Antonio Rosmini-Serbati Kimdir, Hayatı, Eserleri, Hakkında Bilgi

ROSMINI, Serbati Antonio (1797-1855) Italyan, tanrıbilimci ve filozof. Kant’ın öğretisinden esinlenen yeni bir varlık-bilim oluşturmaya çalışmıştır.

25 Mart 1797’de Rovereto’da doğdu, 1 Temmuz 1855’te Stresa’da öldü. Soylu bir aileden olması nedeniyle ilk öğrenimini özel ve dönemin seçkin öğretmenlerinden gördü. Trente lisesini bitirdikten sonra Padova Üniversitesi’nde felsefe ve tanrıbilim okudu. 1825’te papaz olunca kilisede halkı aydınlatmak, birtakım yenilikler getirmek için girişimlerde bulundu, iç savaşlar dolayısıyla bozulan düzenin kurulması, birliğin sağlanması yolunda çalıştı. Özellikle düşünce özgürlüğünün gelişmesini engelleyen kilise baskılarına karşı çıkarak bilimsel görüşleri savundu. Eskimiş geleneklere, bilimle bağdaşmayan davranışlara karşı çıktığından acı eleştirilere uğrayan Rosmini’nin düşüncelerini öğrencileri yaymaya çalışmışlardır.

Varlık düşüncesi
Rosmini’ye göre felsefenin görevi toplumu aydınlatmak,yaşamı düzenlemek, yönetimi ulusun yararına ve düşünce özgürlüğü adına yönlendirmektir. Onun anlayışına göre, önce düşüncelerin kaynağı sorunu çözüme ulaştırılmalı, bilgiyi oluşturan öğeler aydınlığa kavuşturulmalıdır. Düşüncenin ilkesi, bütün düşünce türlerinin doğmasını sağlayan, varlık kavramıdır. Bu kavram, bir düşünce olarak, bilginin birinci koşuludur. Varlık düşüncesi, bütün düşüncelerin temelinde, kurucu, oluşturucu bir öğe durumunda bulunduğundan derin bir çözümleme sonucu ortaya çıkarılabilir. Bu genel bir soyutlama anlamına gelmez çünkü, bütün soyutlamaların da ona dayanması gerekir. Bu özelliği dolayısıyla, varlık düşüncesi, bütün algılanabilen nesnelerin olabilirliğidir. O belirlenmemiştir, kendi kendisiyle özdeştir, bütün öteki düşünceler yok olsa bile o varlığını sürdürür. Varlık düşüncesi, düşünülebildiğinden dolayı, bir yokluk sayılamaz, sonradan ortaya konmuş bir anlık ürünü olamaz, çünkü bütün düşüncelerin kaynağıdır. Onun başlıca niteliği öznel oluşu, kendi kendini gerekli kılışıdır. Rosmini varlık düşüncesinden yola çıkarak bütün eylemlerin sonradan ortaya çıktığı, varlıktan doğduğu görüşünü ileri sürer. Bu varlık düşüncesini bulan, açıklığa kavuşturan tin de değildir, çünkü tine kendini tanıtan, bildiren odur. Onun başka bir özelliği de nesnel oluşu, bütün yargıların zorunlu öğesi durumunda bulunuşudur.

Sezgi, çelişiklik ve varlık
Rosmini, varlık düşüncesini, kavramanın içeriğini daha da genişleterek çelişiklik, nedensellik ve bilmenin temel ilkesi durumuna getirir. Ona göre “varlık vardır, çünkü varlık yokluk değildir” önermesi anlıkta bir sezgi olarak bulunur. Bu sezgi varlıkla yokluk arasındaki karşıtlığın kaynağı olduğundan çelişiklik ilkesinin de temelidir. Çünkü var olanın yok olması ya da yok olanın var olması apaçık bir çelişkidir. Bu özellik çelişiklik ilkesinin var olmakla var olmamak arasındaki aykırılığı kapsadığını gösterir. Nedensellik ilkesinin kaynağı da varlık düşüncesidir. Var olan bir nesnenin devinmesi olasıdır, var olmayanınki olanaksızdır. Öyleyse devinen nesne vardır, devinmenin nedeni varlık olduğuna göre nedensellik ilkesi de varlıktan, varlığı bir kavram içinde yansıtan varlık düşüncesinden doğar. Bunun gibi töz kavramı da varlık düşüncesinin bir ürünüdür. Bu da ancak var olan bir nesnenin töz olabileceğini gösterir. Töz ise biri, kişinin kendisinin olan tinsel, öteki kendisinin olmamasına karşın, varlığında bulunan, gövdesel olmak üzere iki türlüdür. Bu tözler, dolaysız olarak, içduyumla kavranır.

Yanılma
Yanılma sorununu varlık düşüncesi kavramına dayanarak çözümlemeye çalışan Rosmini’ye göre bütün yanlış bireşimler, tümevarımlar özgür istencin ürünüdür. Kesin gerçek olan, bütün duyulur ve anlıksal pekinliğin özünü kuran varlık düşüncesi için yanılma söz konusu değildir. Bu nedenle töz, ereklilik, nedensellik gibi dolaysız ve ilk gerçekten, varlık düşüncesinden doğan ilkelerden kuşkulanma gereği yoktur. Oysa özgür istenç varlıktan kaynaklanan apaçıklığın değişmez ilkelerini düşüncelere uygulayan, onlara yürürlük kazandıran bir yetidir. Onun bilgisizlik, yetersizlik yüzünden gücü azalınca etkinlik alanı da daralır, bu olay yanılmaya yol açar. Rosmini, bilimin gelişmesi için iki aşama evresini gerekli görür. Biri bütün felsefe çalışmalarının tabanını oluşturan olabilir varlığın tümel,üstün ve zorunlu olduğunu sezgiyle kavramak, İkincisi de düşüncelerin, gene bu olabilir varlığa dayanan tümdengelimle saptanması.

Rosmini’ye göre tin bir güçtür, onun tasarımı sezme ve gerçeği kavrama gibi iki yetisi, iki görevi vardır. Birincisi tasarımın sezgisi, İkincisi gerçeğin duygusudur. Bu iki yeti anlıkla ilgili yaşamın özünü oluştur. Duygunun başka bir özelliği de tinin gövde üzerindeki tepkisi olmasıdır. Öte yandan ahlak sorunu da tinin ışığı altında çözümlenebilir. Çünkü ahlak yasası tinin bilgisinden kaynaklanır, onunla geçerlik kazanır.

• YAPITLAR (başlıca): Nuovo Saggio sull’origine delle idee, 4 cilt, 1830, (“Tasarımların Kaynağı Üstüne Yeni Bir Düşünce”); II Rmnovamento della fdosofia in Italia, 1836, (“İtalya’da Felsefenin Yenilenmesi”); Filosofia della poli-tica, 1837, (“Politika Felsefesi”); Filosofia della morale, 1838, (“Ahlak Felsefesi”); Filosofia della diritto, 1841, (“Hukuk Felsefesi”); Introduziona alla filosofia, 1850, (“Felsefeye Giriş”); Logica, 1853, (“Mantık”).

• KAYNAKLAR: P.Carabelles, Dacartesioa Rosmini, 1946; F.Sciacca, La filosofia morale di A.Rosmini, 1953; F.Palhories, la Philosophie de Rosmini, 1908.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi

Sitede Ara