Panaitios Kimdir, Hayatı, Eserleri, Hakkında Bilgi

PANAİTİOS (Ykş.İÖ 180-110)

Rodoslu filozof. Orta Stoa Okulu’ nun kurucusudur. Stoa öğretisine us ilkelerine ağırlık veren bir görüş getirmiştir.

Rodos’ta doğdu, kesin olmayan bir söylentiye göre aynı yerde öldü. Önce doğduğu yerde öğrenim görmüş, sonra Bergama’da dilci Krates’in yanında gramer, retorik, Atina’ya giderek Babilli Diogenes’ ten felsefe okumuştur. Bir süre Kuşkuculuk’un, özellikle Karneades’in, etkisinde kalan Panaitios sonra Eski Stoa Okulu’nun kurucusu Kıbrıslı Zenon’ un görüşlerini benimsemiş, Stoa öğretisine us ilkelerine dayalı bir içerik kazandırmaya çalışmıştır. Romalı kumandan Scipio ile yakın dostluk kurması üzerine Orta Stoa görüşü Roma’da yayılma olanağı bulmuştur. Ölümüne değin Atina’da okulun yönetimini elinde bulundurmuş, orada retorik, felsefe ve gramer okutmuş, kendisine çok saygı duyan Atinalılar’ın önerdiği “Atina yurttaşlığı”nı, “alçakgönüllü olması gereken kimselere bir yurt yeter” diyerek kabul etmemiştir.

Doğaya uyma

Panaitios’un felsefesi Platon ve Aristoteles’in a görüşlerini, yeni bir yorumla uzlaştırmaya çalışan, us ilkelerine ağırlık veren bir öğretidir. Eski Stoa’mn düşüncelerini usçu bir anlayışla yeniden biçimlendiren, ondan yeni bir dünya görüşü oluşturan Panaitios için felsefenin tarih, yazın, sanat ve retorikten yararlanması gerekir. Bu çalışma alanları, içerik bakımından, felsefeye giriş niteliğindedir. Ona göre felsefenin temelini ahlak oluşturur. Ahlak ise doğadan kaynaklanan içtepkilere uygun, us ilkelerine dayalı bir yaşama kuralıdır. İnsan, önce kendi bireysel doğasının gerekimlerini açıklığa kavuşturmalı, evrensel doğaya karşı direnmemelidir. Birey kendi eğilimlerini istencinin yönetimi altında düzenlemeye çalışırken doğadan yararlanmayı bilmeli, onunla çelişkiye düşmemelidir. Doğayı yöneten, düzenleyen ilkeleri kavrayan insan her türlü aşırılıktan, tutkulardan arınır. İnsanın bütün tutkuları yok etmesi gerekmez, onları bilincin ışığı altında düzene koymak, us ilkelerine göre biçimlendirmek yeter ve yararlıdır. Tutkunun aşırılığa varması istencin denetiminden uzaklaşması, us ilkelerinin sınırları dışına çıkmasıdır. Bilge kişi de bu olumsuzlukları önlemeyi bilir.

İki toplum türü

Panaitios’a göre biri insanlara, öteki hayvanlara özgü olmak üzere iki toplum biçimi vardır. İnsanların bir toplum içinde yaşamalarını sağlayan, onları bir “toplum varlığı” durumuna getiren us ve dildir. Hayvanlan bir arada yaşamaya iten de doğal güdülerdir, onlarda us, dil, istenç yoktur. İnsanın doğasında bir toplum oluşturmak, birlikte yaşamak eğilimi vardır. Bütün toplumsal bağların kaynağı doğadır. Toplum içinde yaşayan insanın en önemli başarısı sanat ve düşünme ürünleridir. Bunları tanrıların ya da birtakım söylencelerin yaratısı saymak yanlıştır. Çünkü insanı hayvandan ayıran ancak bu başarıları ve onlarla sağlanan uygarca yaşamdır. Her insan erdemi us ilkelerine göre düzenlenmiş doğal bir yönelmedir.

Erdemler değişik nitelikte olmasına karşın, özdeş ereğe yöneliktir, bu erek de insanın mutluluğudur. Ancak, erdemlerin ereği yasalara ve insanın doğal güdülerine aykırı değildir. Onlar arasında uyumu sağlayan istenç ve ustur. Bu nedenle saygı ilkelerine uygun gelen, insanı mutluluğa eriştirecek ahlak kurallarıyla bağdaşan her nesne yararlıdır, bunları birbirinden ayırma gereği yoktur, yararlı ile saygıya uygun düşen özdeştir.

Tin ve ölüm

Panaitios’un kuramına göre tin ölümlüdür, onu ölümsüz bir varlık olarak görmek yanılgıdır. Çünkü insana dirilik kazandıran, onda devinme yeteneği yaratan tin acı çeker, gövdeye özgü edimlerden etkilenir. Öte yandan çocuklarla ana ve babalan arasında açık bir benzerlik bulunur. Bu olaylar tinin de gövde gibi doğduğunu, etkilendiğini gösterir. Etkilenen, doğan bir nesnenin ölümsüz olması da düşünülemez.

Tanrıbilim

Felsefesinde tanrıbilimle ilgili açıklamalara da yer veren Panaitios için us ilkelerine aykırı gelen, toplumsal gerçeklerle, özellikle de görev anlayışıyla bağdaşmayan her türlü tanrıbilim geçersizdir. Bu nedenle ozanların, onlarınkine yakın bir tanrıbilim görüşünü savunanlara uymamak gerekir. Benimsenmesi gereken tanrıbilim bilgelerle yetkin yöneticilerin, halkın gelenek ve törelerinden kaynaklanan, ödeve dayalı bir tapım içeriği taşıyandır.

Panaitios’un geliştirdiği Stoa öğretisi uzun süre etkisini sürdürmüş, özellikle, Roma Stoa’sının doğmasına olanak sağlamıştır. Onun ölümünden sonra okulun başına geçen öğrencisi Poseidonios, öğretmeninin görüşlerini yaymaya ve geliştirmeye çalışmıştır. Panaitios’tan yazılı yapıt kalmamıştır. Düşünceleri, Cicero’nun, ondan aktardığı bölümlerden öğrenilmektedir.

•    KAYNAKLAR: A.Besançon, Panaetii et Hecatonis frag-menta, 1885; Cicero, De finibus, 47; De officiis 44; Diogenes Laertius, Leben und Meinungen berühmter Philosophen, 1967; Labowsky, Die Ethik des Panaitios, 1935.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi

Sitede Ara