Mücahid -Müfessir- Kimdir, Hayatı, Hakkında Bilgi

Ebü’l-Haccâc Mücâhid b. Cebr el-Mekkî el-Mahzûmî (ö. 103/721) Tabiîn neslinin önde gelen müfessirlerinden.       

21 (642) yılında Mekke’de doğdu. Kays b. Sâib’in kölesiydi. Kur’an’a dair ilk bilgi­leri Kays’tan aldı ve sahâbîlerin ileri gelen­leriyle görüşme imkânı buldu. Başta tef­sir olmak üzere hadis ve fıkıh gibi alanlar­da Abdullah b. Mes’ûd, Ali b. Ebû Tâlib, Sa’d b. Ebû Vakkâs, Ebû Hüreyre, Âişe, Abdullah b. Ömer, Abdullah b. Zübeyr’-den faydalandı; Abdullah b. Abbas’ın önün­de Kur’an’i otuz defa hatmetti ve onunla Kur’an’ı baştan sona kadar üç kere tefsir etti. İbn Abbas’ın ölümünden sonra Mekke tefsir ekolünün önemli bir öncüsü ola­rak onun yerine tefsir derslerini üstlendi. İkrime el-Berberî, Atâ b. Ebû Rebâh, Ka-tâde b. Diâme, Amr b. Dînâr ve A’meş kendisinden faydalandı. Kırâat-i seb’a imamlarından Ebû Ma’bed İbn Kesîr ile Ebû Amr b. A’lâ ondan kıraat alanında is­tifade ettiler. Mücâhid b. Cebr aynı za­manda Kur’an’da anlatılan vak’aları ve bu olayların geçtiği yerleri araştırdı; Hârût ve Mârût olayını incelemek için Bâbil’e, Ber-hût kuyusunu görmek için Hadramut’a kadar gitti. Hayatının büyük bölümünü Kur’an’ın anlaşılması için yap­tığı çalışmalara ayırdı, halkın fetva mercii oldu. Mekke’deki tabiîn müfessirlerinin en yaşlısı olarak seksen iki yaşında vefat etti.

Süfyân es-Sevrî, Mücâhid’in geniş tef­sir birikimine sahip, güvenilir bir müfessir olduğunu söyler; Katâde b. Diâme, onu yaşadığı devirdeki insanlar arasında tef­siri en iyi bilen kişi diye zikreder. İmam Şa­fiî ve Buhârî de Mücâhid’in tefsirine gü­venmiş, kendisinden gelen görüş ve riva­yetlere kitaplarında yer vermiştir. İbn Sa’d ve İbn Hibbân onun hadis rivayetinde si­ka, şahsî hayatında muttaki, âlim ve fakih; Nevevî, Zehebîve İbn Hacer el-Askalânî İse tefsirde öncü bir şahsiyet olduğunu be­lirtmişlerdir.

Abdullah b. Abbas’tan öğrendiği tefsiri yazıya geçiren Mücâhid kendi öğrencileri için de aynı metodu uygulamış ve yaptığı tefsiri onlara imlâ etmiştir. Bugün elde bulunan ve Mücâhid’e nisbet edilen tefsi­rin öğrencileri tarafından derlendiğine ina­nılmaktadır. Kendisinden tefsir rivayet eden âiimlerin en meşhurları Abdullah b. Ebû Necîh, A’meş ve İbn Cüreyc’dir. Onun tef­sirde metodu Kur’an’ı Kur’an’la ve ardın­dan sünnetle tefsir etmek şeklindedir. Câhiliye şiirinden, esbâb-ı nüzulden ve İsrâiliyat’tan çokça faydalanmış, ancak İsrâiii-yat konusunda eleştirilmiştir. Bunun yanın­da tefsirinde akla geniş yer vermiş, bu ko­nuda kendisini tenkit edenlere, “Ben tef­sire dair görüşlerimi Peygamber’in onlar­ca sahâbîsinden öğrendim” diyerek cevap vermiştir. Mücâhid’in bazı âyetlerden fık­hı hükümler çıkardığı da görülmektedir, Meselâ cuma namazına dair, “Namaz kı­lındıktan sonra yeryüzüne dağılın ve Al­lah’ın lutfundan -nasibinizi- arayın. Allah’ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz” mealinde­ki âyetten  zeval vaktin­den cuma namazının bitişine kadar geçen sürede ticaret yapmanın ve çalışmanın meşru olmadığı sonucunu çıkarmıştır. Âyeyler arasındaki irtibat ve insicamı da yorum için bir karine olarak değerlendiren Mücâ-hid’in bazan mecazi tefsir yaptığı da ol­muştur. Nitekim Bakara sûresinin 81. âye­tinde geçen “suçu onu kuşatırsa…” ifade­sini, “İnsanın işlediği günahlar birikir, kal­bini karartır ve gittikçe kalbin her tarafını kaplar” şeklinde açıklamıştır. Aynı şekilde Müddessir sûresinin 4. âyetindeki “Elbi­seni temizle” cümlesini, “Yaptığın amelle­ri sâlih kişilerin amelleri gibi yap” diye yo­rumlamıştır. Öte yandan kaynaklarda Mücâhid’in bazan hatalı tefsirler yaptığı ve âdeta sırf re’y ile hareket ettiği ileri sürül­müştür. Meselâ Ra’d sûresinin 43. âyetin­de geçen, “yanında kitabın bilgisi bulunan” şahıstan kastedilenin Medine’de ihtida eden Abdullah b. Selâm olduğunu söyle­miş, bunu duyan Saîd b. Cübeyr sûrenin Mekke’de nazil olduğunu hatırlatarak Mücâhid’in yanıldığını belirtmiştir.

Mücâhid b. Cebr’e nisbetle yayımlanan iki tefsir Dârü’l-kütübi’l-Mısriyye’de kayıtlı yazma nüshaya dayanmaktadır. Bunlardan ilkini gerçekleştiren Abdurrah-man Sûretî mevcut yazmayı tahkik etmiş, ayrıca Taberî’nin tefsirinde ve diğer tef­sirlerde bulunan bilgilerden Mücâhid’e nisbet edilenleri almış, nüshada tefsiri yer al­mayan bazı sûrelerin açıklamasını da bu şekilde oluşturmuştur. İkinci neşir M. Abdüsselâm Ebü’n-Nîl’e ait olup dokto­ra tezi olarak hazırlanmıştır. Araştırmacı ilk yayının eksiklerini gidermeye çalışmış, yazmadaki bilgileri ilk neşirde olduğu gi­bi zenginleştirmiştir. İsmail Cerrahoğlu, bu neşirlerde kullanılan yazma­daki tefsir rivayetlerinin Mücâhid’e nisbetini zayıf görmekte, aynı şeyin ilk naşir ta­rafından yapılan eklemeler için de söz ko­nusu olduğunu belirtmektedir.

Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

Sitede Ara