Arthur Rimbaud Kimdir, Hayatı, Eserleri, Edebi Kişiliği, Hakkında Bilgi

Jean-Nicolas-Arthur Rimbaud. Fransız, şair (20 Ekim 1854’te Charleville’de doğdu, 10 Kasım 1891’de Marsilya’da öldü). Yaşamı ve yapıtı çevresinde yaratılan efsane ile modern şiiri etkilemiş, özellikle Simgeci ve Gerçeküstücü akımların en önemli öncülerinden biri sayılmıştır.

Babası piyade yüzbaşısı Frédéric Rimbaud ordudaki görev süresinin büyük bir bölümünü Cezayir’de geçirmiş, Arapça öğrenerek Kur’an’ı Fransızca’ya çevirmişti. Rimbaud daha sonraki yıllarda Arapça öğrenmeye karar verince, bu çeviriden de yararlanmıştır. Toprak sahibi bir aileden gelen annesi ise oldukça sert ve bağnaz bir kadındı. Onun bu uyumsuz kişiliği yüzbaşı Rimbaud’nun ailesini terk etmesine yol açtı ve Rimbaud altı yaşından sonra babasını bir daha görmedi. Annesinin sert tutumu oğlunun yaşamını da etkiledi, onun içedönük ve her fırsatta evden uzaklaşmak isteyen bir insan olmasında rol oynadı.

Gençlik yılları
1862’de Rossat okuluna giden Rimbaud, orada on yaşındayken “Le Soleil était encore chaud…” (Güneş Hâlâ Sıcaktı) adlı ilk öyküsünü yazdı. 1865’te girdiği Charleville Koleji’nde Latince ve Eski Yunanca öğrenmeye başladı. Kısa bir süre sonra da Latince şiirler yazdı. 1869’da okulun Latince şiir armağanını kazandı ve ilk Fransızca şiiri “Les etrennes des orphelins”i (Yetimlerin Yılbaşı Armağanı) yazdı. 1870’te okula Georges Izambard adlı 21 yaşında bir öğretmenin gelmesi Rimbaud’nun kişiliği ve şiiri açısından yeni gelişmelere olanak sağladı. Genç öğretmeniyle yakın bir dostluk kuran Rimbaud onun önerisiyle Rabelais, Hugo ve daha birçok başka yazarı büyük bir ilgiyle okudu. Ders yılı sonunda kazandığı çeşitli ödül kitaplarını satarak trenle Paris’e kaçtı. Bilet almaya parası yetmediği için tutuklanarak hapse atıldı. Izambard’ın yardımıyla serbest bırakıldı. Bir süre Douai’de kaldıktan sonra Charleville’e döndüyse de on gün sonra bu kez dc gazeteci olmak amacıyla Charleroi’ye kaçtı. Oradan Brüksel’e geçerek Izambard’ın tanıdıklarının yanına gitti. Brüksel’den Douai’ye, oradan da annesinin isteği üzerine Charleville’e gönderildi. Aynı yıl çıkan Fransa-Prusya Savaşı yüzünden okullar kapandığı için Rimbaud zamanının büyük bir bölümünü Charleville’ deki kitaplıkta geçirmeye başladı. Sosyalizm, büyücülük vc kimya üstüne kitaplar okudu. Bunlar dışında ilgilendiği açık-saçık kitaplar yüzünden de kitaplıktaki görevlileri tedirgin ediyordu. Rimbaud 1871 Şubat’ında üçüncü kez Paris’e kaçtı. Orada iki hafta büyük yoksulluk içinde yaşadıktan sonra yaya olarak Charleville’e döndü. Bütün bu yaşadıklarını o dönemde yazdığı şaşırtıcı derecede olgun şiirlerine yansıtıyordu. Bu şiirlerden birçoğu Tanrı, III.Napoleon, Bayan Rimbaud, Belçika sınırındaki gümrükçüler ve kitaplık görevlileri gibi kurulu düzenin simgeleri olan kişi ve kavramlara acımasızca saldırıyor, bazıları da tam bir özgürlüğün egemen olduğu başka bir dünyanın özlemini dile getiriyordu. Bunların en ünlüsü olan “Le bateau ivre”de (Sarhoş Gemi) Rimbaud kendisini nehirlerden denizlere coşkuyla sürüklenen bir gemi olarak görüyordu.

Verlaine ile arkadaşlığı
Rimbaud 13 Mayıs 1871’de Izambard’a, 15 Mayıs’ta bir başka öğretmeni olan Paul Demeny’ye yazdığı mektuplarda şiirle ilgili görüşlerini açıkladı. Ona göre şair görünmeyeni gören biri olmalıydı. Bunu yapabilmek için de us düzenini kökten yadsıması gerekiyordu. Sevginin, acının ve çılgınlığın her türü denenmeliydi. Aynı yılın Ağustos ayında Banville’e ve Verlaine’e birer mektup yazarak Paris’e gidip oradaki şairlerle tanışmak istediğini bildirdi. Mektuplarla birlikte gönderdiği şiirleri okuyan Verlaine onu hemen Paris’e çağırdı. Rimbaud yanına “Sarhoş Gemi” ve bazı başka şiirlerini alarak 1871 Eylül’ünde Paris’e gitti. Önce Verlaine’in, daha sonra da Banville’in evinde kaldı. Kendinden on yaş büyük bir şair olan Verlaine’in genç karısı o sırada çocuk bekliyordu. Kocasının Rimbaud ile yaşadığı serseri yaşamı hem ailesini, hem de tutucu edebiyat çevresini irkiltiyordu. Kilise duvarlarına “Tanrıya Ölüm” diye yazan Rimbaud, çıkardığı kavgalar ve küfürlü konuşmalarıyla yıldırımları üzerine çekiyordu. Onunla tam bir serseri yaşamı sürdüren Verlaine yeni doğan çocuğunu ve karısını hiç düşünmeden us düzenini temelinden yıkmaya çalışan Rimbaud’ya ayak uydurmaktaydı. Paris’in Quartier Latin’deki kahvelerinde başlayan bu serserilik yaşamı 1872’de iki şairin birlikte çıktıkları yolculuklarda da sürdü. Önce Arras’a gittiler. Rimbaud het türlü içkiyi ve uyuşturucuyu bu yolculuklarda denedi. Arkadaşıyla birlikte yeni olayların kahramanı oldu. En önemli şiirlerinden bazılarını, bu arada llluminations’un bazı bölümlerini bu sırada yazdı. Verlaine’in karısının ayrılma tehdidi üzerine Verlaine Paris’e, Rimbaud da Charlevil-le’e döndü. Ancak kısa bir süre sonra Paris’te buluşan iki şair oradan Brüksel’e, sonra da Ostend üzerinden Londra’ya geçtiler. Orada bohem çevresi olan Soho’da yaşadılar. Para sıkıntısı çektikleri için Rimbaud’nun Fransızca derslerinden kazandığı parayla geçindiler.

Cehennemde Bir Mevsim
Rimbaud annesinin sürekli çağrılarına dayanamayarak Noel yortusunda Charleville’e döndü. Verlaine 1873’te hastalanınca kendi annesine ölmek üzere olduğunu, gelip kendisini görmesini ve Rimbaud’yu da Londra’ya göndermesini yazdı. Bu mektup üzerine Rimbaud yeniden Londra’ya döndü ve Verlaine’in iyileşmesinden sonra serüven dolu yaşamlarını gene birlikte sürdürdüler. Rimbaud Nisan’da annesinin Roche’daki çiftlik evine dönerek Une Saison en enfer’ı (Cehennemde Bir Mevsim) yazmaya başladı. Mayıs’ta Verlaine, Rimbaud’nun Londra’ya dönmesini sağladıysa da Rimbaud artık arkadaşının hastalıklı bağlılığından tiksinmeye başlamıştı. Aralarında sık sık kavgalar çıkıyordu. Bazı kaynaklara göre Rimbaud bu arada Londra metrosunda gördüğü bir genç kıza tutulmuştu. Yeniden kavga etmeleri üzerine Temmuz başında Verlaine Brüksel’e kaçtı. Rimbaud da çok geçmeden onu izledi. Orada aynı odada kaldıkları bir gece aralarında çıkan bir kavga sonunda Verlaine, Rimbaud’ya ateş ederek onu bileğinden yaraladı. Rimbaud sarılı koluyla Roche’daki çiftliğe dönerek Cehennemde Bir Mevsim ‘i tamamladı. Verlaine ise iki yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Aynı yıl Cehennemde Bir Mevsim’in Brüksel’de basılması için anlaşmaya varan Rimbaud, edebiyatla uğraşmaktan vazgeçti ve İngilizce’sini ilerletmek için Paris’te tanıştığı Germain Nouveau ile Londra’ya gitti. 1875’te Almanca öğrenmek için Almanya’ya, oradan İsviçre ve İtalya’ya gitti. İtalyanca, İspanyolca ve Arapça çalıştı. Hollanda sömürge birliklerinde görev almak üzere anlaştıktan üç hafta sonra Batavya’daki görevinden ayrılarak Fransa’ya döndü. Bir süre sonra Viyana’ya, Hollanda’ya, Almanya’ya, İsveç’e ve Danimarka’ya gitti. 1877’de İskenderiye’ye gitmek üzere Marsilya’dan yola çıktıysa da hastalanarak İtalya’da gemiyi terketti ve Roma’ya gitti. Oradan Charleville’e döndü ve o kışı orada geçirdi. Ertesi yıl yeniden Doğu ülkelerine gitmek üzere yola çıktı. Önce İskenderiye’ye, oradan da çalışmak üzere Kıbrıs’a gitti. Daha sonra Mısır üzerinden Aden’e geçti. 1880’de kahve ve deri ticareti yapan Bardey şirketine girerek Harar’ da çalışmaya başladı. Bu işteyken bir yandan da yeni ülkelerde araştırma yapmayı tasarlıyor, bu konularda annesinden teknik kitaplar istiyordu. 1882-1883 yıllarında şirket tarafından Somali’ye ve Galla’ya gönderildi. Silah ve esir ticaretiyle uğraştı. Kazandığı paraların bir kısmını da düzenli olarak annesine gönderiyordu. 1891’de sağ bacağındaki tümör yüzünden Marsilya’ya döndü. Bacağı kesildikten sonra bir süre Roche’da kaldı. Hastalığı artmaya başlayınca Marsilya’daki hastaneye döndü ve orada kangrenden öldü.

Önemi
Rimbaud 19 yaşında şiiri bıraktığı zaman çağının bütün önemli düşünce akımlarını özümlemiş, 1870-1873 arasında modern edebiyatın evrimini tümüyle yaşamıştı. Çok katı bir din eğitimine romantik bir paganizmle karşı çıkmış, İkinci İmparatorluk’un yıkılışını toplumsal bir devrimcinin coşkusuyla karşılamıştı. İlk şiirlerinde romantik öğelerden yola çıkmakla birlikte çok geçmeden bunlara ince alaycılığın ve yerginin güçlü anlatımını eklemişti. Rimbaud 17 yaşındayken Izambard’a vc Demcny’yc yazdığı mektuplarda yaratacağı yeni şiirin kuramını açıklamakla kalmıyor, kendinden önceki şairlerin özgün bir değerlendirmesini de yapıyordu.

Rimbaud’un “Poètes de Sept ans’’ (Yedi Yaşındaki Şairler), “Mémoire” (Bellek) ve “Bateau ivre” (Sarhoş Gemi) gibi koşuk şiirleri yaşamının ilk gerçeklerini ve düşlerini yansıtır .Cehennemde Bir Mevsim adlı düzyazı şiiri ise düşleri bir yana bırakarak geçmişini ve Hıristiyanlık’a karşı başkaldırışını anlama çabasının bir ürünüdür. Bu şiirde yürekli bir başkaldırışın nasıl bir yenilgiyle sonuçlandığının açıklanışı vardır. Illuminations’ daki düzyazı şiirlerde bu yenilgiyi izleyen gizemli bir umudun, şairin kendine şair olarak duyduğu güvenin bilincine rastlanır. O artık görünmeyeni görmeyi başarmış, bu görme gücüyle de bir sanatçı olarak yaşamanın olanaksızlığını anlamıştır. Rimbaud hem çağına karşı çıkan, hem de o çağın sözcüsü olan bir şairdir. Yaşamaya vakit ayırmaya karşı çıkarak birkaç yıl içine yüzyıllık bir zamanı yaşantısına sığdırmayı başarmıştır.

•    YAPITLAR (başlıca): Une Saison en enfer, 1873,(Cehennemde Bir Mevsim); illuminations, 1886; Reliquaire, 1891.

•    KAYNAKLAR: YBonnefoy, Rimbaud Par Lui même, 1961; Etiemble, Le mythe de Rimbaud, 1954; W.Fowlie, Rimbaud, 1946; H. Miller, The Time of the Assasins.A Study of Rimbaud, 1946; E.Starkie, Arthur Rimbaud, 1961.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi

Sitede Ara