David Ricardo Kimdir, Hayatı, Teorileri, Görüşleri, Hakkında Bilgi

RICARDO, David (1772-1823)

İngiliz, iktisatçı. Klasik İktisat Okulu’nun kurucularından ve en önemli temsilcilerindendir.

19 Nisan 1772’de Londra’da doğdu, 11 Eylül 1823’te aynı kentte öldü. Hollanda asıllı bir Yahudi ailesinden gelen Ricardo’nun babası borsa işleriyle uğraşıyordu. On bir yaşındayken Musevi eğitimi görmek üzere Hollanda’ya gönderildi. 1787’de Londra’ya dönen Ricardo, kısa bir süre sonra babasına borsada yardıma başladı. 1793’te din değiştirerek bir Hıristiyan kızla evlenmesi üzerine ailesi ile arası açıldı ve mirastan mahrum edildi. Bunun üzerine, babasının yanında edindiği bilgi ve deneyimi kullanarak kendi hesabına borsa bankerliğine başlayarak kısa sürede zengin oldu.

Ricardo, 1799’da Adam Smith’in Wealth ofNations (Ulusların Zenginliği) kitabını okuyunca iktisada karşı büyük bir ilgi duymaya başladı. Borsa ve para konularını yakından bilmesi nedeniyle ilk önce somut ve güncel iktisat politikası sorunları üzerinde çalıştı. Bank of England’ın savaş sırasında izlediği aşırı banknot ihracı politikasını eleştiren imzasız bir gazete makalesi ilk iktisat yazısıydı. Bunu 1810’da aynı konuları ele alan, The High Price of Bullion: A Proof of the Depreciation of Bank Notes (“Madeni Paranın Yüksek Fiyatı: Banknotların Değer Yitirmesine İlişkin Bir Kanıt”) başlıklı broşürü izledi. Bu çalışma, o sıtada İngiliz kamuoyunu yakından ilgilendiren sterlinin Kıta Avrupa’sında değer yitirmesi sorunu üzerindeki tartışmalara önemli bit katkı olarak görüldü. Ricardo’nun bu konudaki savları ve önerileri parlamento tarafın dan kurulmuş olan Madeni ParaKomite-si’nce de benimsenmesine karşın Avam Kamarası’nda kabul götmedi.

Bit iktisatçı olarak ün kazanmasını bu konudaki tartışmalara borçlu olan Ricardo, 18l4’te yeterince servet yaptığı borsa yaşamından çekildi. Gloucestershire’de satın aldığı malikâneye yerıeşti ve zamanını iktisadi konularda çalışmaya ve yazmaya ayırdı. O sırada İngiltere’de buğday ithalatının serbest bırakılıp bırakılmamasına ilişkin ciddi bir tartışma sürdürülüyordu. Tartışmanın ekseni, korumacı Tahıl Yasaları (Corn Laws) üzerinde idi. Malt-hus, West, Torrens ve Ricardo bu tartışmaya birer broşürle katıldılar. Bu çalışmalar, iktisat biliminin gelişiminde çok önemli bir rol oynayacak olan rant kuramının temellerinin ortaya konmasını sağladı. Bunların arasında, An Essay on the Influence of a Lou) Price of Corn on the Profits of Stock (“Düşük Buğday Fiyatının Sermayenin Kârları Üzerindeki Etkisi Üstüne Bir Deneme”) başlığını taşıyan Ricardo’nun incelemesi kuramsal bütünlük bakımından en önemlisiydi. Ricardo bu çalışmasıyla İngiltere’deki serbest ticaretçi akımın en etkili sözcülerinden biri olarak sivrildi ve iktisat sorunlarına kuramsal bir açıdan yaklaşmadaki yeteneklerini ortaya koydu.

1811’de tanıştığı ve aralarında yakın bir dostluk kumlan James Mili, 1814’ü izleyen yıllarda Ricardo’yu, iktisadın ilkelerini ortaya koyan genel bir kitap yazmaya teşvik edince yazarlık yeteneklerine pek güvenmeyen Ricardo, bu işe arkadaşının zorlamasıyla ve isteksizce girişti. 1817’de, OnthePrinciplesofPoliticalEconomyand Taxation (“Politik İktisadın ve Vergilemenin İlkeleri Üstüne”) başlıklı ana yapıtım yayımladı. 750 adet olarak basılan bu kitap kısa zamanda tükendi. 1819’da ikinci,
1821’de üçüncü baskıları çeşitli düzeltme ve geliştirmelerle yayımlandı. 1819’da Portatlington temsilcisi olarak Avam Kamarası’na giren Ricardo, parlamentoda serbest ticaretçi politikaların etkili bir savunucusu olarak ön plana çıktı. 1822’de Kıta Avrupa’sında uzun süren bir gezi yaptı ve ölümünden çok sonra yayımlanacak olan gezi notlarını tuttu. 1823’te sağlığı bozulunca parlamentodan ayrıldı.

Kuramsal yaklaşımı
İktisat biliminin çeşitli öğelerini birlikte ele alan , inceleyen, bir kuramsal yapı ve bütünlük içinde birleştiren sistemli çalışmalar yapan Ricardo, değer, bölüşüm, büyüme ve iktisat politikası sorunlarını birbiriyle bağlantılar kurarak inceler. Ayrıca, kuramsal çözümlemeleri, İngiliz toplumunun güncel sorunlarına, tartışmalarına yanıt getirmek amacını izler ve çağında geniş ilgi uyandırması, okunması ve etkili olması bu yüzdendir. Ricar-do’ya göre, “politik iktisadın temel sorunu bölüşümü düzenleyen yasaları belirlemektir”. Bu temel sorunu Ricardo, toplumsal hasılanın üç temel sınıf, yani toprak sahibi, kapitalist ve işçiler arasındaki paylaşım biçimini araştırarak çözmeye çalışır. Rant (toprak kirası), kâr ve ücret bu üç sınıfın toplam hasıladan aldığı payları oluşturur ve çözümleme bu paylar üzerine kurulur. Ricardo’nun bölüşüm kuramı uzun dönemli bir büyüme kuramı ile iç içe girmiştir. Ricardo modelinde toplumsal hasılanın bölüşümünde zaman içinde oluşan bazı değişmeler, büyüyen bir ekonomiyi uzun dönemde durgunluğa sürükler. Bu karamsar sonucu önleyebilecek ya da erteleyecek önlemlerin araştırılması da Ricardo’nun temel sorunlarından bitini oluşturur.

Rant kuramı
Ricardo’nun ana bölüm şeması, toplumsal hasılanın ücretlere ve net hasılaya ayrılması düşüncesine dayanır. Net hasıla, rant ve kârdan oluşur. Ücretler, temel olarak, doğal ücretler olarak ifade edilen geçimlik bir düzeydedir. Piyasa ücretleri doğal ücreti aştığı zaman, Malt-hus’un nüfus kuramı etkili olur; yükselen yaşam düzeyi işçilerin nüfusunu ve emek atzını artırır; piyasa ücretleri de böylece yeniden doğal ücret düzeyine düşer. Sermaye birikimi sayesinde genişleyen ekonomi ve attan nüfus, besin (buğday) talebini artırır; bu, giderek daha verimsiz toprakların üretime açılmasıyla ya da belli bit toprakta emek verimini giderek düşüren yatırımlar yapılarak karşılanır. En verimsiz toprağı üretimde tutmak için buğday fiyatı bu topraktaki maliyetleri karşılayacak kadar yükselmelidir. Bu, daha verimli bütün toprakların elde ettiği rantın toplam olarak artması anlamına gelir. Buğday fiyatının artması, böylece, bit yandan rantın yükselmesine yol açarken, öte yandan da (işçilerin tüketimi geçimlik düzeyde ve sabit olduğu için) parasal-nominal ücretleri yükseltir. Ücretlerin yükselmesi kârların düşmesi anlamına gelir. Böylece, sermaye birikiminin kaynağını oluşturan kârlar zaman içinde erir ve ekonomi sadece yenileme yatırımlarının gerçekleştiği bir durgunluğa sürüklenir. Durgunluk içinde net hasıla sadece rantlardan oluşur; kârlar yok olmuştur. Bu çözümlemede ekonomiyi durgunluğa sürükleyen toprak rantının yüksekliğidir; ancak bu durum, “azalan verimler yasası” yüzünden buğday (tarım ürünleri) fiyatlarının yükselmesinden kaynaklanır. Yani, rant yüksek olduğu için fiyatlar yükselmez; fiyatlar yükseldiği için rant artar.

Dış ticaret kuramı
Rantların yükselerek kârların erimesine ve ekonominin durgunluğa mahkûm olmasına yol açan bu karamsar tabloyu değiştirebilecek iki etken söz konusudur. Birincisi dış ticarettir. Serbest bir dış ticaret rejimi ile gümrükler kaldırılıp daha ucuz buğday ithal edilirse, buğday fiyatı ile birlikte parasal ücretler düşecek; kârlar artacak; sermaye birikimi yeniden başlayacak; ekonomi yeniden büyüme sürecine girecektir. Ancak Ricardo, dış ticaret sorununa eğilirken, ülkeler arasında sadece mutlak anlamda daha ucuz üretilen malların ticaret konusu olmasını değil, göreli olarak daha ucuz üretilen mallarda uzmanlaşmayı da savunur. Portekiz, İngiltere’ye göre hem şarabı, hem kumaşı daha ucuza imal edebilir; ancak şarap üretimi Portekiz’de kumaştan daha ucuz ise ve İngiltere’de bu durumun tam tersi geçerli ise, Portekiz’in sadece şarap, İngiltere’nin sadece kumaş üreterek bu ürünlerde ticarete girmeleri toplam hasılayı artırır ve her iki ülkenin de refahını yükseltebilir. Ricardo tarafından salt emek girdileri kullanılarak formüle edilen “karşılaştırmalı maliyetler kuramı’ ’ daha sonra genelleştirilmiş ve serbest ticaretçi öğretilerin kuramsal dayanağını oluşturmuştur.

Teknolojik ilerlemenin etkileri
Ekonominin durgunluğa sürüklenmesini önleyebilecek ikinci olumlu etken emeğin verimliliğini artırabilecek teknolojik ilerlemeler, üretimde artan boyutlarda makine kullanımıdır. İngiliz Sanayi Devrimi’ne ilişkin gözlemlerin etkisiyle Ricardo, önceleri teknolojik ilerlemenin bütün malların daha düşük maliyetle üretilmesine yol açacağını ve bundan toplumun tüm sınıflarının yararlanacağım savunmakta idi. Ancak, Principles…’ın üçüncü baskısına yazdığı “Makine Üzerine’ ’ başlıklı yeni bit bölümde, sözü geçen doğrultudaki teknolojik gelişmelerin, net hasılada özel olarak kârlarda bir yükselme yaratmakla birlikte, emek talebini düşürerek işçi kesimi aleyhine sonuçlar doğurabileceğini kabul eder. Ricardo’ya göre, “işçi sınıfının, makine kullanımının çoğu kez kendi çıkarları için zararlı olduğuna ilişkin görüşü, önyargı ve saplantılara değil, politik iktisadın doğru ilkelerine dayanmaktadır”. Ücretlerle kârların karşıtlığı, Ricardo’nun iktisadi çözümlemesindeki temel önermelerinden biridir.

Değer kuramı
Ricardo, değer kuramını Adam Smith’ten devralmış; ancak onu belirli bir doğrultuda geliştirmiş ve genelleş-tirmiştir. Adam Smith malların değişim değerlerinin, o malların üretiminde harcanan emek miktarına eşit olmasını, temel olarak, özel mülkiyetin olmadığı bir dönemle, “toplumların ilk ve basit dutumu” ile sınırlar. Kapitalist bir toplumda ise, Smith’e göre, bir malın değişim değeri, o malın “satın alabileceği”, ya da “kumanda edebileceği’ ’ emek miktarı tarafından belirlenir. Bir malın piyasadan satın alabileceği emek miktarı, o malın üretiminde elde edilen gelirlere (örneğin ücrete) bağlıdır. Bu kuram, Ricardo tarafından, değerin belirleyicisi olarak, üretimde gerekli emek miktarını değil, emek fiyatını (ücreti) gösterdiği gerekçesi ile eleştirilmiştir. Ricardo, değişim değerinin, kural olarak, malların üretimi için gerekli emek miktarınca belirlendiğini; üretim sonunda yaratılan hasılanın ücret, kâr ve rant arasındaki paylaşımının değeri etkilemeyeceğini ileri sürmüştür. Ricardo, “herhangi bit nesnenin daha ucuz ya da daha pahalı olmasının nedeni olarak, onu elde etmek için yapılan emek fedakârlığından daha başka bir ölçü göremiyorum” sözleriyle kuramsal açıklamalarını günlük dile çevirmiştir. Emek-değer kuramı olarak bilinen bu açıklamayı özellikle Malthus’a karşı polemiklerinde sonuna kadar ve ısrarla savunmuştur.

Ancak Ricardo’ya göre, malların değerini belirleyen koşullar hakkında bilgi sahibi olunması “değişmeyen bir değer ölçüsü” verecek gerekli öğeleri kendiliğinden sağlamaz. Ricardo’yu “değişmeyen bir değer ölçüsü” aramaya yönelten sorun, ücretlerdeki bir artışın yarattığı sonuçlarla ilgili saptamalarıdır. Ona göre, ücret artışları, mutlak anlamda değer değişikliklerine yol açmaz, ancak emek ve sermaye yoğun mallar arasındaki göreli fiyatların değişmesine neden olur. Bu saptama, öyle bir değer ölçüsü aramaya yöneltmiştir ki, mallar bununla ölçüldüğünde bölüşümdeki bir değişme, hiçbir malın fiyatını değiştirmemiş olsun. Ricardo’nun ortaya koyduğu, ancak çözemediği bu sorunu, hemen hemen bir buçuk yüzyıl sonra Neo-Ricardocu Piero Sraffa, “Standard mal” kavramı aracılığıyla çözümlenmiştir.

Paranın miktar kuramını, İngiltere koşullarında ilk dile getiren ve uygulayanlardan biri olan Ricardo, vergi kuramına, özellikle vergilerin yansımasına ilişkin önemli çözümlemeler de yapmıştır. Ricardo’nun genel kuramsal çerçevesi içinde geliştirilen bu çözümlemelere göre, hammadde ya da buğday satışından toplanan bir vergiyi tüketici öder; ancak bunun sonunda kârlar düşer. Rantların vergilenmesini toprak sahibi üstlenir. Konut vergileri, konutta oturan ile mülk (arsa) sahibi arasında paylaşılır. Kârlardan toplanan vergiler tüketicilere, ücret vergileri ise kapitalistlere yüklenir.

Önemi
Ricardo, İngiltere’de korumacılık türü ayrıcalıklar arayarak kapitalizmin gelişmesine ayak bağı olan toprak sahipleri sınıfına karşı sanayi burjuvazisini savunur. Çözümlemesinde toplumsal net hasılanın toprak sahipleri ile kapitalistler arasındaki paylaşımı ana ekseni oluşturur. Ricardo’nun bu yönünü, daha sonra ranta ve toprak mülkiyetine karşı olan ve Ricardocu Sosyalistler olarak bilinen grup, toprak sahiplerinden alınacak tek vergiyi savunan düşün akımları doğrultusunda sürdürmüş, özellikle Fabian Sosyalistleri üzerinde belli etkileri olmuştur. Ricardo’nun kuramsal araçlarını başka bir doğrultuda geliştiren Kari Marx olmuştur. Marx, Ricardo’nun olgunlaştırdığı emek-değer kuramım, işgücü ve sermaye arasındaki bölüşüm sorununa yönlendiren bir artı-değer kuramı ile tamamlanmış ve böylece onu bir sömürü çözümlemesine dönüştürmüştür.

Ölümünden hemen sonra Ricardo’ya karşı yaygın bir akım oluştuysa da daha sonra, Ricardo iktisadının temel öğelerini, belli ölçülerde değiştirilerek de olsa, benimseyen, ona yeniden saygınlık kazandıran John Stuart Mill’in otoritesinin de katkısı ile, elli yıl boyunca İngiltere’de resmi iktisat öğretisi, radikal yorumundan soyutlanmış bir Ricardoculuk’un egemenliği altında kalmıştır. Manc’ın Ricardo’yu yorumlamasının ve geliştirmesinin biçimlendiği yıllarda, Marjinalist-Neoklasik Okul, Ricardo’nun bölüşüm ve değer kuramlarının karşıtı olan alternatif bir yaklaşım geliştirmiş ve bu resmi iktisada kısa zamanda egemen olmuştu. Bu yeni okulun kumcularından Stanieyjevons, 1871 yılında, “Ricardo, iktisat bilimin gelişimini bütünüyle yanlış bir yola saptırmıştır” diyerek, Neo-Klasikler’in tümüyle paylaşacağı bir görüşü ifade etmiş olmaktaydı. Ünlü iktisatçı John Maynard Keynes’in de Ricardo üzerinde farklı gerekçelerle, fakat aynı derecede olumsuz bir değerlendirmesi vardır. Toplam hasılanın oluşumunda efektif talebin rolünü açıkça ortaya koyan Malthus’un bu doğrultudaki görüşlerinin, iktisadi düşüncelerin gelişiminde uzun yıllar unutulmasına Ricardo’nun neden olduğunu ileri süren Keynes, “Engizisyon Ispanya’yı nasıl tümüyle hükmü altına almışsa, Ricardo da İngiltere’yi aynı çimde fethetmiştir… (ve) Malthus’un efektif talep bilmecesi iktisat yazınından kaybolmuştur” demektedir.

Ancak, 1900’lı yıllara doğru Ricardo iki ayrı doğrultuda yeniden değerlendirilmeye başlanmıştır. Birinci olarak, uzun dönemli büyüme sorunlarına karşı duyulan ilginin canlanması, Ricardocu yaklaşımlara olan ilgiyi artırmıştır. Neo- Ricardoculuk’un önem kazanmasına yol açan ikinci gelişme, Neo-Klasik değer ve bölüşüm kuramının temellerinin ve iç tutarlılığının Ricardocu araçlarla yeniden eleştirilmesi olmuştur. Ricardo’nun “değişmeyen değer ölçüsü” arayışını sürdüren ve soruna Ricardo sistemi ile tutarlı bir çözüm getiren Piero Sraffa. ve izleyicileri geliştirdikleri araçlarla Neo-Klasik Okulu’un pek çok kuramsal önerisinin yanlış olduğunu kanıtlamışlardır. İktisadi düşünce tarihinde seçkin bir yeri olan Ricardo, sadece İngiliz Klasik iktisat Okulu’nun kumcularından biri olarak değil, iktisadın bir bilim dalma dönüşmesinde de büyük katkısı olan bir düşünür olarak değerlendirilir.

• YAPITLAR (başlıca): The High Price ofBullion: A Proof of the Depreciation of Bank Notes, 1810, (“Madeni Paranın Yüksek Fiyatı: Banknotların Değer Yitirmesine İlişkin Bir Kanıt”); An Essay on the Influence of a Low Price of Corn on the Profits of Stock, 1815, (“Düşük Buğday Fiyatının Sermayenin Kârları Üzerindeki Etkisi Üstüne Bir Deneme”); Pro-posals for an EconomicalandSecure Currency, 1816, (“Sağlam ve İktisadi Nakit İçin Öneriler”); On the Principles of PoliticalEconomy andTaxation, 1817, (“Politik İktisadın ve Vergilemenin İlkeleri Üstüne”); CollectedWorks, 10 cilt, (der. P.Sraffa ve M.H.Dobb), 1951, 1955,(“Toplu Yapıtları”).

• KAYNAKLAR: M.Blaug, Ricardian Economies: A Histori-calStudy, 1958;J.H. Hollander, DavidRicardo:A Centenary Estimate, 1910, 2.basım, 1960.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi

Sitede Ara