Alfred Radcliffe-Brown Kimdir, Hayatı, Eserleri, Hakkında Bilgi

RADCLIFFE-BROWN, Alfred (1881-1955)

İngiliz, antropolog. Sosyal antropolojide Yapısalcı-İşlevselci Okul’un kurucusudur.

17 Ocak 188 l’de Warwick’te, Birmingham kentinde doğdu, 24 Ocak 1955’te Londra’da öldü. Beş yaşındayken babası ölünce büyük parasal güçlükler içine düşen annesi tarafından yetiştirildi. Önce Middlesex’te, sonra Birmingham’daki King Edward’s School’da. aldığı bursla sürdürdüğü eğitimini 18 yaşındayken bırakarak Birmingham Kütüphanesinde çalışmaya başladı. Daha sonra ağabeyinin desteğiyle eğitimini sürdürme olanağı buldu. Cambridge Üniversitesi’ne bağlı Trinity College’ın sınavını kazanarak 1902’de yükseköğrenimine başladı. Doğa bilimleri okumak istediyse de bir öğretmeninin özendirmesiyle o dönemde sosyal bilimler ve felsefeyi içeren ahlaki bilimler öğreniminde karar kıldı. Ahlaki Bilimler Bölümü’nde, 1898’deki ünlü Torres Boğazı araştırma gezisine katılarak ilk antropolojik alan araştırmasını yapmış olan bilim adamlarından J.Meyers, W.H.R. Rivers ve Alfred Haddon’la tanıştı. 1904’te Rivers’ın ilk antropoloji öğrencisi oldu. Ayrıca Haddon’dan büyük destek gördü. Ondan toplumsal olguların birbiriyle sistemli bir bağ içinde olduğu konusunda bilgi edindi, sınıflandırma ve morfolojiye ilgi duydu. 1905’te lisans diplomasını aldıktan bir yıl sonra Güney Pasifik’te Andaman Ada-ları’na giderek 1908’e değin Rivers ve Haddon’un danışmanlığında alan araştırması yaptı. Bu araştırma üzerine yazdığı rapor ona Trinity Coliege’de 1908’den 19l4’e değin sürecek olan bir araştırma bursu kazandırdı. Önceleri Rivers’ın yayılmacı (diffusionist) düşünce biçimini benimsemiş olan Radcliffe- Brown kısa bir süre sonra İngiltere’de adını yeni duyurmaya başlayan Durkheim’ın etkisi altına girdi.

1910-1912 arasında Avustralya yerlileri arasında alan araştırması yaptı. Ancak yerli dillerini yeterince iyi öğrenememiş olması nedeniyle zaman zaman toplumsal konumlarından uzaklaşmış kişilerin bilgilerine başvurmak zorunda kalması, yaptığı alan araştırmalarının sosyal antropolojinin önde gelen temsilcilerinden Malinowski’nin ulaştığı düzeyin gerisinde kalmasına yol açtı. Kendini daha çok bir kuramcı olarak gören Radcliffe-Brown I. Dünya Savaşı sonrasında çalışmalarının ağırlığını ders verme, yazma ve kuram geliştirmeye verdi.

1920-1923 arasında Güney Afrika’da Cape Town Üniversitesi’nde Sosyal Antropoloji Bölümü’nde ders verdi. Orada School of African Studies’i kurdu. 1926’da Avustralya’daki.Sydney Üniversitesi’nde Antropoloji Bölümü’ nün ilk öğretim üyesi oldu. Oceania dergisinin kurucuları arasında yer aldı. Ancak diğer öğretim üyeleriyle arasında kimi tatsız olaylar geçince oradan ayrılarak 1937’ye değin profesör olarak kalacağı Chicago Üniversitesi’ne geçti. 1937’de Oxford Üniversitesi’nde yeni kurulan Sosyal Antropoloji Bölümü’ne çağrılınca İngiltere’ye döndü. II. Dünya Savaşı sırasında Kraliyet Antropoloji Ens-titüsü’nün başkanlığını yaptı. 1946’da ileri yaşı nedeniyle emekliye ayrıldı. Ölümüne değin alanında etkili olmayı sürdürdü ve konuk profesör olarak Cambridge, Londra, Manchester, Grahamstown, Güney Afrika ve İskenderiye’de ders verdi. Yaşamı boyunca birçok madalya ve ödül almış, British Academy üyeliğine seçilmiştir. Ayrıca bir süre Ingiliz Sosyal Antropologlar Birliği başkanlığı yapmıştır.

Radcliffe-Brown’un kuramsal görüşlerini ortaya koyduğu en önemli yazıları kısa makaleler biçimindedir. “On the Concept of Function in Social Science’’ (“Sosyal Bilimler’de İşlev Kavramı Üzerine”) ve “On Social Structure” (“Toplumsal Yapı Üzerine”) adlı ünlü makaleleri diğerleriyle birlikte Structure and Function in Primitive Society (“İlkel Toplumda Yapı ve İşlev”) adlı kitabında toplanmıştır.

Evrimci düşünür Herbert Spencer’ın evrimin artan bir çeşitlilik ve karmaşıklığa doğru giden doğal bir süreç olduğu düşüncesini benimseyen Radcliffe-Brovvn’ın çalışmalarının tümünde Durkheim’ın sosyolojik görüşleri egemendir. Durkheim gibi toplumsal davranışların tek tek bireylerin seçimlerinden bağımsız yasalara bağlı olarak biçimlendiğini ve bu nedenle çözümlenmeye açık olduğunu düşünür. Toplumsal uyumun toplumun her parçasının diğer parçasına muhtaç olmasından kaynaklandığı görüşünü benimseyerek toplumsal olguları başka toplumsal olgularla açıklama yoluna gitmiştir. Toplumu bireylerin toplamı olarak tanımlayarak toplumsal sisteme hiç değinmeyen Malinotvski’nin birey davranışlarını açıklarken de psikolojik yöne ağırlık vermesini eleştirmiştir.

Durkheim’ın görüşlerinin Ingiliz sosyolog ve antropologlarına tanıtılmasında önemli rol oynayan Radcliffe-Brown, onun toplumların gizleri konusunda bilgi edinebilmek için toplumların işlevlerini ve yapılarını araştırmak gerektiği doğrultusundaki görüşünü geliştirerek sosyal antropolojide Yapısalcı-İşlevselci Okul’un kumcusu olmuştur.

Yöntemi
Radcliffe-Brown’un araştırmalarının nesnesi,toplumsal sistem ya da toplumsal süreçlerdir; amacı ise insan topluluklarının ortak özelliklerine ilişkin genellemelerin, yasaların, kavramlann sistemli bir çerçevesinin çizilmesidir.
Ona göre insan toplumunu ele alan bir bilim dalı toplumsal olayları, yasaları keşfedilebilir doğal olgular olarak değerlendirmelidir. Bu nedenle kullanılacak yöntem, doğa bilimlerin dekine benzemeli, yalnızca sınanabilir ve kanıtlanabilir genellemeler dikkate alınmalıdır. Toplumsal sürekliliğin yasalarının ortaya konması onun için birincil önem taşır. Bunun için toplumsal istatistiklerin çözümlenmesi sırasında önce toplumsal yapılar sınıflandırılmalı ve karşılaştırılmalı, sonra bunların işlevleri araştırılmalıdır. Bir sistemin parçalarının birbiri arasındaki ilişki ve bağlar o sistemin yapısını oluşturur. Bir toplumsal sistem söz konusu olduğunda bu parçalar rolleri ve statüleri olan bireyler olacaktır. Toplumsal yapının dengesi, parçalarının birbiriyle bütünleşmesine ve bu parçaların belirli görevlerini, yani ‘ ‘işlevlerini” yerine getirmesine bağlıdır. Radcliffe-Brown için işlev, Durkheim’da olduğu gibi bir parçanın toplumsal sisteme varlığını ve dengesini koruyabilmesi için yaptığı katkıdır ve Malinowski’nin işlevsel ediğinden tümüyle farklıdır. Radcliffe-Brown toplumsal değişimin incelenmesine ikincil önem verir. Bir kez toplumsal sürekliliğin yasaları saptandıktan sonra toplumsal değişimin yasalarını anlamanın olanaklı olacağını düşünür.

Akrabalık sistemleri
Raddiffe-Brown’un kuramsal konular dışındaki en önemli çalışmaları II. Dünya Savaşı sonrasında antropolojinin en temel ilgi alanı olan totemizm ve akrabalık konuları üzerinedir. Andaman Adaları ve Avustralya yerlileri üzerine yaptığı araştırmalarda bu tür toplumlarda toplumsal yapının incelenmesiyle akrabalık sisteminin incelenmesinin aynı anlama geldiği sonucuna varmış, akrabalık sistemini araştırırken akrabalık terminolojisine özel bir önem vermiştir. Çünkü ona göre bir kişiyle akrabası arasındaki toplumsal ilişki, akrabasının ait olduğu toplumsal kategori tarafından belirlenmektedir. Bu nedenle araştırmalarını akrabalık terminolojisinin sisteminin mantığı üzerinde yoğunlaştırmış, bu sistemlerin üç temel ilkeye göre işlediğini savunmuştur. Dayanışma duygusu ve birlik içinde olan kardeşler ‘ ‘kardeş gruplarda birlik” ilkesini doğururlar. Ardından erkek ya da kadın tarafından sürdürülen ve yine birlik duygusu taşıyan soy gelir, bu da “soy grubunda birlik” ilkesini yaratır. Üçüncüsü “kuşak ilkesi” dir. Tüm akrabalık sistemlerinde birbirini izleyen kuşakların üyeleri çeşitli nedenlerle birbirinden uzaklaşmakta, ancak bir kuşak atlandıktan sonra (büyükbabayla torun gibi) ilişkiler yumuşamakta ve kimi toplumlarda torun, toplumsal sistem içinde büyükbabanın yerini almaktadır. Bu üç ilke akrabalık terminolojisinin çeşitli sistemlerini oluşturur.

Radcliffe-Brown akrabalık terminolojisi üzerine çalışmış olan Morgan ve çağdaşlarının akrabalık terimlerini, uzun süredir ortadan kalkmış akrabalık sistemlerine ait olarak değerlendirmesini eleştirerek, tam tersine akrabalık terminolojisinin çağdaş akrabalık sistemleri açısından da anlam taşıdığını savunmuş, çalışmaları bu noktayı ortaya koymaya yönelik olmuştur.

Radcliffe-Brown’un toplumsal yapı ve işlev üzerine görüşleri İngiltere’de sosyal antropoloji ve genel olarak sosyal bilimler üzerinde önemli bir etki yaratmıştır. Düşüncelerindeki açıklık ve kesinlik görüşlerinin birçok bilim adamı tarafından sürdürülmesinde önemli bir etken olmuştur. Ancak antropolojiyi bir doğa bilimi olarak ele alması ve toplumsal dinamikleri ikinci plana itme pahasına istatistiklere birincil önem vermesi eleştirildiği konuların başında gelmektedir.

• YAPITLAR (başlıca): The Andaman Islanders, 1922, (“Andaman Adalılar”); The Social Organization of Australian Tribes, 1931, (“Avustralya Kabilelerinin Toplumsal Örgütlenmesi”); Structure and Function in Primitive Society, 1952, (“İlkel Toplumda Yapı ve İşlev’ ’); A Science of Society,(ö.s.), 1957. (“Bir Toplum Bilimi”); Methodin Social Anthropology, (ö.s.), 1958, (“Sosyal Antropolojide Yöntem”).

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi

Sitede Ara