Balyan Kardeşler, Ailesi, Kimdir, Hayatı, Eserleri, Hakkında Bilgi

BALYAN, Krikor (1764-1831) Senekerim ( ? -1833) Garabet (1800-1866) Nkogos (1826-1858) Sarkis (1835-1899) Agop (1838-1875)

Osmanlı mimarlar. 19. yy’da Osmanlı mimarlığının geleneksel niteliğinin Batı seçmeciliği doğrultusunda değişmesi sürecinde etkili olmuşlardır.

Beş kuşak boyunca Osmanlı İmparatorluğu’nda mimarlık yapmış Ermeni asıllı bir ailedir.
Doğum yeri bilinmeyen Krikor Balyan, Meremmetci Bali Kalfa’nın oğludur. I.Abdülhamid’in 1773-1788 arasındaki padişahlığı sırasında hassa mimarı olduğu yolunda, yazılı belgelere dayanmayan bilgiler vardır. Mimar bir aileden gelse bile, bu dönemde çok genç olduğundan, bu bilginin doğruluğu kuşkuludur. III. Selim döneminde hassa mimarlığı yapmış olduğu ise hemen hemen kesindir. Padişahın yürüttüğü reform programlarının hazırlanmasına da katılmış olabilir. Krikor Balyan, daha sonra II. Mahmud’un da güvenini kazandı ve önemli yapılar gerçekleştirdi. Aynı zamanda, özellikle yabancı elçilerle ilişkilerin sürdürülmesinde etkili oldu. Gregoryen ve Katolik Ermeniler arasındaki çatışmalarda rol oynadı. Bu nedenle suçlanarak 1820’de Kayseri’ye sürüldü. Bir süre sonra bağışlandı ve İstanbul’a döndü. 15 Kasım 1831’de öldü.

Krikor’un kardeşi Senekerim Balyan daha az tanınmıştır. Çoğunlukla Krikor’la birlikte yürüttüğü çalışmalarda arka planda kalmayı kabullenmiş olabilir. Yaptığı bilinen tek yapı İstanbul’daki Beyazıt Kulesi’dir. Önce 1826’da Krikor Balyan’ın ahşap olarak yaptığı kule, Yeniçeri Ocağı’nm kaldırılması sırasındaki olaylarda yanınca Senekerim tarafından yeniden, bugünkü biçimiyle yapıldı. Senekerim Balyan 2 Eylül 1833’te Kudüs’te öldü.

Krikor Balyan’ın ölümünden sonra oğlu Garabet Amira Balyan, eniştesi Ohannes Amira Serveryan’la birlikte onun yerini aldı. 1800’de İstanbul’da doğan Garabet, kentin görünümünü değiştiren önemli yapılar gerçekleştirdi. Bunların çoğunda eniştesinden başka oğlu Nkoğos Balyan’dan yardım gördü. II. Mahmud, Abdülmecid ve Abdülaziz dönemlerinde mimarlık yapan Garabet Balyan, Ermeni cemaatinin yönetim ve eğitim işlerinde de rol oynadı. Ayrıca, Ermeni mimarlığını incelemek üzere Ani’ye gitti ve yapıtlarında bu mimarlığın üslup özelliklerinden yararlanmaya çalıştı. 15 Kasım 1866’da İstanbul’da öldü.

Garabet Balyan’ın üç oğlu da mimardı. Bunlardan Nkoğos Balyan, 19 Kasım 1826’da İstanbul’da doğdu. Kardeşi Sarkis ile birlikte, 1843’te babası tarafından Paris’e gönderildi. Sainte-Barbe Okulu’ nun Mimarlık Bölümü’ne girdi. Ancak sağlığı bozulduğu için 1845’te İstanbul’a dönmek zorunda kaldı. Bundan sonra babasının çalışmalarına katılarak mimarlık deneyimini artırdı ve tanındı. Abdülmecid’den yakın bir ilgi gördü, onun sanat danışmanlığını yaptı. Yerli ustalara Avrupa mimarlığını tanıtmak üzere bir de okul kurdu. Avrupa’dan getirtilen sanatçılar, burada duvar süslemesi, heykelcilik dersleri verdiler. Nkoğos Balyan, kendi ölümünden sonra 1863’te resmen kabul edilen “Nizamname-i Millet-i Ermeni-yan”ın hazırlanmasında da yer aldı. 27 Şubat 1858’de İstanbul’da öldü.

Sarkis Balyan 17 Şubat 1835’te İstanbul’da doğdu. 1843’te ağabeysi ile birlikte eğitim için Paris’e gönderildi ve onun hastalığı nedeniyle, iki yıl sonra İstanbul’a döndü. Ancak 1847’de yeniden Paris’e gitti ve Sainte-Barbe Okulu’na girdi. Daha sonra Ecole des Beaux Arts’a kabul edildi. 1855’te bu okulu bitirip İstanbul’a döndü ve babası ile ağabeysinin çalışmalarına katıldı. 1866’da babası ölünce, kardeşi Agop’la birlikte çalışmasını sürdürdü. Çoğunlukla, Agop’un hazırladığı planlan Sarkis uyguladığından, kardeşine göre daha çok ünlendi ve bu yapıların tasarımcısı olarak bilindi. II. Abdülhamid’in padişah olması ve Agop’un 1875’te ölmesinden sonra, Sarkis’in mimarlık çalışmaları kesintiye uğradı. Siyasal suçlamalar üzerine Avrupa’ya gitmek zorunda kaldı ve ancak on beş yıl sonra dönebildi. Sarkis Balyan, hızlı çalışması ve büyük yapıları çok kısa zamanda tamamlamasıyla da tanındı. 7 Kasım 1899’da İstanbul’da öldü.

Agop Balyan İstanbul’da doğdu. 1855’te Paris’te Sainte-Barbe Okulu’na girdi. Uç yıl sonra okulu bitirdi, incelemeler yapmak üzere Venedik’e geçti. Ağabeysi Nkogos’un ölümü nedeniyle İstanbul’a döndü, öbür ağabeysi Sarkis Balyan’la birlikte çalışmaya başladı. Çalışmalarında akademik eğitimden çok, babasından aldığı bilgi ve deneyimlere dayandı.

Agop, güzel sanatların mimarlık dışındaki dallarına da yakın bir ilgi duydu. Ermeni yazar ve müzikçileri destekledi, özellikle tiyatronun gelişmesi için çalıştı. Ermeni cemaatinin sorunlarıyla ilgilendi ve Patrikhane Genel Meclisi üyeliği yaptı. 12 Kasım 1875’te Paris’te öldü.

Balyan ailesinden yetişen mimarların hepsi Os-manlı mimarlığının son döneminin en önemli kişilerinden oldular. Çoğu İstanbul’da bulunan yapıtları, çevreye yeni bir görünüm getirmiş büyük ölçekli yapılardır. Böylece Balyanlar 19. yy’da gelenekten uzaklaşmasını sürdüren ve Batı’dan yoğun biçimde etkilenen Osmanlı mimarlığının bu değişiminde önemli bir rol oynadılar.

Osmanlı mimarlığının Batı’dan etkilenmesi, imparatorlukta Batı’ya açılma gereğinin duyulmaya başlaması ve bu yoldaki girişimlerle eşzamanlıdır. 18. yy’da Kâğıthane’nin düzenlenmesi ve Sa’dabad Kasrı gibi yapılarla başlayan ve Osmanlı Barok’u diye anılan dönemde, daha çok süsleme düzeyinde kalarak Rokoko’ya yaklaşan yenilikler, genellikle sivil mimarlık alanında görülür. Buna karşılık, bir sonraki yüzyılda Avrupa etkisindeki mimarlık, askeri ve siyasi gereklere uymuş ve kışla, okul ya da resmi yapılar türünden ürünler ortaya koymuştur.Bunların, fizik çevrenin ölçü ve biçiminin oluşumundaki etkileri daha çok ve belirleyici olmuştur.

Batı’ya açılmanın büyük boyutlara ulaştığı bu evrede, Balyanlar’ın Osmanlı mimarlığına âdeta egemen oldukları görülmektedir. Yeteneklerinin yanı sıra, azınlık kökenli olmaları da, bu güçlü konumu edinmelerinde rol oynamıştır. Batı’ya açılmanın devletçe benimsendiği bir dönemde, Hıristiyan azınlıklar genelde Batı’yla ilişkiler kurulmasında aracı işlevini daha rahat görüyorlardı. Gerek kültürel alışkanlıklarında daha esnek davranabilmeleri gerekse Batı eğitim ve kültürüyle daha çabuk ve kolay ilişki kurabilmeleri buna olanak veriyordu. Bununla birlikte, Balyanlar’ın 19. yy boyunca Osmanlı mimarlığında etkin olmalarında ve pek çok devlet yapısının yapımında yetkili kılınmalarında, ailenin bilgi, deneyim birikimi, ün ve saygınlığının da büyük payı vardır. İlk üç kuşağın mimarları, mesleği uygulama yaparak ve en alt basamaktan başlayarak, geleneksel biçimde öğrenmişlerdi; buna karşılık Garabet Balyan, oğullarını akademik eğitime yöneltmiştir. Gelenekten uzaklaşma, Balyanlar’ın mesleki tutumlarında da izlenebilir. Örneğin Sarkis, ailenin daha önceki bireylerinden oldukça farklı etkinliğiyle bir iş adamı ve girişimci sayılabilir.

Balyanlar, geleneksel Osmanlı mimarlığından Batı anlayışına geçiş sürecinde, Avrupa mimarlığında o dönemde geçerli olan seçmeci tutumu izlemişlerdir. Gerçekleştirdikleri yapıların en önemli ve büyüklerinden biri olan Dolmabahçe Sarayı, Avrupa mimarlığından izler taşımakla birlikte Batı’daki üsluplardan herhangi birine yerleştirilerek değerlendirilemez. Öte yandan, özellikle plan çözümünde, Osmanlı-Türk mimarlığına özgü nitelikler de taşımaktadır. Aynı durum, Balyanlar’m öbür yapıları için de geçerlidir.

19. yy’da, özellikle 1830’lardan başlayarak yabancı mimarların da Türkiye’ye gelip ürün verdikleri görülmektedir. Bunların yapılarında da, Batı ve Doğu mimarlarının çeşitli öğeleri seçmeci bir biçimde bir araya getirilmiştir. Ancak, bu bileşim daha çok, çevreye uyma endişesinden kaynaklanmıştır. Balyanlar ise, Osmanlı mimarlık geleneğinden uzaklaşmış da olsalar büyük ölçüde onun içinden yetişmişlerdir. Dönemin uluslararası düzeyine ulaşacak ürünler verme çabası içinde Batı etkilerine açılırken, geleneksel öğeleri de gözardı etmedikleri izlenmektedir.

Balyanlar’ın değerlendirilmesi konusunda oldukça farklı görüşler vardır. Değerli sanatçılar oldukları ileri sürüldüğü gibi, Osmanlı mimarlığını yozlaştırmakla da suçlanmışlardır. Oysa saray, kışla gibi büyük ölçekli resmi yapılarda Batı anlayışına yönelmeleri, devlet politikasının, imparatorluğun .Avrupa ile ilişkilerinin bir sonucuydu ve kendi seçimleri dışında kalıyordu. Değerlendirilmeleri yapılırken, onlar için bağlayıcı sayılabilecek bu çerçeve gözönün-de tutulmalıdır. Dönemin mimarlarını birbirinden ayıran özellikler, daha çok üslup düzeyinde söz konusudur. Bu açıdan bakıldığında da, Balyanlar’m yapıtlarında kolayca farkedilemeyen, ama yapının çevreyle ilişkilerine, plan çözümüne ve dekorasyonuna sindirilmiş geleneksel öğeler önem kazanmaktadır. Özgün bir geleneğin ağırlığını duyuran Avrupa kültürüyle karşı karşıya gelinen bir evrede Balyanlar, dengeli, yumuşak, kendilerine özgü bir bileşimi oluşturmuş sayılırlar.

•    YAPITLAR (başlıca): Krikor Amira Balyan: Selimiye Kışlası, 1800, İstanbul, 1807’de yandı; Nusretiye Camii, 1823-1826, Tophane/İstanbul; Davutpaşa Kışlası, 1826-1827, İstanbul; II. Sultan Mahmud Bendi, Bahçeköy/ İstanbul. Senekerim Balyan: Beyazıt Yangın Kulesi, İstanbul. Garabet Amira Balyan: Ermeni Hastanesi Pavyonları, 1832-1834, Yedikule/İstanbul; Surphaç Ermeni Kilisesi, 1834, Kuruçeşme/İstanbul; Surp Yerortutyun Ermeni Kilisesi, 1836, Beyoğlu/İstanbul; Surp Asdvazazin Kilisesi, 1838, Beşiktaş/İstanbul; Deri ve Kösele Fabrikası, 1842, Beykoz/İstanbul; Hereke Fabrikası, 1843, Hereke; Ortaköy Camii (Nkoğos Balyan ile), 1854, İstanbul; Dolmabahçe Sarayı (Nkoğos Balyan ile), 1848-1856, İstanbul; Surp Sarkis Ermeni Kilisesi, 1858, Bandırma; Cemile ve Münire Sultan Sarayları, 1856-1859, Salıpazarı/ İstanbul, sonra Meclis-i Mebusan ve Meclis-i Ayan, sonra Güzel Sanatlar Akademisi ve Atatürk Kız Lisesi, şimdi Mimar Sinan Üniversitesi; Harbiye Okulu, Harbiye/ İstanbul; II. Mahmud Türbesi, Türbe/İstanbul; Valide Bendi, Bahçeköy/İstanbul; Dokuma Fabrikası, Bakırköy/ İstanbul; Hünkâr Köşkü; İzmit. Nkoğos Balyan: Ihlamur Kasrı, Beşiktaş/İstanbul; Küçüksu Kasrı, İstanbul. Sarkis Balyan: Beylerbeyi Sarayı, 1865, İstanbul; Makrukyan Okulu, 1866, Beşiktaş/İstanbul; Çırağan Sarayı, 1863-İ 871, Beşiktaş/İstanbul, Bezmiâlem Valide Sultan Camii, 1876, Dolmabahçe/İstanbul; Barut Fabrikası, 1880, Zeytinburnu/İstanbul; Akaretler, başlanması.1874, Beşiktaş/ İstanbul;Harbiye Nezareti Kapısı, bugün İstanbul Üniversitesi merkez binası girişinde, Beyazıt/İstanbul; Galatasaray Lisesi, İstanbul; Maçka Silahhanesi, Maçka/ İstanbul; bugün İTÜ Maden Fakültesi. Agop Balyan: Validesultan Köşkü, Koşuyolu/İstanbul.

•    KAYNAKLAR: F.Akozan, “Osmanlı Mimarlığında Batılılaşma Dönemi ve Balyan Ailesi”Adlı Kitap ve Gerçekler, 1983; K. Pamukçu, “Balyan Agop Bey, Karabet Amira, Kirkor Amira, Nikoğos Bey, Sarkis Bey, Senekerim”, İstanbul Ansiklopedisi, IV, 1960; P. Tuğlacı-, Os-manlı Mimarlığında Batılılaşma Dönemi ve Balyan Ailesi, 1981.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi

Yorum ekle...

Konu hakkında yorum ya da düşüncelerini paylaş...

Daha yeni Daha eski