Parmenides Kimdir, Hayatı, Felsefesi, Hakkında Bilgi

PARMENİDES (İÖ 540- ?)

Eski Yunan, filozof. Elea Okulu’nun kurucusudur, yalnız “Bir Varlık”ın bulunduğunu, değişmenin duyulardan kaynaklanan bir yanılma olduğunu ileri sürmüştür.

Güney İtalya’da Elea kentinde doğdu, oldukça ileri bir yaşta, aynı kentte öldü. Pyres adlı bir Yunan’ın oğludur. Bir süre Güney İtalya’da kalan filozof Ksenophanes’in öğrencisi olmuş, yönetim işlerinde görev almış, toplum düzenini güçlendirmek için birtakım yeni yasaların yürürlüğe konmasını sağlamıştır. Diogenes Laertius’un belirttiğine göre, Parmenides, 69. Olimpiyat yılında (504-501) en parlak çağını yaşamıştır. Platon ise Parmenides, Theaite-tos ve Sofistes adlı yapıtlarında, ondan söz ederek, Atina’ya geldiğini, genç Sokrates’le görüştüğünü, o yıllarda 65 yaşlarında olduğunu, Zenon’un ise 40 yaşında bulunduğunu yazmaktadır. 490-430 arasında yaşayan Zenon’un, Parmenides’in öğrencisi olduğu dönem 79. Olimpiyat (464-461) yılındadır. Parmenides’in düşünceleri, ondan kalan, uzunca bir şiirden öğrenilmektedir.

Doğru ve sanı

Parmenides’in öğretisi biri Doğru (Aletheia), öteki Sanı (Doksa) olmak üzere iki temel kavrama dayanır. Şiir türünde düzenlediği yapıtının girişinde, bu iki kavramı bilginin kaynağı olan Tanrıça’dan öğrendiğini, bütün ölümlülere de öğretmekle görevlendirildiğini açıkladıktan sonra, dizgesinin odağını oluşturan görüşünü sergiler. Ona göre insanın benimsediği iki yol vardır. Bunlardan biri doğruya, gerçeğe, öteki yanlışa, sanıya gider. Doğru bilinmesi, inanılması gereken, bilginin özünü kuran öğedir. Sanı ise kişiyi yanılgılara sürükleyen, kaçınılacak boş bir kavramdır. Bu iki öğe karşısında neyin benimsenip neyin benimsenmemesi gerektiğini bilen, davranışlarını ona göre düzenleyen, bilge kişidir. Bilgelik doğru olanı bilmek, yanlışlığa yol açan sanıdan kaçmaktır. Doğru olan, kişiyi varlık sorunu ile karşı karşıya getirir, böylece felsefe varlığın bilimi niteliğini kazanır. Parmenides, varlık kavramından yola çıkarak, görüşlerini sergiler.

Bir, varlık, yokluk

Varlık Bir’dir, yok olmayandır, değişmezdir (alloiousthai), yaratılmamıştır, kendi içine kapalı bir birlik, sürekli (synekhes) bir bütündür. Bir olanın yoğunlaşması, seyrekleşmesi, kendi özgün biçimi dışında yeni bir biçim alması da söz konusu değildir. Bir olanın dışında, ondan bağımsız, bir varlığın bulunduğunu söylemek çelişkiye düşmektir. Bu bir olanın yaratıldığını, sonradan tanrısal bir istençle ortaya konduğunu ileri sürmek Varlık’ı Yokluk’tan türetmektir ki bu da bir çelişmedir. Çünkü Yokluk’ tan Varlık’ın doğması olanaksızdır, yoktan ancak yok çıkar. Öte yandan yoğunlaşma ve seyrekleşme de bir değişmedir, bir durumdan başka bir duruma geçmedir. Bir nesne bölümlere ayrılır, bu bölümler kendi aralarında sık ya da seyrek olarak birleşir. Sık birleşme yoğunlaşmayı, seyrek birleşme de seyrekleşmeyi doğurur. Bir olan Varlık bölünmediği için böyle bir olay da geçerli değildir. Varlık Bütünü doldurmuştur, bu doluluk içinde “var olan var olanla bitişik durumdadır”. Bu nedenle onda devinme yoktur, “kımıldamaz”. Varlığı bu durumda tutan gerekliliktir.

Felsefenin görevi

Parmenides’in geliştirdiği kurama göre felsefenin görevi bu Bir olanı düşünmek, açıklamaya çalışmaktır. Çünkü “yalnız var olan vardır ve ancak o düşünülebilir. Var olmayan yoktur, bu nedenle onu düşünme olanağı da bulunamaz”. Bu yok olan boş Uzay’dır, var olan Bir ise küre biçiminde, içine kapalı nesnel varlıktır. Var olan Bir’in başlıca özelliği düşünülebilir nitelik taşımasıdır, çünkü var olmakla düşünmek özdeştir. Varlık önsüz-sonsuz ve kendi kendine yeten bir bütün olduğundan geçmiş ve gelecekle bağlantılı değildir, sürekli bir “şimdi” içindedir. Bu özelliği dolayısıyla “oluş” söz konusu edilemez.

Duyularla sağlandığı ileri sürülen bilgi bir aldanmadır, çünkü duyular, nesnelerin sürekli bir değişim içinde olduğunu gösterir, varlığın çok değişik türlerinin bulunduğu sanısını uyandırır. Oysa var olan Bir olduğuna göre değişme, dönüşme, türlülük gerçek değil yanılmadır. Bu nedenle duyu verilerine dayanı-
larak sürdürülen usavurmalar sonucu sağlanan bilgi gerçek değildir. Yalnız var olanı düşünmesi gereken kişinin var olmayanla ilgili görüşler ortaya atması, bunlara us ilkelerine dayanarak birtakım kanıtlar getirmeye çalışması yanılmaya yol açar. Öyleyse yanılgının kaynağı da var olmayanı varsaymadır. Oysa deneyi bir yana bırakarak, yalnız us ilkelerine dayanıp Bir olan Varlık’ı düşünmek gerekir, gerçek bilgiye ulaşmanın kesin yolu da budur.Gerçeği kavramak isteyen kimsenin “göze, kulağa, dile değil, usa (logos) bağlanması gerekir.”

Ölüm, değişme, evren

Parmenides’e göre ölüm de bir yanılmadır, gerçek değildir, çünkü doğmayan ölmez. Var olan, kendi özü gereği vardır, yok oluş da gene bir gerekliliktir. Ölüm bir yokluk olduğuna göre, var olanın ölmesi, yokluğa dönüşmesi olanaksızdır. Ölüm olmadığına göre tinlerin başka bir evrende yaşadıkları, ölümsüz oldukları inancı da geçersizdir. Çünkü ne bağımsız tin vardır, ne de ayrı bir evren.

Evrende görülen bütün biçimlerin (eide) kaynağı gece ile gündüzdür. Evren Bir’den kurulu Bütün olduğundan, onun öğelerinde türlülük bir görünüştür. Ancak bu öğelerin ilkeleri olan sıcak-soğuk, aydınlık-karanlık birbiriyle karışıp kaynaşmış durumdadır. Bu da Bir oluşun gereğidir.

Parmenides’in, düşünceyi varlığın temel ilkesi olarak benimseyen kuramı, felsefe tarihi boyunca, etkisini sürdürmüş, birçok yeni görüşün ortaya atılmasına olanak sağlamıştır. Onun “yalnız Bir olan vardır, Varlık Bir’dir, türlülük, değişme duyulardan gelen bir yanılmadır,” biçiminde açıkladığı görüş, felsefe sorunlarının kavramlara dayanılarak çözümüne bir yöntem niteliği kazandırmıştır. Her türlü çelişkiyi Bir’e indirgediği varlık anlayışıyla ortadan kaldıran tutumu, özellikle mantık alanında, etkili olmuş, tanrıbilimin gelişmesine katkıda bulunmuştur. Bu öğreti tektanrıcı dinlerin ortaya çıkışından sonra, bütün varlık türlerinin, Bir olan, kendi dışında başka bir varlık bulunmayan, Tanrı’dan doğduğu inancını güçlendirmiştir. İslam düşüncesinde geniş bir yer kaplayan ve Tanrı’yı tek varlık, evreni de onun duyusal bir görünüşü, yansıması sayan Tasavvuf akımı, Parmenides’in görüşlerinden, dolaylı olarak esinlenmiştir.

•    KAYNAKLAR: W.Kranz, S. Y.Baydur, Antik Felsefe, 1948; Diogenes Laertius, Leben und Meinungen beriihm-ter Philosophen, 1967; Sekstos Empeirikos, Adversus Mathemeticos, 1842; C.Reinhardt, Parmenides und die Geschichte der griechiscken Philosophie, 1916.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi
vikipedi,  ekşi

Sitede Ara