Charles Sanders Peirce Kimdir, Hayatı, Kitapları, Hakkında Bilgi

PEIRCE, Charles Sanders (1839-1914)

ABD’li filozof, bilim adamı. Pragmacılık ilkesini ortaya atmıştır.

10    Eylül 1839’da Massachusetts’de Cambridge’ de doğdu. 19 Nisan 1914’te Pennsylvania’da Milford’ da öldü. ABD’nin önde gelen matematikçilerinden Benjamin Peirce’in oğludur. Harvard’da matematik ve astronomi profesörü olan babasının yardımıyla, küçük yaşta doğabilimleri ve matematiğe büyük ilgi duydu. Yükseköğrenimini 1859’da Harvard Üniversitesi’nde bitirdi. 1861’de ABD Kıyı ve Jeodezi Araştırma Kurumu’nda çalışmaya başladı. 1866’dan sonra mantık ve felsefe konusunda yapıtlar yayımladı. 1869’da Harvard’da astronomi araştırmaları yaptı. 1879’da yeni kurulan Johns Hopkins Üniversitesi’nde, mantık dersleri vermek üzere, öğretim üyesi oldu. 1887’de, görevlerinden ayrılarak, bütün zamanını felsefe çalışmalarına verdi.

Peirce’in özellikle mantık,bilgibilim,(epistemoloji), metafizik, bilimsel yöntem ve anlam konularında önemli çalışmaları vardır. Düşüncelerinin yenilik ve özgünlüğü, belirgin bir etki altında kalmamış oluşunu açıklar. Başlangıçta Kant’a bağlanmış ise de, sonradan onu, Comte ve Pearson gibi pozitivistleri de eleştirmiş, öte yandan belirli alanlarda Husserl ile olan yakınlıklarını da açıkça dile getirmiştir. Niceleme mantığı alanında, bıı mantığın kurucusu olan Frege’ nin kimi bulgularını, Peirce’in de bağımsız olarak geliştirdiği anlaşılmaktadır.

Pragmacılık

Peirce, 1878’de yayımlanan “How to Make Our Ideas Clear” (“Düşüncelerimizi Nasıl Açıklaştırabili-riz”) başlıklı yazısında Pragmacılık’ın ana ilkesini dile getirir. Bu ilkeyi anlatıma dökerken onun amacı, her alan için geçerli bir yaklaşım ortaya atmak değil, çok daha sınırlı olarak, kavram ve önermelerin anlamlarını açık ve seçik kılmaya yarayacak bir yöntem bulmaktır. Peirce’in ilkesine göre bir kavramın anlamı, onun, uygulamada getireceği beklenen sonuçlarla belirlenir. Bir kavramın anlamım ve doğruluğunu saptamak için, uygulamada hangi sonuçların zorunlu olarak doğacağını düşünebilmek gerekir. Peirce için Pragmacılık, bir genel dünya görüşü olmadığı gibi, bir doğruluk kavramı da değildir. O, bununla yalnızca, anlamları kesin bir biçimde saptayacak bir yol bulmayı amaçlamıştır. Ona göre herhangi bir nesnenin katı olduğunu söylemek, bu nesnenin yüzeyinin başka cisimlerin çoğunluğunca çizilemeyeceğini öne sürmektir. Bu niteliğin kavramı onun beklenilen etkile-rindendir. Peirce için uygulama ile ilgili sonuçların gerçekleştirilmesi değil, bunların beklentisi ya da düşüncesi önemlidir. Çünkü, araştırmanın amacı kuşkudan inanca doğru gitmektir. Kuşku, düşüncenin yerleşmemiş ve denge bulamamış durumudur. Kuş-, kulu düşünce doğru ile yanlış arasında sürekli gidip gelendir. Pragmacı ilke ile yapılan, düşüncenin açıklığa kavuşturulup saptanması, belirlenmesidir. Bunun ise uygulamayı gerçekleştirmekle ilgisi yoktur. Saptama, uygulamanın doğuracağı sonucu düşünmekle olur.

Semiotik ve anlam ilişikisi

“Semiotik”, Peirce’in bir genel imler kuramı için ortaya attığı kavramdır. Buna göre, bir im, kendinden bağımsız herhangi bir başka nesnenin yerini alır. Bir imin kullanıldığı herhangi bir durumun betimlemesinde şu üç öğe ayırt edilmelidir: 1) imin kendisi, 2) İmin karşılığı olduğu nesne, 3) İmin yorumu. Peirce imlerin kullanımı açısından, imi kullanan bir anlık bulunmasını zorunlu görür. İmler kuramı temel alınarak açıklanan, bir anlık işlevi, algıdır. Buna göre algının içeriği, algılanan nesnenin imidir.

Peirce’in bilgibiliminin temel öğretilerinden biri yanılabilirlik ilkesidir (fallibilism). Bu ilkeye göre bilgi her durumda doğruya bir yaklaşım sürecidir. Ancak kesin ve saltık doğruya tam olarak ulaşılamaz. Ona her zaman yaklaşılacak, fakat hiçbir zaman tam olarak erişilemeyecektir. Bunun nedeni saltık kesinliğin, saltık yanılmazlık ve saltık genellik oluşudur. Her konu bilinebilir; ancak bilginin tamamlanması sonsuz bir süreçtir. Her şey bilinebilir olsa da her şeyi bilmek olanaksızdır.

Yanılabilirlik

Peirce’in yaklaşımına göre, değişik ölçülerde de olsa, her metafizik yaklaşım veya dizge gözlemseldir. Pragmacı ilke gereğince uygulandığında, geleneksel olarak metafiziğin kapsamında yer almış pek çok sorun ve öğretinin anlamsız olduğu ortaya çıkacaktır. Böyle sorunlarından arındırılan felsefe, gözlem temel alınmak üzere, çözümüne çalışılacak bir öbek gerçek sorun içerir. Bunlardan biri, Peirce’in “phaneroscopy” adını verdiği araştırma alanı ile ilgilidir. Bu, ana çizgileriyle deneyin içeriğinin betimlemesidir. Ancak önemli olan, bunun belli bir bireysel deneyin betimlemesi değil, Kant’ın ileri sürdüğü gibi, genel anlamda deneyin yapısal niteliklerinin betimlemesi oluşudur. Ona göre phaneron, deneycilerin ide adıyla andıkları, phaneroscopy ise, bunun betimlenmesidir.

Phaneroscopy için öyle gruplar bulunmalıdır ki, bunlar her tasarım, her görüngü için geçerli olabilsin. Deney içeriğinin her durumda değişen ölçülerde olmasına karşın zorunlu kıldığı gruplar, Peirce’e göre üçtür. Ancak bu üç grup görüngünün yorumu için hem yeterli hem de zorunlu sayılabilir. Onları “ilklik”, “ikincilik” ve “üçüncülük” olarak adlandırır. İlklik, kırmızı, acı, sıkıcı, katı gibi tasarım ya da görüngü niteliklerini kapsar. Nitelikleri temel tikeller olarak düşünmemelidir. Çünkü bunların birbirine geçmesi, ya da birbiriyle sınırlanarak tek tek algılanmaları, bütünüyle algı yetisinin parçacı özelliğindendir. Eğer algı böyle olmasaydı, nitelikler, kesinti ve sınırları olmayan sürekli bir dizge oluştururdu.

“İkincilik”, görüngü deneyinin olgusallığını içerir. Nitelikler ilklikteki konumlarında genel ve bundan ötürü de kaypak ve gizilgüçken, olgular tikel, belirgin ve edimseldir. Algıda kavranan madde bunun örneğidir. “Üçüncülük”, nesnelerin uyduğu yasaları dile getirir. Bundan ötürü de yalnızca var olan nesnelerle sınırlanmak yerine, olanaklı nesneleri de kapsar.

Rastlantı ve evrim

Peirce, evrende rastlantı bulunduğunu savunur. Rastlantı nedensiz ve düzensiz olaylar kavramı değildir. Rastlantı, bir ölçüye dek, düzenli olan kendiliğindenliktir. Peirce bu kavramı evreni açıklamada değil, betimlemede kullandığını vurgular. Gerçekliğin sürekli olduğu ve görünürdeki bölük pörçüklüğün, algının doğasından kaynaklandığı öğretisine göre, yaratıcı gelişimi açıklayan bir evrim ilkesi söz konusu olmalıdır. Peirce’e göre rastlantı ilişkileri, gelişerek alışkanlıkları, alışkanlıklar da yasaları oluşturmuştur. Bu oluşum tam bir süreklilik içinde gerçekleşmiştir.

Peirce’in metafizik kuramı, onun benimsediği mantık, bilgibilim kuramları ve Pragmacılık’ından bağımsızdır. Peirce, Pragmacılık ilkesiyle James, De-wey ve Royce’ı etkilemiştir. 1931’den 1958’e değin
yayımlanan sekiz ciltlik yapıtları, onun bilinmeyen pek çok düşünesinin, tanınmasını sağlamış, 20.yy’ın ikinci yarısında semioloji öğretisi yeniden ele alınmıştır. Kavramların anlamını netleştirmeyi amaçlayan ilkesi, Viyana Çevresi’nin görüşlerini etkilemiştir.

•    YAPITLAR (başlıca): The Collected Papers of Charles Sanders Peirce, (ö.s.), 1931-1958, (“C.S. Peirce’in Toplu Yazılan”).

•    KAYNAKLAR: W.B. Gallie, Peirce and Pragmatism, 1952; T.A. Goudge, The Thought of C.S. Peirce, 1950; M. G. Murphey, The Development of Peirce’s Philosophy, 1961.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi

Sitede Ara