yıkamak su­retiyle abdestli olan kimsenin bu abdesti devam ettiği müddetçe mestleri çıkarıp giymesiyle abdesti bozulmaz. Mestleri üzerine meshetmek suretiyle abdestli durumda olup mestlerini çıkaran kimse sadece ayaklarını yıkayarak abdestini tamamlar.

Hadis kaynaklarında Hz. Peygamber’in çorap üzerine mesh yaptığı da ifade edil­mektedir. Fıkıh âlimleri, üstüne deri kaplanmış veya altlarına taban geçirilmiş çorapların üzerine mesh yapı­labileceği konusunda görüş birliği içinde­dir. Mâlikî ve Şafiî fakihleriyle Ebû Hanîfe bu nitelikte olmayan çoraplar üzerine mesh yapmanın caiz olmadığını söyler. Ancak Ebû Hanîfe’nin, vefatından kısa bir süre önce görüşünü değiştirerek hasta­lığı sırasında kalın çoraplarının üzerine meshettiği nakledilmektedir. İmam Muhammed ve Ebû Yûsuf’a göre kalın olma­ları ve teni göstermeyecek nitelikte bu­lunmaları halinde çoraplar üzerine mesh yapılabilir. Hanbelîler de sık dokunmuş ve uzun süre yürünebilecek durumda olma­ları şartıyla çorap üzerine meshi caiz gö­rürler.

Üzerinde sargı bulunan bir organın ab­dest alırken su ile yıkanması sağlık açısın­dan zararlı ise bu sargının üzerine mes­hedilmesi bir ruhsat hükmüdür. Sargı üzerine meshin zarar vermesi söz konusu ise bu da terkedilebilir. Şafiî ve Hanbelîler’e göre sargının abdestli iken sarılmış olması gerekir. Hanefîler’le Mâlikîler’e gö­re ise sargının abdestli iken yapılmış olması şart olmadığı gibi sargı üzerine mesh ile ilgili herhangi bir süre kaydı da söz konusu değildir, mazeret devam et­tiği müddetçe mesh yapılabilir. Sıkıntı ve zorluğun ortadan kaldırılması açısından bu görüş tercihe daha uygundur. Hane-fîler’e göre sargının büyük bölümüne meshetmek yeterli iken diğer mezheple­re göre tamamının meshedilmesi gere­kir. Yaranın iyileşip sargının çıkarılması halinde sargı üzerine yapılan mesh bozul­muş olur. Bir sargıya meshettikten sonra sargı değiştirilirse yeniden meshetmek gerekli değildir. Gusül ya da abdest yerine geçmek üzere teyemmüm yapılması du­rumunda yüzün ve kolların toprakla mes­hedilmesi icap eder.

TDV İslâm Ansiklopedisi

Yorum ekle...

Konu hakkında yorum ya da düşüncelerini paylaş...

Daha yeni Daha eski