Mete Han Kimdir, Hayatı, Dönemi, Önemli Olayları, Hakkında Bilgi

METE Han

Mete Han, Orta Asya tarihinde önemli bir rol oynamış olan bir Türk hükümdarıdır. Mete Han, MÖ 3. yüzyılda yaşamış ve Orta Asya'nın steplerindeki Xiongnu İmparatorluğu'nun (Hun İmparatorluğu olarak da bilinir) kurucusudur. Mete Han, Hunların birleşik lideri olarak bilinir ve Hun İmparatorluğu'nun güçlü bir şekilde genişlemesini sağlamıştır.



Mete Han, Hunların liderliğini ele geçirdikten sonra, Orta Asya'da birçok farklı kabileyi bir araya getirerek güçlü bir ordu oluşturdu. Bu orduyu kullanarak, Çin Han İmparatorluğu'nun sınırlarına saldırdı ve Çin'i birçok kez istila etti. Mete Han'ın liderliği altında, Hunlar, Orta Asya'dan Çin'e kadar geniş bir bölgeyi kontrol etti.

Mete Han, askeri dehası ve liderlik yetenekleriyle tanınır. Hun İmparatorluğu'nun askeri başarıları, özellikle de Çin Han İmparatorluğu'na karşı kazanılan zaferler, Mete Han'ı tarihsel bir figür olarak önemli kılar. Onun liderliği altında Hunlar, Orta Asya'nın hakim gücü haline geldi ve bölgedeki siyasi dengeleri büyük ölçüde etkiledi. Mete Han, Türk tarihinde önemli bir yer tutan bir kahraman olarak kabul edilir.

Han oluşu

Mete, güvendiği kişilerden yeni bir kadro oluşturmak amacıyla üvey annesini, küçük kardeşlerini, bazı yöneticileri ve komutanları öldürttü. İÖ 209'da Hun Devleti'nin Şanyü'sü (yabgu = han) oldu. Hunlar arasında, Han Teoman'a bağlı kalmayı tercih edenler, çöllere kaçarak "Kazak" adını aldılar.

Bu olaylar, Hun Devleti'nin zayıfladığı izlenimini veren güçlü komşu Tunghular (Proto-Moğollar), saldırı için fırsat aradılar. Mete'ye önce atını, sonra eşlerinden birini talep ederek elçiler gönderdiler. Mete, savaşmamak için önce bu talepleri kabul etti. Ancak ıssız ve verimsiz bir arazi parçasının verilmesini reddetti. Bunun üzerine Kurultay'ı toplayarak savaş kararı aldırdı ve tümenlerinin sayısını artırarak hemen harekete geçti. Doğudaki Tunghu ülkesine başarılı bir saldırı düzenledi ve Tunghuları yenerek hakanlarını öldürdü. Kaçabilenler, Wuhuan ve Sienbi dağlarına kaçtılar. Mete, savaşa gitmek için dağılan ve kaçan askerlerini cezalandırdı.

Tunghu saldırısı, Hunlar'ın egemenlik sınırlarını genişletti ve Mete'ye hakanlık unvanını kazandırdı. Moğolistan'ın büyük bir bölümü onun yönetimine girdi. Tunghular, her yıl büyük bir sığır, at ve koyun vergisi ödemeyi kabul ettiler. Mete, güçlenmesinin başarılı bir sonucunu daha elde etmek için batıdaki Yüeçilere saldırdı. Zengin Yüeçiler, Tanrı Dağları ile Kansu arasında yaşıyordu. Çin kaynaklarına göre Yüeçi-Hun savaşı şiddetli geçti. Yenilen Yüeçiler, yeni bir yurt bulmak için daha batıya göç ettiler. Bu iki büyük başarının ardından Mete, başka akınlar da düzenledi. Ordos ülkesine saldıran Tatarlar ve Çinliler'den destek alan Tahin Türkleri'ni yenerek Uzakdoğu'da en güçlü egemenlik hükümdarı oldu. Sınırları Kore'ye ve Niyuçi ülkesine kadar uzandı. Selenga, Obi, Angara nehirleri boyunca yaşayan Ting-Ling, Li-Kun, Hsin-Li gibi birçok topluluğu himayesine aldı. Ordusu 24 tümene (240.000 asker) ulaştı. Bu güçlenme karşısında bazı Türk boyları da savaşsız bağlılıklarını sundular.

Çin siyaseti

Mete için en büyük zorluk güneydeydi. Çinlilerle yıllardır devam eden toprak ve sınır anlaşmazlıkları siyaseti vardı. Babası Teoman, Kuzey Çin'deki geniş toprakları geride bırakmıştı. İÖ 214'te, Çin Seddi'nin son bölümlerini tamamlayan General Meng T’ien, Hunları bu ünlü duvardan 700 mil kuzeye iterek Gobi Çölü'nün ortasına kadar uzaklaştırdı. Mete, bu kaybedilen toprakları geri almak için uzun bir hazırlık döneminden sonra İÖ 201'de Çin'e saldırı başlattı. Mete'nin akınını kolaylaştıran bir faktör de Çin'deki Han hanedanı ile bağlı Çin krallıkları arasındaki iç çatışmalardı. Sarı Nehir'in güneyindeki Pei-Yang, doğudaki Yen ve Tai bölgesel krallıklarını kontrolü altına aldı. Hun sınırları, Fu-Shih'e kadar uzandı ve Turan-Büyük Türkistan geri alındı. Ancak daha da önemlisi, Mete, İç Asya'nın ticaret yollarını da kontrolü altına aldı.


Bundan sonra Mete, Çin'e saldırmak yerine batıya iki akın daha düzenledi. Türkistan'ın önemli bir kenti olan Kuça'yı ele geçirdi. Bazı akınlarında ise, Sağ Bilge Beyi'ne sorumluluklar verdi. Altay kavimlerini (Türk, Moğol, Tunguz), Hun boylarını, Wusunları, Semerkand'da ve A-lan bölgelerinde yaşayan Türk asıllı toplulukları, Kırgızları, Tinglingleri, Cücenleri ve kuzeybatıdaki diğer toplulukları uzun bir savaşın ardından Hun egemenliği altına aldı ve örgütledi. Bu düzenleme sürecinde, Çinliler kuzeye ordu göndererek birkaç kaleyi ele geçirdi ve aradaki geçici barış bozuldu. Türk prensleri de Çin içlerine akınlarda bulundular.


Mete, İÖ 2. yüzyılın başında Çin'e ikinci büyük seferini düzenledi. Kuzeydeki Çao Krallığı ordusunu yenerek ilerledi ve Kral Hsin'in teslim olmasını sağladı. İmparator Kao, Peteng Dağı'nda Mete'nin kurduğu tuzakta yakalandı ancak sisli bir hava Mete'nin kaçmasını sağladı. Ancak Çinliler, kuzey eyaletlerini Hun Devleti'ne bırakmayı kabul etti. Bu antlaşma gereği, Çinliler her yıl belirli bir miktar ipekli kumaş, şarap, pirinç ve yiyecekler göndermeyi kabul ettiler. Ancak antlaşmaya rağmen, Mete birkaç kez daha Çin sınırlarını aşıp akınlar düzenledi ve her seferinde Çinliler yeni tavizler vermek zorunda kaldılar. Çin kaynakları, Mete'nin bu saldırılarını "korku yılları" olarak nitelendirirler.


İÖ 197-195 yılları arasında Kuzey Çin krallıklarının Çin İmparatorluğu'na karşı ayaklanmaları başladı. T'ai ve Yen kralları, Mete'ye sığındılar. İÖ 194'te ölen imparator Kao'nun yerine geçen Hsiao-Huei'nin döneminde, Hun-Çin ilişkileri daha çok diplomatik düzeyde kaldı. Mete ile Çinli kraliçe Lü arasında uzun süre mektuplaşmalar oldu. Mete, mektuplarını "Gök ile Yer'in doğurduğu, Güneş ile Ay'ın tahta çıkardığı Tanrı Kutu Şen-Yü" (Yüce Hakan) unvanıyla imzalıyordu. İÖ 180'lerde Hun orduları, Mete'nin komutası altında Çin sınırı boyunca yeni akınlara başladı. Ancak ikili ilişkilerde önemli bir değişiklik olmadı. Çin kaynakları, bu dönem hakkında, mektuplar dışında hiçbir bilgi vermez. Mete'nin son yıllarında Hun orduları, Orta Asya ve Batı Asya'yı daha çok istila etmeye başladı. Yüeçilerle yapılan savaşlar da bu dönemde hız kazandı. Hazar Denizi kıyılarına kadar uzanan Hun gücü karşısında Yüeçiler, İÖ 176'da teslim oldu. Mete'nin Sağ Bilge Beyi, Çin'e yeni bir akın daha düzenledi. Hun-Çin ilişkileri gerildi, ancak Mete, gerginliği yumuşatmak için uzlaşmacı mektuplar yazdı ve karşılıklı hediyeler gönderildi. Mete'nin son mektubunu İÖ 174 yılında yazdığı ve ölümünden kısa bir süre önce aldığı bilinmektedir. Mete'nin ölümünden sonra oğlu Kiyük (Lao-Şang) ve torunu Kün-Yabgu (Çün-Çın), Hun Devleti'nin yükselmesini ve Asya'da üstünlük kurmayı sürdürdüler.

Önemi

Mete'nin ardıllarına güçlü ve düzenli bir devlet bırakabilmesi, sadece kahramanlığı ve özverili çabalarının bir sonucu değildi. Çin'deki karışıklıklar, Ch’in hanedanının sonuncu imparatoru Şih-Huang-Ti ile Meng T’ien gibi başarılı yöneticilerin ardından Çin’in bütünlüğünün sarsılması, uygun bir ortam sağlamıştı. Doğu Türkistan'ın Hun topraklarına katılması ise Mete'nin ekonomik sorunlarına büyük ölçüde çözüm getirmiştir. Kalabalık bir süvari ordusunun sürekli silah altında tutulabilmesinde bu olanak etkili olmuştur. Hun Devleti'nin Mete döneminde kazandığı güçlü yapı, Çin ekonomisini olumsuz yönde etkilemiştir. Bunun bir sonucu olarak Çinliler yeni arayışlara yönelmiş, Han hanedanı döneminde dış dünyaya açılma gereği duymuşlardır. Mete tarafından belirlenen toplumsal yasaların birçoğu "Türk töresi" olarak bilinir. Mete, geleneksel Kurultay'ın ilk sürekli ordusunun kurucusu olarak kabul edilir. Kurumlar açısından, Mete'nin en büyük başarısı, çağrıldığında gelen ve savaş bitince dağılan düzensiz milis güçlerinden oluşan bir kuvvet yerine, her an savaşa hazır, örgütlü ve eğitimli bir orduyu kurmasıdır. Bu ordunun çekirdeğini oluşturan ilk tümenin komutanlığını yapmış ve disiplin kurallarını belirlemiştir.

Sonraki yüzyıllarda, Mete'nin kişiliği, destan kahramanı Oğuz Han'ın kişiliğiyle birçok yönden karıştırılmıştır; hatta ikisinin aynı kişi olabileceği üzerinde durulmuştur. Bu iddia, her ikisinin de babalarını öldürmüş olmaları, inançları, altı oğul yirmi dört torun benzerliği, Çinliler'le savaşlar gibi faktörlere dayandırılmıştır.

Daha yeni Daha eski