Mostar Şehri Tarihi, Özellikleri, Nüfusu, Hakkında Bilgi

Mostar. Bosna-Hersek’te tarihî bir şehir.

Bosna Hersek’in başşehri Sarajevo’nun (Saraybosna) 162 km. güneybatısında de­niz seviyesinden 59 m. yükseklikte, Sarajevo’yu Adriya denizi kıyısına bağlayan önemli yol üzerinde yer alır. Hersek böl­gesinin merkezi olan şehrin ortasından Neretva nehri geçer. Adı Boşnakça’da ve diğer Slav dillerinde “köprü” anlamına ge­lir Buraya Mostidi, Mostar ve daha doğru olarak Mostari (köprücüler) denilmiştir. Evliya Çelebi de Mostar’in “köprülü şehir” mânasına geldiğini belir­tir.

Türk-İslâm kültürü bakımından Bos­na-Hersek’in Sarajevo’dan sonra ikinci önemli şehri olan Mostar’ın tarihi fazla eskiye gitmez. Mostar ovasında Romalı­lar döneminde bir koloni olduğundan söz edilirse de bu yerleşme süreklilik kazan­mamıştır. Dalmaçyalı M. Orbinive P. Luccari’nin rivayetlerine göre yeni Mostar şehri, 1440’ta St. Sava dukası Stefan Vukcic Kosaca’ya tâbi Gost Radivoj tarafından kuruldu. Mostar’ın adı ilk defa 3 Nisan 1452 tarihli bir Dubrovnik belgesinde ge­çer. Burada, Vladislav Hercegovic adın­daki prensin babasına karşı ayaklandığın­da Blagaj’ı ve Neretva Köprüsü üzerin­deki iki küçük kaleden [Duo Castelli al Pon-te di Neretua] oluşan bölgeyi, yani bugün­kü Mostar ve civarını ele geçirdiğinden söz edilir. 1466-1468’de Blagaj, Osman­lılar tarafından fethedildikten az önce Mostar da zaptedilmiş olmalıdır.

Hersek bölgesinin fethi 888’de (1483) tamamlandıktan sonra Mostar’ın strate­jik bir merkez olarak önemi arttı. Her­sek’in merkezi Blagaj’ın yerini Mostar alınca burası bir askerî ve ticarî merkez sıfatıyla hızlı gelişme kaydetti. Bosna vi­lâyetine ait 872-873 (1468-1469) tarihli kayıtları ihtiva eden bir icmal tahrir def­terinde bu yer Mostar Köprülü Hisar adıy­la zikredilir. Aynı tarihte küçük bir yerle­şim birimi durumundaydı ve on altı hıristiyan hanesi nüfusa sahipti, civarda ise otuz köy bulunmaktaydı. 877’de(1473) Mostar’da bağlı olduğu Foça kadısının bir naibi görev yapıyordu. Bu sırada şehirde tedricî olarak müslüman nüfus ortaya çıktı. XVI. yüzyılın başlarında inşa edilen Sinan Paşa Camii Atik Dzamıja ve Hamamı müslüman nüfusun toplanmasına katkıda bulundu. Nitekim şehrin en eski müslüman mahallesi de bu cami etra­fında oluşmuştur. 925’te (1519) Mostar kadılık merkezi olarak kaydedilir. Aynı tarihte Mostar’da yetmiş beşi hıristiyan ve on dokuzu müslüman olmak üze­re doksan dört hâne tah. 400-500 kişi vardı. 928’de (1522) burası stratejik önemi dolayısıyla Hersek bölgesinin merkezi haline getiril­di. 11 Receb 928 (6 Haziran 1522) tarihli bir belgede söz konusu Hersek sancak beyliği Mostar sancağı (Mostar paşalığı) şeklinde de zikredilir. XVI. yüzyılın ikinci yarısından itibaren şehirde müslüman nüfus artış gösterdi, yeni mahalleler ku­ruldu. İlk yıllarda Neretva nehrinin sade­ce sol kıyısında bulunan şehir XVI. yüzyıl­daki gelişmelerle nehrin sağ kıyısına da yayılmaya başladı. Nezir / Nazır Ağa XVI. yüzyılın ortalan ve Tabakhane (1610) ca­mileri bu gelişmeyi göstermekte, özellik­le 965’te (1558) yapılan Karagöz Bey Külliyesi’nin [cami, medrese, kütüphane] Mostar’a damgasını vurduğu anlaşılmakta­dır. XVI. yüzyılın ikinci yansı ve XVII. yüz­yılın başlarında zanaat ve ticaret sahala­rında gelişme kaydedildi. En meşhur ya­pılar da 1550-1650 yılları arasında ortaya çıktı. 993’te (1585) Mostar’da on dört müslüman ve iki hıristiyan mahalle­si, 1041’de (1631) yirmi iki müslüman. iki hıristiyan mahallesi vardı. Hıristiyan ma­hallelerinden birinde Katolik kilisesi mev­cuttu. XVII. yüzyılın sonlarına doğru şeh­rin nüfusunun 12.000’i aştığı tahmin edil­mektedir. Buna aynı yüzyılın ortalarında Ortodoks Sırplar da dahil olmuştur.

Mostar’ı 1074 (1664) yazında ziyaret eden ve burayı çok sıcak bulan Evliya Çelebi şehirde elli üç mahalle, 350 dükkân, kırk beş cami ve mescid, kaygan taştan yapılmış, üzeri kiremit örtülü 3040 kadar kagir evden söz eder. Ev sayısı hakkında verdiği rakam çok abartılıdır. Ancak bu sıralarda şehrin fizikî açıdan gelişmiş ol­duğu da bir gerçektir. Evlerin çoğu Ne­retva nehrinin sol kıyısında yer almakta­dır. Bu kısımda Mostar Çarşısı ve pazarı vardır. Batı kısmında ise tabakhane, on dokuz su değirmeni, iki hamam ve med­reseler bulunmaktadır. Ayrıca yine bu ke­simde bahçeler ve tarlalar mevcuttur. Ev­liya Çelebi Mostar halkının Türkçe, Boş­nakça ve Latince konuştuğunu belirtir.

1652. 1693 ve 1717yıllarında Mostar Venedikliler’in saldırısına mâruz kaldı. 1693 saldırısından sonra şehir surlarla çevrildi ve iki küçük kalesi tahkim edildi. Hersek bölgesi daha sonra Bosna vilâye­tine ilhak edildiğinde şehre vali adına bir mütesellim geldi. 1832’de Hersek yeni­den vilâyete dönüştürülünce Mostar bu defa vilâyet merkezi oldu ve valiliğe geti­rilen Ali Paşa Rıdvanbegoviç burada otur­du. 1856’da Rus konsolosu Aleksandar Giljferding şehirde 1500 müslüman, 500 Sırp ve 300 Hırvat evi olduğunu belirt­mektedir. 1291 (1874) tarihli Bosna Salnâmesi’nde Mostar’da kırk beş cami, beş medrese, bir rüşdiye, on altı mektep ve yirmi altı hanın bulunduğu kaydedilir.

1878’de Bosna-Hersek bölgesi Batılı devletler tarafından Avusturya-Maca­ristan İmparatorluğu himayesine verildi. Mostar halkı arasında yeni işgal güçleri­ne karşı gelip gelmeme konusunda çıkan tartışmalar kısa sürede kargaşalığa se­bep oldu. Halk devlet dairelerine hücum edip 2 Ağustos 1878’de Mostar müftüsü Mustafa Sıdkı Karabeg’i, Mostar Kayma­kamı Murad Bey’i, Mostar kadısını, Mos­tar mutasarrıfı Mustafa Paşa’yı ve onun damadını Suhodolina’da katletti. 5 Ağustos’ta Avusturya-Macaristan kuvvetleri herhangi bir direnişle karşılaşmadan şeh­re girdi. 1908’de resmen bu devletin bir parçası haline gelen şehir Avusturya- Ma­caristan’ın dağılmasına kadar (1918) böy­le kaldı. 1878-1918 yılları arasındaki dö­nemde zaman zaman Avusturya – Macaristan idaresine karşı bazı faaliyetlere gi­rişildi. Özellikle Mostar müftüsü Ali Feh­mi Câbiç’in önderliğinde başlatılan kültür otonomisi hareketi on yıl sürdü (1899-1909). 1906’dan itibaren dinî muhtariyet hareketi Müsavat adıyla yayımlanan bir siyasî gazete ile başlatıldı. 1912-1918 yıl­larında müslüman aileler için Biser adında bir gazete ile otuz kadar kitap ve bro­şür ihtiva eden “Muslimanska Biblioteka” seri neşriyatı çıktı. Bu dönemde Os­manlı üslûbundan ayrı olarak yeni Mem­lûk stiliyle çok sayıda eser [okul, hastahane, otel vb] inşa edildi.

Mostar, Avusturya-Macaristan idare­sinin sona ermesinin ardından kurulan, önceleri Sırp- Hırvat-Sloven Krallığı ve da­ha sonra Krallık Yugoslavyası adıyla bilinen devletin toprakları içinde yer aldı. 1929′-da merkezi Split (Dalmaçya) olan Primorje eyaletine bağlandı. 1918-1941 yıllan ara­sında halkın bir kısmı Türkiye’ye, bir kıs­mı da dönemin Yugoslavya’sı içerisine göç ettirildi. II. Dünya Savaşı döneminde (1941 -1945) Almanya ve İtalya iş birlikçisi olarak tesis edilen Bağımsız Hırvatistan Devleti’ne dahil oldu ve Hırvat unsurunun etkisi altında kaldı. Bu savaşın ardından kurulan yeni Tito Yugoslavyası devrinde (1945-1990) altı cumhuriyetten biri olan Bosna – Hersek Sosyalist Cumhuriyeti için­de Hersek bölgesine ait bir idarî birimin merkezi haline getirildi. Bu dönemin ilk yıllarında birçok dinî yapı yıktırıldı. Bos­na-Hersek’teki iç savaş (1992-1995) Mos-tar’ı harabeye çevirdi. Osmanlı dönemin­den kalma eserlerin çoğu tahrip edildi. Özellikle hedef seçilen Mostar Çarşısı ve tarihî köprüsü Hırvat topçu ateşiyle yıkıl­dı. Savaş sürerken Hırvat Savunma Kon­seyi adlı silâhlı örgütle dönemin Hırvatis­tan lideri Franjo Tuctman’ın etkisi altında olan Hırvat Demokrat Birliği arasındaki anlaşma sonucu başşehri Mostar olmak üzere Herceg-Bosna adıyla müstakil bir Hırvat cumhuriyeti ilân edildi. Ancak Dayton Antlaşmasından sonra (1995) bu si­yasî oluşum tanınmadı. Mostar, bugün­kü Bosna Cumhuriyeti’ni meydana geti­ren iki federal yapıdan birini oluşturan Bosna-Hersek Federasyonu’nda önemli şehirlerden biri sayılmaktadır. Temmuz 1994’teki barış harekâtı, etnik grupların bir arada yaşamasını ve şehrin yeniden inşasını desteklemek için milletlerarası anlaşmalar çerçevesinde Mostar şehri­nin idaresini üstlendi. Mostar’ın milletle­rarası bir statü kazanması için 20 Şubat 1996’da bölge altı belediyeye bölündü ve bütün belediyeler Avrupa Birliği’nin şehir yöneticisinin kontrolüne verildi. Söz konu­su belediyelerin üçünde müslüman Boş­nak etnik grubu çoğunluğu teşkil eder.

Mostar’da XIX. yüzyıl sonlarında 17.000 dolayında olan nüfus 1921’de 18.176. 1953’te 31.608. 1961’de 3S.242. 1971′-de 47.600 olarak tesbit edilmiştir. 1991 nüfus sayımında Mostar’ın nüfusunda büyük artış olduğu dikkati çekmektedir. Bu tarihte şehrin 75.600 nüfusa ulaştığı görülmektedir. Nüfusun % 34.5″u müs­lüman Boşnak, % 34’ü Katolik Hırvat, % 19’u Ortodoks Sırp, % 12,5’u diğer grup­lardan [Yugoslav, Arnavut, yahudi, Türk] oluşmaktadır. İç savaştan sonra Mostar büyük nüfus kaybına uğradıysa da 2000’li yılların başında yeniden toparlandı. Mostar’a çok sayıda müslüman ve Hırvat grupları yerleşti, Sırplar Mostar’ı terket-tiyse de daha sonra bir kısmı geri döndü. 2004 yılı başlarına ait bir tahmine göre şehrin nüfusu 94.000’i bulmuştur. Bugün şehirdeki etnik grupların oranlan hakkında resmî istatistikler olmamakla birlikte müslüman Boşnak unsurunun % 50’nin üstünde bir çoğunluğu teşkil ettiği sanılmaktadır.

Osmanlı döneminde Mostar’da birçok şair ve ilim adamı yetişmiştir. Şairler için­de 1599-1603 yılları arasında Bosna vali­si olan Bosnevî Derviş Paşa zikredilebi­lir. Din ve ilim adamları arasında Hal-vetiyye şeyhlerinden Ali Dede Bosnevî, Şeyh Yuyo lakaplı Mostar müftüsü Eyyûbîzâde Mustafa ve henüz yirmi beş ya­şında iken Mostar müftülüğü görevine tayin edilen Mustafa Sıdkı Karabeg sayı­labilir. Karabeg 1876’da I. Meclis-i Meb’ûsan’da milletvekili olarak görev yapmış­tır. Oğlu Ali Rıza Karabeg de Boşnakça ilk Kur’an tercümesini gerçekleştirmiştir.

Mostar’ın tarihî eserleri arasında özel­likle Mostar Köprüsü (1557-1566), Mos­tar Kalesi, Nasuh Ağa Camii XVI. yüzyı­lın ortaları, Karagöz Bey Camii ve Med­resesi (965/1558), Keyvan Kâhya Camii ve Medresesi (960/1553), Koski Mehmed Paşa Camii ve Medresesi (1026/1617) sa­yılabilir. Şehrin dünya çapında tanınması­nı sağlayan Mostar Köprüsü savaş sırasın­da Ortodoks Sırp katedraliyle beraber tah­ribata uğramıştır. Yine ağır tahribat gö­ren Yavuz Sultan Selim Mescidi, Sivri Ha­cı Hasan, Nasuh Ağa, Karagöz Bey, Koski Mehmed Paşa, Derviş Paşa, Çerniça, İb­rahim Ağa Saric, Keyvan Kâhya camileriyle diğer bazı yapılar çeşitli örgütlerce restore edilmiştir. Tito döneminin ilkyıllarında yıktırılan Nazır Ağa ve Hacı Tere Yahya camileri aslına uygun biçimde ye­niden yaptırılmış, onarımı tamamlanan Mostar Köprüsü de 23 Temmuz 2004 ta­rihinde yapılan resmî bir törenle hizmete açılmıştır.

TDV İslâm Ansiklopedisi

Yorum ekle...

Konu hakkında yorum ya da düşüncelerini paylaş...

Daha yeni Daha eski