Hulusi Behçet Kimdir, Hayatı, Neyi Buldu, Buluşu, Hakkında Bilgi

BEHÇET, Hulusi (1889-1948)

Türk deri hastalıkları hekimi. Özellikle frengi konusunda değerli çalışmalar yapmış, ilk kez onun tanımladığı bir deri hastalığı dünya tıp literatürüne “Behçet hastalığı” adıyla geçmiştir.

26 Şubat 1889’da İstanbul’da doğdu. Annesini küçük yaşta kaybedince, babası Maarif Müdürü Ahmed Behçet ile birlikte, o zamanlar Osmanlı egemenliği altında bulunan Beyrut’a gitti. Oradaki bir Fransız okulunda başladığı ortaöğrenimini, İstanbul’a döndükten sonra Beşiktaş Rüşdivesi’nde tamamladı. 1910’da Askeri Tıbbiye’yi yüzbaşı rütbesiyle bitirince, Gülhane Askeri Hastanesi’nin cildiye bölümüne asistan olarak alındı ve Temmuz 1914’e değin değerli hekimlerin, özellikle frengi araştırmalarım başlatan Eşref Ruşen’in yanında çalıştı. Buradaki görevinin bitiminde önce Eskişehir, ardından Kırklareli askeri hastanelerinin başhekim yardımcılığına atandı; bir yandan da cildiye ve mikrobiyoloji kliniklerinin şefliğini üstlendi. Daha sonra deri hastalıkları uzmanı olarak Edirne Askeri Hastanesi’nde görev alan Hulusi Behçet, 1918 Ağustosu’nda Macaristan ve Almanya’ ya giderek Budapeşte ve Berlin’deki çeşitli hastanelerde çalıştı. 1919’da Türkiye’ye döndü ve beş yıl kadar serbest hekimlik yaptıktan sonra, 1924’te Has-köv Zührevi Hastalıklar Hastanesi’nin başhekimliğine atandı. Aynı yıl deri hastalıkları uzmanı olarak Gureba Hastanesi’ne geçti ve çalışmalarını özellikle şark çıbanı üzerinde yoğunlaştırdı. 1933’teki üniversite reformunda İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin Deri Hastalıkları ve Frengi Kliniği’nde profesörlüğe yükseltilerek, kürsü başkanlığına getirilen ilk Türk hocalardan biri oldu.

Ölümünden birkaç ay öncesine değin, on dört yıl boyunca sürdürdüğü öğretim görevinin yanı sıra, Türkiye’de yaygın deri hastalıklarının tanısı ve tedavisi konusunda aralıksız çalışan Hulusi Behçet, Deri Hastalıkları ve Frengi Arşivi adlı dermatoloji dergisini de kişisel çabalarıyla 1934’ten 1947’ye değin yayımladı. Bu dergi uzun yıllar yurt içi ve yurt dışındaki dermatoloji çalışmalarını Türk hekimlerine yansıtan tek kaynak olmuştur. Ayrıca 1936’da,Almanya’da yayımlanan Dermatologiscbe Wocbenschrift ve Mediziniscbe Welt adlı tıp dergilerine makaleler göndererek, Türkiye’deki dermatoloji çalışmalarının yurt dışında duyulmasını sağladı.

1939’da ordinaryüs profesörlüğe yükseltilen Hulusi Behçet, 25 yıldır üzerinde çalıştığı bir deri hastalığına ilişkin bulgularını 1947’de Cenevre’de toplanan Uluslararası Tıp Kongresi’ne sunarak, o güne değin tanımlanamamış olan bu hastalığı kendi adıyla dünya tıp literatürüne yazdırdı. Yaşamının son yedi yılını muayenehanesinde sabahlara değin çalışarak, uykusuzluk, kolit ve kalp spazmı sıkıntıları içinde geçirmişti; çalışmalarının değerlendirildiğini gördükten birkaç ay sonra, 8 Mart 1948’de bir kalp krizi sonucu İstanbul’da öldü.

Hulusi Behçet’in mantar hastalıklarına (mikoz) ilişkin çalışmaları 1935’te Budapeşte Uluslararası Dermatoloji Kongresi’nin diploma ve plaketiyle ödüllendirilmiş, frengi savaşındaki ve Behçet hastalığının tanımlanmasındaki çabaları nedeniyle ölümünden sonra adına 1975 TÜBİTAK Hizmet ödülü verilmiştir.

Frengi ve şark çıbanı konusundaki çalışmaları
Türkiye’de 19. yy başlarında ortaya çıkan ve giderek ciddi bir sorun olan frengi hastalığıyla savaşmak için ilk önlemler 1900’lerin başlarında alınmış, Cumhuriyet’in ilk yıllarında ise resmi kayıtlara göre 85.000 kişiyi etkileyen bu hastalığa karşı yoğun bir savaş açılmıştı. Hocası Eşref Ruşen gibi Behçet Hulusi de, frenginin tanısı ve tedavisi konusunda dünya tıp standartlarının çağdaş koşullarını titizlikle uygulayarak, düzenlediği kurslarla frengi savaşında görev alacak uzmanlar yetiştirerek ve yaptığı yayınlarla onları sürekli bilgilendirerek frengi savaşında etkin bir rol oynamıştır. Frengiden başka, Leishmania türü asalakların neden olduğu, Türkiye’nin Güneydoğu bölgelerinde çok sık görülen şark ya da Halep çıbanı (Leishmaniasis tropica), çeşitli deri iltihapları, özellikle dermatitis ficus carica (ham incir dermatidi) gibi yaygın deri hastalıkları üzerinde de yoğun araştırmalar yapmıştır. Deride iltihaplı derin yaralar oluşturan Actinomycetaceae familyasından mantarların yüzeysel egzemalara neden olan türlerini tanımlayarak, 1935’te Budapeşte’de toplanan Uluslararası Dermatoloji Kongresi’nde bir bildiriyle açıklamıştır.

Behçet hastalığı
Ancak, Hulusi Behçet’in yurt dışında da değerli bir hekim olarak tanınmasını sağlayan en önemli çalışması, bugün kendi adıyla anılan bir tür deri hastalığına yönelik uzun araştırmalardır. Deride kızarıklık, iltihaplanma ve deri altı kabartılar, ağız ve cinsiyet organları çevresinde yaralar, gözün damar ve ağtabakalarmda iltihaplanma ve kanama gibi görünür belirtilerle ortaya çıkan bir deri hastalığı konusunda çok değişik görüşler öne sürülmüş, çoğu hekimler bu belirtileri yıllarca ayrı bir hastalığa bağlı olarak tanımlamıştı. FIulusi Behçet bu konu üzerinde 25 yıl çalışarak, bu belirtilerin bir virüsten kaynaklanan başlı başına bir hastalık olduğunu savundu ve görüşlerini bütün tıp dünyasına kabul ettirdi. 1947’de Cenevre’de düzenlenen Uluslararası Tıp Kongresi’nde, Zü-rih Tıp Fakültesi’nin dermatoloji profesörlerinden Miescher’in önerisi ve kongreye katılan uzmanların onayıyla bu hastalığa “Morbus Behçet” (Behçet hastalığı) adı verildi.

Behçet hastalığı 20-30 yaşlarında, çoğu kez derideki belirtilerle başlar; gözdeki belirtiler birkaç ay ya da birkaç yıl sonra ortaya çıkar. Yıllarca süren hastalık körlük ve ölümle sonuçlanır. Son yıllarda yapılan gözlemlerde, deri, göz, ağız ve cinsiyet organlarındaki üç temel belirtinin yanı sıra hastalarda cinsel güçsüzlük, toplardamar tıkanıklığı, beyin ve beyin zarı iltihabı belirtileri de saptanmıştır. Hastalığın nedeni bugün için kesin olarak bilinmiyor. Kimi hekimler hastalığın tüberküloz enfeksiyonundan, kimileri stafilokoklardan kaynaklandığını öne sürerken, Hulusi Behçet ve Hugo Braun hastalık yapıcı etkenin özgün bir virüs olduğunu savundular. Elektronik mikroskop bulgularında Hulusi Behçet’in görüşünü destekleyecek sonuçlar alınmasına ve bu konuda çalışan araştırmacılardan bir bölümünün virüs görüşünde birleşmesine karşın, Behçet hastalığının çevresel, genetik ve immünolojik nedenlerden kaynaklandığı da ileri sürülüyor.

Henüz virüsü tanımlanamadığı için Behçet hastalığının tedavisinde bir gelişme olmamakla birlikte, başka bir hastalığın yan belirtisi olduğu yolundaki yanlış inancı yıkarak yeni bir araştırma yolu açan Hulusi Behçet’in bu hastalıkla savaşa büyük katkısı olmuştur.

•    YAPITLAR (başlıca): Emrazı Cildiyede Laboratuvarın Kıymet ve Ehemmiyeti, 1923; Frengi Konusunda Beynelmilel Anketlerim 1923; Wessermann Hakkında Noktaı Nazar ve Frengi Tedavisinde Düşünceler, 1924; Frengi Ibtidai Karhasvve Hurdebini Teşhisi, 1926; Flalep Çıbanlarının Diyatermi ile Tedavisi, 1926; Memleketimizde Arpa Uyuzlarının Menşei Hakkında Etiidler, \929;lrsi Frengi Kliniği, 1929; Frengi Dersleri, 1940; Klinikte ve Pratikte Frengi Teşhisi ve Benzen Deri Hastalıkları, 1940.

•    KAYNAKLAR: C. K. İncedayı, “Ord. Prof. Dr. Hulusi Behçet”, İstanbul Tıp Fakültesi Mecmuası, 11, 1948; R, Kınacıgi’, “Dr. Hulusi Behçet, 18S9-194S”, Açta Medica, 1, 1948; M.O. Uzman, “Hulusi Behçet”, İstanbul Seriri-yathiiO, 1948; O.Yemni,“Ord. Prof. Hulusi Behçet”, Deri Hastalıkları ve Frengi Kliniği Arşivi, 1, 1963.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi

Yorum ekle...

Konu hakkında yorum ya da düşüncelerini paylaş...

Daha yeni Daha eski