Nicolai Hartmann Kimdir, Hayatı, Felsefesi, Eserleri, Hakkında Bilgi

Nicolai Hartmann, Alman filozof. Yeni-Varlıkbilim (Neue-Ontologie) akımının kurucusu olarak, varlığın dört katmanından oluştuğunu ve bu katmanların birbiriyle bağlantılı ve özel yasalara sahip olduğunu savunmuştur.

1882 yılında Riga'da doğan Hartmann, 1950'de Göttingen'de vefat etmiştir. Orta öğrenimini Dorpat ve St. Petersburg'da tamamlamıştır. İlk başta tıp okuyan Hartmann, daha sonra Marburg Üniversitesi'nde dilbilim ve felsefe eğitimi almıştır. Bu süreçte matematik, gökbilim ve fizikle de ilgilenmiştir. Doktor unvanını 1907'de almış, 1909'da doçent olmuş ve 1920'de Marburg Üniversitesi'nde profesör unvanını elde etmiştir. Ardından sırasıyla Köln, Berlin ve 1945'te Göttingen Üniversitesi'nde felsefe dersleri vermiştir.


Başlangıçta Yeni-Kantçılık akımına ilgi duyan Hartmann, daha sonra bilgi ve gerçeklik sorunlarına farklı bir bakış açısı getirmeyi benimsemiştir. Marburg Okulu'nun düşünce sistematiğinin, varlığı bütünsel olarak açıklamada yetersiz olduğunu düşünmüştür. Antik Yunan felsefesi, özellikle de Sokrates öncesi filozoflarının varlık ve yokluk konularını, Hıristiyan düşüncesi, Rönesans ve sonraki felsefi akımları incelemiştir. Ayrıca fizik, matematik ve gökbilimdeki gelişmeleri de yakından takip etmiştir.

Hartmann, felsefe ile bilim arasında temel bir bağlantı olduğunu savunmuş ve felsefenin kendi alanında bir bilim olduğunu öne sürmüştür. Ona göre, felsefe yalnızca soyut varlıklarla ilgilenmek zorunda değildir, aynı zamanda somut bilimsel alanlarla da ilgilenmelidir.

İlk varlık alanı

Hartmann'ın felsefesi, varlık, bilgi ve gerçeklik sorunlarına odaklanarak, varlığın temelini oluşturan yasaları, varlık türleri arasındaki ilişkileri ve bu ilişkilerin oluşumunu açıklamayı amaçlar. Bu çerçevede, varlık alanının farklı niteliklere sahip ve birbirini tamamlayan katlardan oluştuğunu vurgular. Yeni-Varlıkbilim adını verdiği bu yaklaşım, varlığın tanımlanmasından ziyade açıklanmasına odaklanır ve birbirine bağlı varlık katlarının özelliklerini ortaya koymaya önem verir.

Hartmann'a göre, bilgi sorunu evrenin ve insanın varlık sorunu ile iç içedir ve mantık, ahlak, estetik, kategori, metafizik, özgürlük, akıl, ve düşünme gibi konular birbiriyle bağlantılıdır. Bir konudaki çözüm arayışı, doğal olarak, diğerlerini de gündeme getirir.

Bu bağlamda, varlığın yapısı gereği bir bütünlük içerisinde olduğunu savunur. Bu bütünlüğü anlamak ve açıklamak, felsefe açısından önemlidir. Bunun için, kuramlardan ziyade doğrudan olgulardan, olaylardan ve gerçek varlık alanından yola çıkmak gerekir. Varlık alanları kendi başlarına var olan ve varlıkları için dışsal bir nedene ihtiyaç duymayan yapısal bölümlerdir. Bu bağlamda, "real varlık" kategorisi en kapsamlı sorunları içerir ve Hartmann'ın varlıkbilimi bu alandaki sorunları ele alır.


Hartmann'a göre, farklı niteliklere sahip varlık alanlarını anlamak için evrenin bütünlüğüyle ele alınmalı ve varlık bağlantıları araştırılmalıdır. Varlık, kendi bütünlüğü içerisinde mevcut olduğundan, tekrar bulunması veya keşfedilmesi gerekmez. Varlığın iki temel kategorisi vardır: zaman ve uzay boyutlarının dışında kalan değişmeyen "ideal varlık" ve zaman ve uzay boyutlarının içinde kalan "real varlık". Bu iki kategori arasında, varlık koşullarından kaynaklanan ortak bir bağ vardır.

Hartmann'a göre, varlık alanları insanın bir buluşu değildir, varlığın yapısından doğarlar ve bir bütünlük içindedirler. Bu nedenle, bu gerçeği anlamak için araştırmalara varlık ve olaylarla doğrudan başlamak gerekir. Felsefe, bu varlık alanlarını araştırırken ve içerdikleri gerçekleri açıklamaya çalışırken, her türlü önyargıdan kaçınmalıdır; bu da bir yöntem sorunudur.

Hartmann'a göre, yöntem sorunu, düşünce sistematiğinde önemli bir yer tutar. Varlık sorunlarına alışılmış yöntemlerle çözüm bulunamaz çünkü yöntem, varlığın kendisinde yatar. Her varlık türü, araştırmacıya nasıl davranılacağını ve sorunlara nasıl yaklaşılacağını gösterir. Önceden benimsenen belirli bir yöntemle başlayan felsefe öğretilerinin varlık sorunlarına kesin bir çözüm bulamamasının nedeni, yönteme öncelik verilmesidir.

Bilginin ilkeleri

Hartmann'a göre, bilgi sorunu bir varlık sorunudur ve bilgi kuramının temel kavramlarından biri "kendinde-varlık", diğeri ise "aşkınlık"tır. Kendinde-varlık, bir nesnenin var olması ancak kişi için var olmaması anlamına gelir. Nesne kendi başına varolur ve bilen özneyle ilgilenmez, ilgi bilinçli özneden gelir. Aşkınlık ise bilinci aşan, bilincin dışında kalan, bağımsız olan nesneye yönelmedir. Bu nedenle, bilgi aşkın bir edimdir, özneyi nesneye bağlayan ve nesnenin öznece kavranmasını sağlayan bir edimdir. Bu durumda, gerçek özne ile kendinde-varlık arasında bir ilişki vardır.

Hartmann'ın felsefesinde bilgi öğretisi, varlık sorunuyla birlikte ele alınır ve odak noktası varlığın türleriyle, genel yasalarıyla ve özel kategorileriyle açıklanmasıdır. Varlık, bir bütün olarak öznenin karşısında durur ve özneye karşı ilgisizdir; bütün ilgi, özneden gelir. Özne bir bilinç varlığıdır ve öğrenmek istediği nesneye belirli bir amacı doğrultusunda yaklaşır.

Hartmann'a göre, "real varlık" ve "ideal varlık" ayrımının yanı sıra varlığın varoluşu ile özü de birbirinden ayrıdır. Varlığın varoluşu, bir varlığın "burada", "şurada" oluşunu ifade ederken, özü ise varlığın "şöyle" veya "böyle" olmasıdır. Ancak varoluşla öz arasında bir bağlantı vardır; her varolan bir varoluşa ve öze sahiptir. Hartmann'ın açıklaması, varlığın bir konumda ve bir şekilde var olması fikrini içerir. Varlığın bir de modus adı verilen kipi vardır, bu da varlığın hangi biçimde olduğunu gösterir. Hartmann, bu varlık kiplerini "real kipler" ve "ideal kipler" olarak ikiye ayırır. Yeni-Varlıkbilim'in temelini oluşturan bu konular, varlıkla ilgili tüm açıklamaları, yasaları ve tanımları içerir. Hartmann, bu açıklamalardan sonra felsefesinin odaklandığı noktanın varlığın yapısı sorunu olduğunu belirtir.


Varlık katmanları ve Bağlantıları

Hartmann'a göre, "real dünya", ayrı yasalara, ayrı yapıya ve birbiri üzerine gelen dört varlık katmanından oluşur. İlk katman, cansız nesnelerin bulunduğu alandır ve genellikle özdek katmanı olarak adlandırılır. Bu alanı fizik bilimi ele alır. İkinci katman, canlı varlıkların bulunduğu alandır ve biyoloji biliminin konusudur. Üçüncü katman, tinli ve bilinçli varlıkların alanıdır ve ruhbilim bu alana odaklanır. Dördüncü katman, tinsel varlıkların oluşturduğu alandır ve bu alanda felsefe çalışır. Bu dört varlık katmanı birbirinden ayrıdır ancak bağlantılıdır. En güçlü olanı birinci katmandır; bu katman, üzerinde bulunan diğer katmanlara gerek duymazken, diğer katmanlar birinci katmana ihtiyaç duyar.

Bu dört varlık katmanını temsil eden dört kavram vardır: Özdek, yaşam, bilinç ve tin. Bu kavramların bilgi ortamındaki karşılıkları algı, sezgi, tanıma ve bilmedir. Özdek alanında algı, yaşam alanında sezgi, bilinç alanında tanıma, tin alanında ise bilme geçerlidir. Bu da, özdek alanının algı, yaşam alanının sezgi, bilinç alanının tanıma ve tin alanının bilme ile anlaşılabilir olduğunu gösterir.

Hartmann'a göre, bu varlık alanları, birtakım özelliklere sahiptir ve bu özellikler değişik varlık türlerine göre sıralanır. Özdek alanı bir katmanlı, bitkiler alanı iki katmanlı, hayvanlar alanı üç katmanlı ve insanların bulunduğu alan dört katmanlıdır. Hartmann, tinsel alanın, en özgür ancak en zayıf bir nitelik taşıdığına inanır.

Hartmann'ın kuramına göre, varlık bilimi, içkin ve aşkın olguları ayırmaz; bunun yerine, felsefe, bu olguları betimler ve sınırlarını saptar. Bu betimleme, felsefenin incelemenin birinci basamağıdır. Hartmann'ın Phanomenologie (Görüngübilim) adını verdiği bu basamak, çözülecek sorunun görülmesini ve kavranmasını öngörür. Ardından, çözümlenen sorunun ele alınması ve incelenmesi, felsefe bakımından bir kuram oluşturmayı gerektiren yerlerin saptanmasıyla devam eder. Metafizikle ilgili sorunların çözümünde de, varlık biliminin benimsediği yöntemi uygular. Hartmann'a göre, düşünmenin konusu, varolan nesnedir ve varlık bilimi, bilinebilen yanıyla ilgilenir. Eski metafizik, varlığın bilinemeyen yanıyla ilgilendiği için verimli olamamıştır.

Üç türlü tin

Hartmann, ahlaki konulara varlık bilimi açısından bakar ve özellikle Max Scheler'in değerler kuramından yararlanarak onları yeniden düzenler. Ona göre, ahlaki değerler bağımsız bir varlık alanını oluşturur ve insan, tinsel varlık alanında "kişi" olarak ortaya çıkar. Bu alanda kişi, yaşamla ve ruhbilimin incelediği olaylarla ilgili yasalara bağlıdır, ancak düşünme, yargılama ve özgür irade kullanma gibi yetkilere sahiptir. Bu özgürlük, kişinin kendi tinsel alanında, üç tür tinin incelenmesine olanak tanır: kişisel tin, nesnel tin ve nesnelleşmiş tin.

Kişisel tin, belirli bir insanın tinidir; nesnel tin ise insan bireylerini toplayan ve toplumsal bir yapı oluşturan "real güç"tür. Nesnelleşmiş tin ise insanların yaratıcı gücünü içerir ve insanın gelişmesini, düşünmesini ve yaratmasını sağlar. Dil, hukuk, ahlak, bilim, sanat ve din gibi değerlerin hepsi, nesnel tinle ilişkilidir. Değerler, bütün varlık türlerinden bağımsızdır ve birey, yeterince gelişmişse, kendi öz biçimini koruyabilir; aksi takdirde, yaratıcı güçsüzlüğe düşer.

Sanat varlıklarını içeren alan, nesnelleşmiş tinle ilişkilidir ve Hartmann, bu alana olan ilgisi nedeniyle nesnelleşmiş tinin iki katmandan oluştuğunu ileri sürer: "real ön plan" ve "irreal arka plan". Sanat yapıtlarında, bu varlık katmanları yapıtın iç ve dış öğelerini oluşturur. Dış öğe, yapıtın ortaya konmasını sağlayan malzemelerdir, iç öğe ise yapıtın anlamını ve varlık ortamını oluşturur.

Hartmann önceleri, "real dünya" ve "ideal dünya" gibi iki ayrı varlık alanı olduğunu ileri sürmüştü ancak daha sonra bu iki dünya arasındaki uçurumu kapatmak için insanın önemini vurgulamıştır. Ona göre, insan hem real dünyaya hem de ideal dünyaya bağlıdır ve bu bağlantı, iki dünya arasındaki boşluğu doldurur.

•    Başlıca YAPITLARI:

• Plato’s Logik des Seins, 1909, (“Platon’un Varlık Mantığı”)

• Philosophische Grundfragen der Biologie, 1912, (“Biyolojinin Temel Felsefe Sorunları”)

• Grundzüge einer Metaphysik der Erkenntnis, 1921, (“Bir Bilgi Metafiziğinin Temelleri”)

• Die Philosophie des deutschen Idealismus, 1923-1929, (“Alman İdealizminin Felsefesi”)

• Ethik, 1926, (“Ahlak”)

• Das Problem des geistigen Seins, 1933, (“Tinsel Varlık Sorunu”)

• Zur Grundlegung der Ontologie, 1935, (“Varlıkbilimin Temellendirilmesi Üstüne”)

• Möglichkeit und Wirklichkeit, 1938, (“Olanak ve Gerçeklik”)

• Der Aufbau der realen Welt, 1940, (“Real Evrenin Yapısı”)

• Neue Wege der Ontologie, 1942, (“Varlıkbilimin Yeni Yolu”)

• Philosophie der Natur, 1950, (“Doğanın Felsefesi”)


Yorum ekle...

Konu hakkında yorum ya da düşüncelerini paylaş...

Daha yeni Daha eski