Jean Renoir Kimdir, Hayatı, Filmleri, Hakkında Bilgi

RENOIR, Jean (1894-1979)

Fransız sinema yönetmeni. Birbirinden değişik filmleri ve özgün üslubuyla Fransız sinemasına Altın Çağ’ını yaşatmış ve sinema sanatının büyük ustaları arasına girmiştir.

15 Eylül 1894’te Paris’te doğdu, 12 Şubat 1979’da ABD’nin Califomia Eyaleti’nde Beverly Hills’de öldü. Ressam Auguste Renoir’ın oğlu, oyuncu Pierre Renoir’ın küçük kardeşi ve görüntü yönetmeni Claude Renoir’m amcasıdır. Çocukluğu Paris’te ve ailesinin Güney Fransa’daki kır evinde geçti. Bu ona, sonraları filmlerinde eşsiz bir biçimde yansıtacağı, doğayla bütünleşmiş bir özgürlük ve güzellik duyarlığı kazandırdı.

Felsefe ve matematik okudu. 1913’te asker oldu, piyade ve sonra pilot olarak I.Dünya Savaşı’na katıldı. İki kez yaralandıktan sonra terhis edildi. 1919’da babasının modellerinden, gelecekte Catherine Hessling adıyla ünlü bir oyuncu olacak olan Andree Heuchling’le evlendi. Karısıyla birlikte dört yıl boyunca seramik yaptı. Bu arada giderek sinemaya ilgi duymaya başladı. Karısına sinemada olanak sağlayabilmek için, babasından kalan parayla bağımsız bir yapım şirketi kurdu. Bu şirketin ilk filmi, Albert Dieudonne’nin yönettiği Une vie sans joie (“Keyifsiz Bir Yaşam”) oldu. 1924’te çekilen filmin senaryosunu Renoir yazmış ve yardımcı rollerin birinde de oynamıştı.

İlk filmi
Bu filmden edindiği deneyimle 1925’te ilk filmi La fille du l’eau yü (“Sudaki Kız”) yaptı. Melodramatik bir öyküsü olan film, kusursuz bir görsel gerçekçilik, doğaya büyük bir bağlılık ve fiziksel, çevrenin şiirsel bir dille anlatımı gibi, sonraları Renoir’ın sinemasının temeli olacak bazı özellikler içeriyordu. 1926’da, bir milyon frank gibi rekor düzeyde bir harcamayla çektiği Zola uyarlaması Nana ise, teatral düzenlemeleri ve görkemli çekimleriyle Alman sinemasının etkilerini taşıyordu. Eleştirmenlerce beğenilen film, ticari bakımdan tam bir başarısızlığa uğradı ve Renoir’m hemen hemen her şeyini yitirmesine yol açtı. Bir süre sıradan ticari filmler yönetmek zorunda kaldı.

Sesli film dönemi
Sinemaya sesin gelişi Renoir için fazla sorun yaratmadı. 1931’de yaptığı ilk sesli filmi On purge Bebe (“Bebe Temizlenir”) hem başarılı bulundu, hem de ticari bakımdan iş yaptı. Bunun üzerine 1931’de sesli film döneminin ilk başyapıtı olan Le chienne’ı (“Dişi Köpek”) çevirdi. Hırslarının tutsağı olan insanları konu ederek burjuvazinin ikiyüzlülüğünü anlatan film, dönemin toplum yaşamını son derece gerçekçi ve duyarlı bir biçimde betimliyordu. Ertesi yıl çektiği Boudu sauve des eux’de (“Boğulmaktan Kurtarılan Boudu”) Renoir orta sınıf değerlerini eleştirdi ve anarşist ruhlu kahramanları aracılığıyla başıboş bir özgürlük kavramı geliştirirken sinemasının da temel üslup özelliklerini ortaya koydu.

Toplumsal ve siyasal içerikli filmleri
1935’te tümüyle halktan kişileri oynattığı, temalarıyla ve anlatımıyla İtalyan Yeni Gerçekçiliği’nin habercisi sayılan başyapıtı Toni (“Töni”), 1936’da Groupe Octobre adlı sol bir örgütün üyelerinin işbirliğiyle çektiği ve kamera çalışmasıyla öne çıkan Le erime de M.Lange (“Bay Lange’ın Cinayeti”), gene aynı yıl Komünist Partisi için yaptığı ve sansür yüzünden 1969’a değin Fransa’da gösterilemeyen La vie est d nous (“Hayat Bizimdir”), Renoir’ın toplumsal ve siyasal olaylara artan bir biçimde ilgi duyduğu bir dönemin filmleri oldular.

Öbür başyapıtları
Renoir aynı dönemde, toplumsal yaklaşımlarını son derece şiirsel bir biçimde işlediği ve ancak on yıl sonra gösterilebilen Un partie de campagne (“Bir Kır Gezintisi”), savaş karşıtı tutumunun yanı sıra insan ilişkilerine getirdiği derin ruhsal çözümlemelerle öne çıkan La grande illusion (Harp Esirleri) ve Zola’dan uyarladığı, üstün görüntüleriyle ilgi toplayan La bete humaine (“Hayvanlaşan İnsan”) gibi başyapıtlarını verdi. 1939’da yönettiği La regle du jeu (“Oyunun Kuralı”) büyük bir gişe başarısızlığına uğrayınca hemen gösterimden kaldırıldı, ancak 1962’de eleştirmenlerce bütün zamanların en iyi üçüncü filmi seçildi. Savaş öncesi Avrupa toplumlarının ruh halini büyük bir gerçekçilikle yansıtan film, burjuvazinin, yapay aşk, dostluk ve gerçek kavramlarıyla oynamakta olduğu oyunun saçmalığını ortaya koyuyor ve üstün bir dışavurumcu görselliğe ulaşıyordu.

Son filmleri
Renoir, daha önce kendisine asistanlık yapmış olan Visconti’nin La Tosça tasarısını filme çekmek için 1939’da İtalya’ya gitti, ancak II.Dünya Savaşı’nın çıkması üzerine ABD’ye geçti. Orada birkaç film yaptıysa da, umduklarını gerçekleştiremedi. 1950’de Hindistan’a giderek ilk renkli filmi ve son başyapıtı The River’ı (“Irmak”) çekti. 1952’de Avrupa’ya döndü, İtalya ve Fransa’da filmler yönetti. İlginç özellikler taşımakla birlikte bunlar ilk yapıtlarının düzeyine çıkamadı. TV için çektiği üç bölümlük Lepetit theâtre de Jean Renoir (“Jean Renoir’ın Küçük Tiyatrosu”) ile 1969’da sinemayı bıraktı.

1930’larda arka arkaya verdiği başyapıtlarıyla Renoir, özel olarak Fransız yönetmenlerini genel olarak da dünya sinemasını derinden etkileyen bir üslup yaratmıştır. Filmlerinde, Fransız izlenimci (empresyonist) resminin şiirselliğini ve doğallığını, hayran olduğu Alman sinema adamı Erich von Stroheim’in dışavurumculuğuyla birleştirmiştir. Filmlerinde alan derinliğini kullanarak kahramanlarını çevreden yalıtır ve onlara geniş bir hareket özgürlüğü sağlar. Topluma ve insana bakışındaki sevecen yaklaşımı, şiirsel anlatımıyla tamamlar. Yapıtlarını film ekibiyle birlikte ortaklaşa yaratmaya özen göstermiş, oyuncu yönetmedeki ustalığıyla da dikkati çekmiştir.

• YAPITLAR (başlıca): Film: La fille de l’eau, 1925, (“Sudaki Kız”); Sur un a’ır de charleston, 1927, (“Bir Çarliston Havası Üzerine”); La petite marehande d’allumettes, 1928, (“Kibritçı Kız”); Tire-au-flanc, 1928, (“Kaytarıcı”); On purge Bebe, 1931, (“Bebe Temizlenir); Le cbıenne, 1931, (“Dişi Köpek”); Boudu sauve des eaux, 1932, (“Boğulmaktan Kurtarılan Boudu”); Madame Bovary, 1934; Tonı, 1935; Le erime de M.Lange, 1936, (“Bay Lange’m Cinayeti”); La vie est d nous, 1936, (“Yaşam Bizimdir”); Un partie de campagne, 1936, (“Bir Kır Gezintisi”); La grande illusion, 1937, (Harp Esirleri): La bete humaine, 1938, (“Hayvanlaşan İnsan”); La regle du jeu, 1939, (“Oyunun Kuralı”); This Land is Mine, 1943, (“Bu Ülke Benimdir”); The Southerner, 1945, (“Güneyli Adam”); The Woman on the Beach, 1947, (“Kumsaldaki Kadın”); The River, 1951, (“Irmak”); La carrozza d’oro, 1953, (“Altın Araba”); French Cancan, 1955, (Paris Eğleniyor); Elena et les hommes, 1956, (Elena ve Erkekler); Le caporal epingle, 1962, (“Kodesteki Onbaşı”); La direetion d’acteur par Jean Renoir, 1968, (“Jean Renoir Oyuncu Yönetiyor”); Le petit theâtre de Jean Renoir, 1971, (“Jean Renoir’ın Küçük Tiyatrosu”). Kitap: Renoir, 1962; Les cah’ıers du Capitaine Georges, 1966, (“Yüzbaşı Georges’un Defterleri”); Ma vie et mes fılms, 1974, (“Yaşamım ve Filmlerim”).

• KAYNAKLAR: A.Bazin, Renoir, 1974; L.Braudy, Renoir: The World of His Films, 1972; R.Durgnat, Renoir, 1975; P.Leprohon, Renoir, 1971; “Jean Renoir’la Konuşma”, Yeni Sinema, (18), 1968.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi

Sitede Ara