Marquis de Sade Kimdir, Hayatı, Kitapları, Hakkında Bilgi

SADE, Marquis de (1740-1814) Fransız, yazar. Sadizm olarak adlandırılan görüşleriyle, psikanalizin öncülerinden ve erotik edebiyatın en büyük adlanndandır.

Sade Markisi Donatien Alphonse François 2 Haziran 1740’ta Paris’te Conde Malikânesi’nde doğdu, 2 Aralık 1814’te Charenton’da öldü. Annesi, Conde prensesinin akrabası ve nedimesi, babası diplomattı. Sade 1744-1750 arasında Saumane’da, papaz olan amcasının yanında kaldı. Ardından Paris’te, bir Cizvit okulu olan College d’Harcourt’da öğrenim gördü. 1754’te süvari birliğine girdi. Yüzbaşı rütbesiyle Yedi Yıl Savaşlan’na katıldı. 1763’te ailesinin isteği üzerine Paris Parlamentosu başkanının kızıyla evlendi. Birkaç ay sonra sık sık gittiği bir genelevde gerçekleştirmeye çalıştığı zorbaca isteklerinden ötürü, kralın emriyle hapse atıldı. 1768’de bir sokak kadınına, içinde işkencenin de yer aldığı cinsel fantezilerini uygulamaya kalkıştı. Kurtulmayı başaran kadının olayı herkese anlatması üzerine, Sade ikinci kez hapse girdi. Hapisten çıkınca La Coste’daki şatosuna çekildi. Bir süre normal bir evlilik yaşamı sürdüğü sanıldı. Ancak, şatosuna topladığı insanlarla kendi düş dünyasına uygun bir düzen kurmaya çalışıyordu. Çevresindeki kadınlara, cinsel gücü artıracağını ileri sürerek içirdiği haplar, zehirlenmeye benzer belirtiler ortaya çıkarınca, kaçmak zorunda kaldı. Yakalanarak yeniden hapsedildi. Hapisten karısının yardımıyla kurtuldu ve gene şatosuna sığındı. Burada, bir rahibe olan baldızıyla ilişki kurması ve neden olduğu daha birçok olay, 1777’de Vincennes Kalesi’ne kapatılmasına yol açtı. Kalede düşüncelerini yazıya döktü. 1789 Fransız Devrimi sırasında Charenton Şifayurdu’na gönderildi. Ertesi yıl birçok tutukluyla birlikte serbest bırakıldı.

Kendisi de bir soylu olmakla birlikte, soylu sınıfın değerlerine karşı olması, Devrim yöneticilerince 1792’de Paris’te bir bölgenin sorgu yargıçlığına getirilmesine neden oldu. Ancak erdem adına insanların giyotine gönderilmesine şiddetle karşı çıkıyordu. Ayrıca yargıçlık kurumunu da benimsemiyordu. 1793’te Terör Dönemi sırasında “ılımlı” olmakla suçlanarak hapsedildi. 1794’te hapisten çıkınca yoksul bir yaşam sürmeye başladı. 1801’de Napoleon’a karşı yazılar yazdığı gerekçesiyle yeniden hapsedildi. 1803’te de Charenton’ da bir tımarhaneye yollandı. Burada birkaç yıl boyunca oyunlar sahneledi. Ölümünden sonra adı unutturulmak istendi, ancak yapıtları gizlice okunuyordu. Gene de ülkesinde ilk kez 20. yy’da, Apollinaire’in çabalarıyla edebiyat alanında ciddi biçimde ele alındı.

Sade, toplumdışılığı seçmiş, bunu savunmuş bir yazardır. Yaşamında ve yapıtlarında gözlenen erotizmin ardında, tanrıtanımaz ve anarşist bir dünya görüşü yatar. Edimlerinin ve fantezilerinin suç sayılması, ona göre yersizdir. Çünkü suç, toplumsal bir değerdir. Değerlerse, iklim gibi doğal gelenek gibi çeşitli toplumsal koşullarla belirlenirler, dolayısıyla değişkendirler. Bu nedenle, erdemi yüceltmek anlamsızdır. Bugün suç sayılan bir edimin yüceltildiği bir toplum düşlemek ise olanaksızı istemek değildir. Sade’m Tann’sı doğadır. Ona göre tek suç, doğaya karşı işlenen suçtur. İdeal toplum yalnızca doğa yasalarının egemen olduğu toplumdur. Kötülüğün egemen olduğu “doğal durum”da insanlann kendilerini savunmak için toplumsal bir sözleşme yapmaları, yasalar koymaları, özgürlüklerinden vazgeçmeleri anlamına gelir. Çünkü toplumla bireyin çıkarları birbirine karşıdır. Birey, kendi hakkını kendi arayabilmeli, gerekirse saldırgan ve kötü olarak, “kötü” doğayı karşısına almalıdır. Böylece doğayla uyum sağlamış olur. İnsan, bir kez doğa tarafından yaratıldıktan sonra, onun egemenliğinden kurtulur. Önemli olan, bu özgürlüğün bilincine varabilmektir.

Sade’a göre suç ve kötülük, her türlü zevkin kaynağıdır. Bunun için kutsal değerlere saldırmaktan ve onları erotizmine konu etmekten kaçınmamıştır. Çirkinlik ve bayalığı da erotizmden ayrı düşünmez. Cinsellik, bir inşam tanımanın en kesin yoludur. Acı, en güçlü duygu olduğundan, Sade cinsel doyumu da bedensel ve psikolojik acı ile birlikte düşünür. Öznenin, nesnesine acı çektirenin kendisi olduğunu bilmesi, onun kötülüğünü ve egemenliğini duyumsayarak doyuma ulaşmasını sağlar. Bu düşünce dizisi, acı çektirmekten zevk almanın, Sadizm (Sade’cılık) olarak adlandırılmasına yol açmıştır.

Sade bugün edebiyatta erotizmin en güçlü temsilcilerinden sayılmaktadır. Bunun da ötesinde, onu genel çizgisinin dışında kalmakla birlikte, Aydınlanma Çağı’nın en önemli düşünürlerinden biri olarak değerlendirenler ve insan doğasını, her türlü sınırlamadan bağımsız, en yalın biçiminde tanıma çabasıyla psikanalizin ve cinsel psikopatalojinin öncüsü olarak görenler de vardır.

• YAPITLAR (başlıca): Justine ou les malheurs de la vertu, 2 cilt, 1791 (“Justine ya da Erdemin Bedbahtlıkları”); Opuscules politiques, 1791-1793, (“Siyasal Yapıtçıklar”); La philosophie dans le boudoir, 2 cilt, 1795, (“Yatak Odasında Felsefe”); Aline et Valcour ou le roman philosophique, 4 cilt, 1795, (“Aline ve Valcour ya da Felsefi Roman”); La nouvella Justine ou les malheurs de la vertu, suivi deVhistoire de Juliette sa soeur, 10 cilt, 1797, (“Yeni Justine ya da Erdemin Bedbahtlıkları, Kızkardeşi Juliette’in Öyküsüyle”); Extiern ou les malheurs du libertinage, oyun, 1800, (“Extiern ya da İnançsızlığın Bedbahtlıkları”); Dialogue entre un pretre et un moribond, (ö.s.), 1926, (“Bir Papazla Ölüm Döşeğindeki Bir Adam Arasındaki Konuşma”); Les 120 journees de Sodome ou l’ecole de libertinage, (ö.s.), 3 cilt, 1931-1935, (“Sodom’un 120 Günü ya da İnançsızlık Okulu”).

• KAYNAKLAR: S.de Beauvoir, Sade i Yakmalı mı?, (çev.), 1966; M.FIeine, Le Marqu’ıs de Sade, 1950; P. Klos-sowski, Sade, man prochain, 1947.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi

Sitede Ara