Nasreddin Tusi Kimdir, Hayatı, Felsefesi, Hakkında Bilgi

NASİREDDİN TUSÎ (1201-1274)

İranlı filozof ve astronomi bilgini. Aristoteles felsefesinden kaynaklanan bir Şii düşüncesi geliştirmeye çalışmıştır.

18    Şubat 1201’de Tus’ta doğdu, 26 Haziran 1274’te Bağdat’ta öldü. Gerçek adı Ebu Cafer Muhammed b. Hasan’dır. Filozof Ravendi’nin öğrencisi olan babasından ilk felsefe ve din bilgilerini edindikten sonra çağının ünlü bilginlerinden Ferideddin Nişaburî’den felsefe, Kemaleddin Hasib’ten astronomi ve matematik, Burhaneddin Hemedani’den Hadis okudu. Çalışmalarını mantık, matematik, astronomi, ahlak ve felsefe konularında sürdüren, özellikle astronomi sorunlarını kendi geliştirdiği bir gözlem yöntemiyle çözümlemeyi amaçlayan uğraşları yüzünden büyük bir ün kazandı. İsmailiye mezhebinin kurucusu ve Kuhistan valisi olan Nasireddin Abdurrahman b.Mansur’un buyruğu üzerine, bir süre Alamut Kale-si’nde gözaltına alındı. 1256’da Moğollar’ın yöreyi ele geçirmesi üzerine özgürlüğüne kavuştu. Hülagü’nün saray bakanı oldu. Bu süre içinde yıldızların insan davranışları üzerinde etkili olduğu inancını konu edinen yıldızbilimle (astroloji) ilgilendi. Ancak bu alanın bilimsel bir içerik taşımadığını, geleneklerden kaynaklanan bir inanç ürünü olduğunu, insan üzerindeki etkisinin de bu özelliğinden doğduğunu ileri sürdü.

Eğitimin ilkeleri

Felsefeye deney ve gözlem yöntemiyle yaklaşan Nasireddin için odak konu ahlaktır. Aristoteles’in ahlak anlayışından kaynaklanan bu sorunun temelini eğitim oluşturur. Ahlâk-ı Nasiri (“Nasir’in Ahlakı”)adlı yapıtında ele aldığı bu konuyu us ilkelerine dayanarak işleyen Nasireddin, çocuğun yetişmesi, yeteneklerinin geliştirilmesi, eğilimlerinin önceden saptanması üzerinde durur. Ona göre, çocuk gelişmeye elverişli, bir yetenekler varlığıdır. Onun kişiliği bu yeteneklerinin gelişmesiyle biçimlenir. Çocuktaki yetenek ve eğilimlerin saptanmasında us ilkelerine dayalı bir deney ve gözlem yönteminin uygulanması gerekir. Çünkü insan bir us varlığıdır, onun bütün eylem ve davranışlarının yönlendirici öğesi de ustur. Bu nedenle, insanı ilgilendiren her konuda, usun ışığından yararlanmalıdır. Kuhistan Valisi Nasireddin’in isteği üzerine yazılan Ahlâk-ı Nâsiri, ahlak sorunlarını, üç öbekte toplayarak açıklamayı amaçlar. Birinci bölümde konunun bilgi ve ilkeleri, tinin bilgisi, düşünen tinin nitelikleri, tinsel yetenekler ve özellikleri, insanın evrendeki yeri, insanın eksik ve olgun yanları, insanı yetkinliğe ulaştıran iyi’nin ve mutluluğun açıklanışı yer alır. Nasireddin burada hazcı bir görüşü benimser, ikinci bölümde insan bir toplum varlığı olarak görülür. Bireyin toplum içinde uyması gereken genel kurallar sergilenir. Bireysel karakterlerin toplum katlarına göre biçimlendiği, ahlak değerlerinin göreliliği açıklanır ve ahlak eğitiminin temel ilkeleri gösterilir. Üçüncü bölümde halkın toplumsal gereksinmeleri, yöneticilerde bulunması gereken özellikler, uygar bir yaşama biçimini oluşturmanın koşulları, yönetenlerle yönetilenler arasındaki yasal ilişkiler ele alınır.

İyi, erdem ve mutluluk

Nasireddin Tûsi’ye göre bir us varlığı olan insanın yetişmesinde, mutlu bir yaşam sürmesinde, olgunlaşmasında egemen olan iki temel değer vardır. Bunlardan biri iyi, öteki erdemdir. Doğal bir varlık olan insan, çocukluk döneminde, gelişmeye elverişli birtakım yetenekler taşır. Bunların yararlı bir biçimde geliştirilmesini sağlayan eğitimdir. Eğitim us ilkelerine, doğal yönelme yetilerine dayanmalı, kılavuz olarak iyi ve erdemi almalı, mutluluğu erek edinmelidir. Toplum düzeninin sağlanmasında, yönetenlerle yönetilenler arasında karşılıklı saygı ve sevginin egemen kılınmasında başlıca etken iyi ve erdemdir. Yöneticiler iyi ve erdemli olma gereğindedir, insanda doğuştan kesin biçimini almış, kendiliğinden gelişen, eğitimi gerektirmeyen bir yeti yoktur. Eğitimde en tutarlı yol doğadan özendirici, geliştirici kılavuz örnekler vermedir. Çocukta iyi ile kötüyü ayırt etme olanağı böyle sağlanabilir. Çocukta belli aşamalara göre oluşan duygular vardır, bunların ilki de utanma duygusudur. Bu duygu çocuğun ne denli eğitime yatkın bir varlık olduğunu gösterir. Nitekim iyi insanların çoğu da utangaçlar arasından çıkmıştır. Eğitimde, göz önünde tutulması gereken başka bir etken de, çevredir. Çocuk, çevrenin etkisi altında kalma eğiliminde olduğundan, bu etkenin iyi ve erdem gibi değerlere uygun bir duruma getirilmesi gerekir. Çocuk her türlü tutkudan, aşırılıktan uzak kalacak biçimde eğitilmeli, bir sevgi ve saygı varlığı olarak yetiştirilmelidir. Bu konuda da somut örnekler verilmelidir.

Nasireddin Tûsi’ye göre ölüm tinin gövdeden ayrılmasıdır, ölümden sonra dirilme vardır, tin ölüm-
süzdür. Doğal bir olay olan ölümden korkmanın gereği yoktur, çocuğun eğitiminde bu konu da göz önünde bulundurulmalıdır. Tanrı birdir, ölümsüzdür, önsüz-sonsuzdur, salt us, salt istençtir. Tanrı’mn varlığı usla kavranabilir. Usa dayanan bilgiyle yaşam arasında bir bağlantı kurulmalıdır. Bilgi yaşamı aydınlatmalı, onu yönlendirmelidir. Yalnız belleğe dayanan bir bilgi kolay unutulacağından,yaşanan gerçeklerle uyum içinde olması gerekir.

Üçgenler ve sorunları

Nasireddin Tûsi’nin önemli çalışmalarından biri de astronomi ve matematik alanında olmuştur. Özellikle trigonometri’yi geliştiren buluşları bu alanda çığır açıcı nitelikte sayılır. Düzlemsel ve küresel trigonometri sorunları üzerinde durmuş, düzlem üçgenlerle ilgili sinüs kosinüs bağıntılarını ve küresel dik üçgenlerin çözümüyle ilgili altı temel bağlantıyı açıklamıştır. Üç açısı bilinen küresel bir üçgenin çözümünü, kutupsal üçgen kullanarak, üç kenarı bilinen üçgen çözümüne getirecek bir geometrik dönüşüm mekanizması düşünmüştür. Tezkire fi ilmi’l-Hey’e adlı yapıtında Ptolemaios’u ve ilmek kuramım eleştirerek, yerine daha geliştirilmiş, bir yöntem önermiştir. 1259’da kurduğu Megara Göziemevi’nde güneş ışınlarının izdüşümüne dayanarak, güneşin devinimlerini, yükselip alçalma aşamalarını incelemiş, bu konuyu içeren Zîc-i Ilhanî adını verdiği yapıtı ortaya koymuştur.

Nasireddin Tûsi’nin astronomi ve matematik alanındaki çalışmaları Batı’da çağlar boyunca etkisini sürdürmüş, Brockelmann, Sarton gibi bilginler onun yapıtlarıyla ilgili araştırmalar yaparak elliyi aşkın yapıtının bulunduğunu ortaya koymuşlardır.

•    YAPITLAR (başlıca): Zîc-i İlhanî, yazma, (“İlhanlı Zayiçesi”); Şerh~i Işarat, yazma, (“Belirtiler Yorumu”); Tahrir-i Oklid.es, yazma, (“Eukleides’in Yorumu”); Tahrirü’l-Macesti, yazma, (“He Megiste’nin Yorumu”); Ahlâk-ı Nâsiri, 1849, (“Nasir’in Ahlakı”); Tezkere-i Hayat, yazma, (“Yaşam Belgesi”); Tecridü’l-Akaid, ty, (“inançların Ayrımı”); Esasü’l-Iktibas, yazma, (“Aktarmanın Kuralları”); Evsafü’l-Eşraf 1902, (“Seçkinlerin Nitelikleri”); Tezkire fi ilmi’l-Hey’e, yazma, (“Astronomi Belgesi”).

•    KAYNAKLAR: A. Caratheodory, Traite du qu a Nassireddin-et Toussy, 1891.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi

Sitede Ara