Güney Avrupa Resmi

Güney Avrupa Resmi

Sanat tarihçileri Rönesans döneminde görsel sanatları, belli bölgelerdeki farklı gelişim özelliklerinden ötürü, Almanya’da Kuzey ve İtalya’ da Güney resmi olarak iki farklı başlık altında incelemişlerdir. Önceleri yalnızca Rönesans için geçerli olan bu ayırım, söz konusu özelliklerin çeşitli zamanlarda yeniden ortaya çıkması sonucu bütün zamanlan kapsayan bir boyut kazanmıştır.Bu bağlamda Güney resminin kökeni Eski Yunan sanatına kadar iner. Öte yandan bu deyim genelde, çok klasik-idealist bir yapıya sahip olan Italyan sanatını anlatmak için kullanılır. Örneğin, Güney resminin belli özelliklerini içermesine karşın Ispanyol sanatı bu deyimin kapsamı içine girmez. Akdeniz geleneği deyimi ise Güney karakteri ile eş bir anlama gelmektedir.

Güney resminde nesnel ve ussal yaklaşıma ağırlık verilmiştir. Yunan-Roma düşünce geleneğinin etkisinde olan Italyan sanatının gelişmesinde, doğayı karşıdan değerlendirme eğilimi önemli bir rol oynar. Bu eğilimin nesnel sonuçlar üretebilmesi, varlığın değişmez olduğu varsayılan öz yapısının her türlü duygu, heyecan ve coşkudan bağımsızca saptanmasına bağlıdır. Aynı anlayış, nesnenin dış görünüşünün de nesnel bir biçimde verilmesini gerektirir. Nitekim doğayı bilimsel ya da yan bilimsel yöntemler aracılığıyla inceleme eğiliminin Rönesans öncesinde giderek anması, 14.yy resminin Gotik özelliklerden annarak gerçekçi (realist) bir nitelik kazanmasını sağlamıştır. Bu davranış Cimabue , Giotto ve Masaccio gibi sanatçıların hacimlendirme yöntemlerini, Brunelleschi, Donatello, Paolo Uccello, L.B.Albertini’nin de perspektif kurallannı geliştirmeleri ile sonuçlanmıştır. Perspektif kurallanna göre düzenlenmiş derinlikli mekân kavramı İtalyan sanatını gerçekçi kılan öğelerin başında gelir.

Güney sanatı, görüntüdeki kimi doğal bozukluktan ve gereksiz aynntılan ayıklayarak genel özellikleri vurgulamayı öngörür. Bu yüzden bireysel özellikleri yansıtmak yerine, türünün genel özelliklerini içeren tip ya da örnekleri yeğler. Güney resmi estetik açıdan ölçülü ve kuralcı bir tutumdadır. Biçimlerin idealleştirilmesi üstüne temellenen klasik güzellik duygusu aracılığıyla görsel bir haz vermeyi amaçlar. Bu yöntem, biçimsel birlik ve bütünlüğe dayanan denge ve uyum ile gerçekleştirilebilir. Dolayısıyla konu, salt görsel değerlerle iletişim kurulmasında, bir araçtan başka bir şey değildir. Biçim-bozma (deformasyon) ise yalnızca idealleştirme adına kabul edilebilir.

Kompozisyon ve kuruluşun Güney resminde önceliği vardır. Güney resmi denge, ölçü, uyum gibi Antik kökenli, klasikçi kavramlarla hareket ettiği için, kompozisyonu en yetkin biçimsel sonuç olarak değerlendirir. Çoğu zaman konuyu oluşturan biçim ve öğeleri bu kaygılar adına hiyerarşik bir düzende sıralandırır. Özellikle hareket, kargaşa ve düzensizlik izlenimi verecek uygulamalardan kaçınarak dinginlik duygusu uyandırmak istediği için, kompozisyonun oluşturulmasında biçimlerin yatay ve dikey yığılmasıyla kurulan durağan bir düzen anlayışına yönelmiştir.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi

Sitede Ara