Acbü'z-zeneb Nedir, Acbüzzeneb Anlamı, Hakkında Bilgi

Acbü’z-zeneb

İnsanın ilk yaratılışında ve öldükten sonraki dirilişinde bedenin özünü oluşturduğu kabul edilen madde.

“Her şeyin son kısmı, kuyruk soku­mu” anlamına gelen acb ile “Kuyruk” anlamına gelen, aynı zamanda “Bir şeyin sonu ve ucu” demek olan zeneb ke­limelerinden oluşan acbü’z-zenebin söz­lük anlamı “Kuyruk sokumu” demektir. Öldükten sonraki dirilişin tasvir edildi­ği hadislerde yer alan acbü’z-zeneb, ba-zan sadece tekrar dirilişin esasını teşkil eden madde anlamında geçer. “Sonra Allah gökten bir (hayat) suyu indirir ve bu sayede Ölüler, bitkinin yerden bitişi gibi (kabirlerinden) çıkarlar. İnsan ce­sedi bütünüyle çürüyüp yok olur, an­cak acbü’z-zeneb müstesna, insanlar bundan yaratılır” Bazı hadislerde ise hem ilk yaratılışın, hem de ikinci yaratılışın mad­dî özü olduğu belirtilir: “Toprak insan­oğlunun acb dışındaki bütün cesedini yiyip tüketir. İnsan acbden yaratılmıştır; tekrar ondan meydana getirilecek­tir”

Hz. Peygamber’in hardal tanesine benzettiği ve bir anlamda insan bedeni­nin çekirdeği olarak kabul ettiği  acbü’z-zeneb, hadis şâ-rihleri tarafından “Omurga kemiğinin son parçasını teşkil eden kuyruk soku­mu” olarak açıklanmıştır. Fakat insan cesedinin hiçbir zaman çürümeyecek bir parçasının bulunabileceği konusun­da bazı yorumcular farklı görüşler ile­ri sürmüşlerdir. Birçok din bilgini, ha­dislerde anlatıldığı üzere acbü’z-zenebi, varlığını kıyamete kadar koruyacak olan ve insan bedeninin bütün özellikle­rini taşıyan bir maddî öz olarak kabul ederken Müzenî, Tîbî, Müzhirî ve diğer bazı âlimler Allah’tan başka her şeyin fâni olduğunu belirten âyeti [Kasas: 28/88] delil göstererek acbü’z-zenebin, insan cesedinin en son çürüyen parça­sı olduğu ve toprakta uzun müddet çürümeden kalacağından dolayı hadiste “Yok olmaz” diye vasıflandırıldığı gö­rüşünü benimsemişlerdir.

Son devir âlimlerinden M. Reşîd Rızâ da birinci görüşün itikadı saha­da delil kabul edilebilecek bir temele dayanmadığını öne sürerek ikinci görü­şü tercih etmiştir.

Acbü’z-zenebin çürüyüp yok olacağını kabul edenlerin, doğruluğunda şüphe bulunmayan ilgili hadislerin zahirî mâ­nasını kabul etmemek için geçerli bir delil gösteremedikleri dikkate alınırsa, çoğunluğun benimsediği birinci görü­şün daha isabetli olduğu ortaya çıkar. Esasen konuyla ilgili hadislerde anlatıl­mak istenen husus, toprağa karışan İn­san cesedinin tekrar yaratılmasına esas teşkil edecek maddî bir unsurun top­rakta veya cesedin çürüyüp yok olduğu herhangi bir mekânda varlığını koruyabilmesidir. Acbü’z-zenebin gözle görü­lebilen küçük bir kemik parçası olarak anlaşılması uygun olmayabilir. Nitekim insanın tekrar yaratılışına esas teşkil edecek maddeden baseden hadislerde acbü’z-zeneb yerine acmü’z-zeneb (kuy­ruk sokumu civarında nokta gibi pek kü­çük bir şey. nüve) ifadesinin yer aldığı da nakledilmektedir.  Bu­na göre insanın acmü’z-zenebden, yani kendisinin fizyolojik Özelliklerini taşıyan ve duyularla idrak edilemeyen noktaya benzer çok küçük bir parçadan yaratılacağı anlaşılmaktadır.

“Hani rabbin in­sanların sırtlarından zürriyetlerini çıka­rıp onları kendilerine şahit tutmuştu” [A’râf: 7/172] âyetindeki “Çıkarılan zürriyetler”e, “Gözle görülemeyecek zer­reler” mânasının verilmesi, bu açıklamayı teyit etmektedir.

Biyolojinin çağımızda gelişen genetik kısmına ait verileri, adı ister âcbü’z-zeneb olsun ister acmü’z-zeneb olsun, in­sanın maddî varlığının kaynağını teşkil eden unsurların (moleküllerin) toprakta veya başka bir mekânda varlığını de­vam ettirdiğini bildiren haberleri doğ­rular mahiyettedir. Zaten acbü’z-zeneble ilgili hadislerin tasvir ettiği ikinci ya­ratılış, hem oluşum hem de mekân ba­kımından insanın ana rahmindeki olu­şumuna fazlasıyla benzemektedir. Emb­riyolojinin verilerine göre sperm ana rahmine düştüğü zaman, orada çekirdeğin toprakta çimlenişi gibi çimlenir ve biter. Bu bitme esnasında ana rahmi ile insan embriyonu arasında birleştirici bir sap bulunur. Bu sap insan embriyo­nunun kuyruk sokumuna tekabül eden bölgesi ile irtibatlıdır. Başlangıçta insan bu sap üzerinde büyür. Ana rahmindeki döllenme anı yumurtanın öldüğü andır. İnsanın ölümü de bulunduğu toprağın döllenmesi şeklinde düşünülebilir. Bu, Allah Teâlâ’nın ölüden diri, diriden ölü çıkarmak [Enam: 6/95] şeklindeki kudret tecellîsine de uygundur. Esasen Kur’ân-ı Kerîm’deki fena ve helak kav­ramlarını “Mutlak yok oluş” (adem) an­lamında değil, canlının ölümünden Ön­ceki formunun bozularak çeşitli varlık şekillerine dönüşmesi, bunun yanında ölümden önceki varlığına ait bazı özel­likleri de koruması şeklinde anlamak İslâmî akideye ters düşmez. Dolayısıyla hadislerde acbü’z-zeneb veya acmü’z-zeneb diye ifade edilen şeyin ölümsüz­lüğünü ve yeniden dirilişin nüvesini teş­kil edeceğini düşünmek, Allah’tan baş­ka her şeyin fâni olacağı inancıyla çe­lişmez.

Günümüz tıp bilimlerinde acbü’z-zeneble ilgili bilgi bulunmamakla birlikte, kuyruk sokumu bölgesinde bitkilerin tohumuna benzeyen, noktacık halinde bir teşekkülün veya hücrenin buluna­bileceğini söylemek mümkündür. İnsa­nın ikinci defa yaratılışı, Hz. İsa’nın ana rahminde muhtemelen tek hücre ile oluşması gibi, bir tek hücrenin hücre kültüründe çoğalması yoluyla olabilir ve hücre genlerindeki genetik şifre bu ya­ratılış olayını düzenleyebilir.

TDV İslam Ansiklopedisi

Sitede Ara