Jean Racine Kimdir, Hayatı, Eserleri, Hakkında Bilgi

RACINE, Jean (1639-1699)

Fransız oyun yazarı. Klasik Fransız trajedisinde gerçeğe ve doğala yönelişin en başarılı temsilcisidir.

21 Aralık 1639’da Ferte-Milon’da doğdu, 21 Nisan 1699’da Paris’te öldü. Port-Royal Manastın’yla yakın ilişkileri olan bir ailenin çocuğuydu. Annesiyle babasını çok küçük yaşta yitirdi. Port-Royal’de, rahibe olan teyzesinin yanında yetişti. Öğrenimine Jansenistler’in yönettiği Beauvais Koleji’nde başladı. 1655’te yeniden Port-Royal’e dönerek Les Granges’da özellikle Lan-celot, Le Maître, Nicole ve Hamon gibi dönemin ünlü öğretmenlerinin öğrencisi oldu. 1658’de Paris’teki Harcourt Koleji’nde felsefe okudu. Çok geçmeden bir akrabasının yardımıyla Paris’in edebiyat çevrelerinde
görünmeye başladı. La Fontaine’le tanıştı. Kralın evlenmesi üzerine yazdığı bir övgü şiiri Saray tarafından ödüllendirildi.

Eğlence düşkünlüğü Port-Royal çevresindeki yakınlarını kaygılandırınca, yaşamına bir düzen vermesi için 1661’de Uzes’deki bir rahip akrabasının yanına gönderildi. Ancak buradaki yaşamı fazla sıkıcı bularak din adamı olmaktan vazgeçti. Paris’e döndü ve eski renkli yaşamını sürdürmeye başladı. Özellikle tiyatro çevreleri ona çok çekici geliyordu. Moliere’in Kadınlar Okulu güldürüsünün başarısını ve bu oyunun başlattığı sanat tartışmalannı büyük bir ilgiyle izledi. İlk trajedisi La thebaide 1664’te Moliere’in Port-Royal tiyatrosunda sahnelendi. Moliere ertesi yıl onun ikinci oyunu Alexandre le Grand’ı (“Büyük İskender”) sahnelemeye hazırlanırken, Racine provaları yarıda keserek oyunu, trajedi türünde daha başarılı olan Hötel de Bourgogne tiyatrosuna verdi. Bunun üzerine Moliere’le arası açıldı.

1667’de Louvre’da sahnelenen Andromaque (And-romak) trajedisiyle Racine’in sanat yaşamının en parlak dönemi başladı. Ancak bu başarılarının sağladığı güvenle daha da sorumsuz bir eğlence yaşamına kapıldı. Çok geçmeden Port-Royal’deki eski öğretmeni Nicole’ le de bozuştu. Nicole’un, Saint-Sorlin adlı bir yazarı eleştirirken oyun ve roman yazarlarını halkın zehirleyicileri olarak suçlamasına karşı, Racine’in çok sert bir dille bir savunma yazması bu dargınlığın başlıca nedeniydi. 1677’de çok şey borçlu olduğu eski öğretmeniyle barışmak için büyük çaba gösterdi. Ne var ki, kişisel ilişkilerinde her şeyden önce kendi başarısını düşünen yaratılışı, dostluklarının uzun ömürlü olmasını önlüyordu. 1667-1677 arasında Bri-tannicus, Berenice, Bajazet (Bayazıt), Mithridate, Iphigenie en Aulide (“İphigenia Aulis’te”) ve Phedre (Phaidra) gibi en ünlü trajedilerini yazdıktan sonra bir suskunluk dönemine girdi. On iki yıl süren bu bunalımlı dönemini, düşmanlarının Phedre et Hippolyte adlı bir oyun yazdırarak Hotel de Guenegaud tiyatrosunda oynatmaları ve aynı günlerde Hotel de Bourgogne’da oynanan Phaidra’in başarısızlığa uğraması, oyuncu sevgilisi Champmesle’nin kendisini terketmesi, bir önceki sevgilisi Du Parc’ı zehirlediği yolunda çıkan dedikodular, eski öğretmenlerine gösterdiği saygısızlık yüzünden duyduğu pişmanlıklar ve yeniden çocukluk yıllarındaki dinsel duygulara dönme isteği gibi nedenlere bağlayanlar vardır. Bu arada Racine’in XIV. Louis’nin saray tarihçiliğine atanmasının da yaşama biçimini değiştirmesinde büyük bir payı olduğu söylenebilir. Bütün vaktini kralına adayan Racine, tarih konusunda ciddi araştırmalar yapmış, kralın Alsace ve Hollanda seferlerine katılmıştır. Gene bu dönemde özel yaşamında da büyük bir değişiklik yaparak evlenmiş, yedi çocuğu olmuş ve ailesine bağlı bir insan olarak yaşamıştır.

Racine kendinden önce gelen Corneille, Tristan ve Rotrou gibi yazarların geliştirmiş oldukları bir biçimi alarak bu oyun türünde insan kişiliğinin hırs, tutku ve kıskançlık gibi duygularla kendini nasıl yok ettiğini gösterdi. Corneille 1660’tan sonra yazdığı trajedilerinde siyasal olaylara ve düşünceye daha çok ağırlık vermiş, aşkı yeterince önemsememişti. Racine aşk tutkusuna öncelik vererek bu gelenekten ayrıldı. İnsanı tutkularının elinde bir oyuncak olarak yansıttığı trajedileriyle yazgının ve tanrıların egemen olduğu Yunan trajedisinin özelliklerini yeniden gündeme getirdi.

Trajedilerinin temaları
Vergilius’tan esinlenerek yazdığı Andromak’ta Epir Kralı Pyrrhus’a eşir düşen Andromakhe’nin ölen kocası Hektor’a duyduğu bağlılıkla, kendisiyle evlenmek isteyen Pyrrhus’a karşı direnişini, Epir Kralı’nın ise daha önce nişanlı olduğu Hermione ile Andromakhe arasında yapması gereken seçimin güçlüğünü sergiler. Britannicus’ta Tacitus’un Neron konusunda yazdıklarından yola çıkarak genç imparatorun, Britannicus’un nişanlısı Junie’ye duyduğu sevgiyle anası Agrippina’nın baskısı arasında bocalayışını gösterir. İmparator Neron, kendisini doğru ve yanlış yollara sürükleyebilecek önerileri dinledikten sonra anasının zorbalığı karşısında suça ve cinayete sürüklenmekten kendini kurtaramaz.

Berenice’ te ise üç kişi arasındaki tutkunun çözümlemesi yalın bir trajedi yaratır. İmparator Titus’a âşık olan Berenice, yabancı olduğu için onunla evlenemez. Bu arada Antiokhos’un aşkına da karşılık veremez. Oyunun sonunda Berenice ile Titus, Roma yasalarının belirlediği yazgılarına boyun eğerek birbirlerinden ayrılırlar. Bayaztt trajedisinde Racine, Osmanlı tarihini değiştirerek, büyük bir aşkın ve kıskançlığın yol açtığı yıkımı gösterir. Mithridate’ta Roma’nın baş düşmanı Pontus kralı, en büyük direnişi kendi sarayında evlenmek istediği Monime’nin kişiliğinde bulur. Bu direniş bir ordununkinden daha güçlü bir biçimde kralın karşısına dikilir. Iphigenie en Aulide’de eski Yunan efsanesi çağdaş bir psikolojik yorumla ele alınır, gerekli kurbanın Eriphile olduğu anlaşılır. Gerçek kurbanın sunakta kendini öldürmesiyle Iphigenia da ölümden kurtulur. Phaidra da üvey oğluna âşık olan kraliçe, kocasının yaşadığını öğrenince şaşkına döner. Bu arada üvey oğlu Hippolytos’un Aricie’yi sevdiğini anlayınca kıskançlığa kapılarak onun ölümüne neden olur, sonra suçunu açıklayarak kendisini öldürür. Kutsal Kitap’tan esinlenilerek yazılmış olan Esther ve Athalie ise Tanrı’nın ve dinin yeryüzündeki zaferini dile getiren oyunlardır.

Trajedilerinin yapısı
Racine trajedilerinde aşk tutkusunu odaklaşma noktası olarak ele almıştır. Hermione, Roxane, Phedre gibi kadınların benliklerini saran bu duygu yalnız bu kadınların sevdiklerini harcamalarına değil, kendilerini de yok etmelerine yol açacak bir yoğunluktadır. Iphigenia, Junie, Berenice ve Monime gibi kişilerde ise aşk daha temiz ve masum bir duygu olarak işlenmiştir. Ancak her iki tür aşk da Racine’in oyunlarında doğallığın ve olağanlığın sınırları dışına çıkmaz. Racine eski kaynaklardaki bütün bu aşın ve olağanüstü tutkuları çağdaş yaşamın gerçeklerine ters düşmeyecek bir gerçeklik ve inandırıcılık içinde yansıtmayı başarmıştır. Üstelik bu başarısını zamanın geçerli olan kuralları ve dar kalıpları içinde gerçekleştirmiş olması,onun oyun diline daha yoğun bir şiirsellik de kazandırmıştır. Kullandığı sınırlı sözcük hâzinesinden öyle ölçülü ve uyumlu bir ustalıkla yararlanmıştır ki, bu tutumu onun Fransız dilinin en çarpıcı dramatik ve şiirsel anlatımını yaratmasını sağlamıştır.

• YAPITLAR (başlıca): La thehaide, 1664; Alexandre le Grand, 1665, (“Büyük İskender”); A ndromaque, 1667; (Andromak, 1963); Les plaideurs, 1668, (“Davacılar”); Bri-tannicus, 1669; Berenice, 1670; Bajazet, 1672, (Bayazıt, 1945); Mithridate, 1673; Iphigenie en Aulide, 1674, (“İphi-genia Aulis’te”); Phedre, 1677, (Phaidra, 1945); Esther, 1689; Athalie, 1691.

• KAYNAKLAR: R. Barthes, Sur Racine, 1963; J.Pommier, Aspects de Racine, 1960; E.Vinaver, Racine et la poesie tragique, 1961.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi

Sitede Ara