Peter Paul Rubens Kimdir, Hayatı, Eserleri, Hakkında Bilgi

RUBENS, Peter Paul (1577-1640) Flaman, ressam. Barok üslubun en büyük temsilcilerinden biridir.

28 Temmuz 1577’de Westfalia bölgesindeki Siegen’de doğdu, 30 Mayıs 1640’ta Anvers yakınlarındaki Steen’de öldü. Babası, Calvinist görüşleri nedeniyle Anvers’ten kaçmak zorunda kaldığı için, 1587’de onun ölümüne değin Köln’de yaşadı ve Rambaut Verdonk  Latin Okulu’nda öğrenim gördü. Ailesi yeniden Anvers’e yerleştikten sonra sırasıyla Tobias Verhaecht (1561-1631), Adam van Noort (1552-1641) ve Otto van Veen (1556-1629) gibi sanatçıların atölyelerinde çıraklık etti. 1598’de Anvers sanatçılarının Aziz Luka Loncası’ na usta olarak kabul edildi. 1600-1608 arasında kaldığı İtalya’da Mantova Dükü Vincenzo Gonzaga’nın hizmetine girdi ve Mantova, Venedik, Cenova, Roma gibi kentlerde çeşitli çalışmalar yaptı. 1603’te dükün elçisi olarak gittiği İspanya’da krallık koleksiyonlarındaki İtalyan ustalarının yapıtlarını inceleme olanağını buldu. 1608’de Anvers’e geri döndü. Bir yıl sonra arşidük Albert’in saray ressamlığına atandı. 1611’de kendi atölyesini kurdu ve kısa zamanda ünlendi. 1627-1630 arasında elçi olarak Madrid, Paris ve Londra gibi başkentleri dolaştı. 1634’te Steen’deki malikânesine çekildi. Burada kendini yoğun bir biçimde çalışmaya verdi. Son yıllarında, tutulduğu gut hastalığı nedeniyle sıkıntılı bir yaşam sürdü. Varlık içinde geçen yaşamı boyunca çeşitli unvanlarla ödüllendirildi. Ispanya’da Kralın Özel Sekreteri payesini, İngiltere’de de Sir unvanınl aldı.

Etkilendiği ustalar
Rubens’in, İtalya’da geçirdiği gelişme döneminin önemli yapıtlarında, başta Venedik Okulu’nun ustaları olmak üzere, çeşitli İtalyan sanatçılarına yakınlık duyduğu görülür. İtalya gezisinin ilk durağı olan Venedik’te Titian, Veronese ve Tintoretto gibi Venedikli ustaların bazı yapıtlarını kopya etmiş ve bu çalışmalar onun üstünde yaşamının sonuna değin etkisini sürdürmüştür. Bu ustaların, dış çizgileri (kontur) vurgulamak yerine boyanın ve rengin etkilerine öncelik tanıyan tutumları, onun sanatını yönlendiren en önemli özellikler olmuştur. Ayrıca gene bu sanatçıların konularındaki dekoratif ve teatral yaklaşım, büyük boyutlu kompozisyon anlayışı ve figüre verilen duyumsal nitelikler de onun üslubunun temelini oluşturmuştur. Rubens aynı zamanda Raffaello ve Annibale Carracci’nin klasik kompozisyonlarından, Caravaggio’nun dinsel resimlerinin dramatik havasından, Michelangelo’nun hareketli figürlerinden ve Taddeo Zuccaro ile Jacopo Bossano gibi ustaların olgunluk dönemi yapıtlarından da etkilenmiştir.

Barok üsluba geçişi
Rubens’in 1610’ların başlarında yaptığı resimlerin 4 büyük bir bölümü, Tintoretto’nun dinamik üslubu ile Flaman resminin daha ölçülü ve durağan biçim anlayışı arasındaki arayışları yansıtır. Bu yıllar aynı zamanda
onun sanatında klasik değerlerin yerlerini yavaş yavaş barok aşırılıklara bıraktığı bir geçiş aşamasıdır. Klasik anlayışa daha yakın görünen 1610 öncesi resimlerinden Karısı Isabella Brandt’la Rubens’in Portresi, yatay ve dikey kuruluş şeması ve titiz fırça işçiliği ile dikkati çeker. 1610-1616 arasında yaptığı büyük boyutlu resimlerde ise dinsel olayları dramatik bir etki yaratacak biçimde, dinamik bir yaklaşımla verdiği görülür. Isa’nın Çarmıhtan indirilmesi adlı triptikonun (üçlü resim) İsa’nın ölüm sessizliği ile biten trajik sonunu betimlemekle birlikte, klasikçi anlayışın kabul edemeyeceği kadar hareketli bir kompozisyon şeması vardır. Çarmıha Geriliş, figürlerin gerilim içinde hareketli olarak verilmesi ve çapraz kompozisyon kuruluşu ile Tintoretto’yu anımsatır ve Barok sanatın en yetkin anlatımlarından biridir. Rubens bu triptikonda yansıttığı vahşet dolu atmosfer ve hareket duygusuyla, yalnızca, İtalyan Maniyerizmi’nin çoğunlukla bir sanat gösterisi haline dönüşen biçimsel karmaşıklığını aşmakla kalmamış, Flaman sanatına özgü barok biçim anlayışının da etkileyici örneklerinden birini vermiştir.

Mitolojik konular
Rubens’in aynı yıllarda yoğun bir ilgiyle ele aldığı mitolojik konulu resimleri, dinginlik duygusu uyandıran bir anlayış ile dramatik bir etki yapmayı amaçlayan bir biçimcilik arasında durmadan değişen tutumunu yansıtırlar. İlk kez İtalya gezisi sırasında ilgilendiği bu tür, onun elinde temelde duyumsal bir nitelik taşıyan üslubunu, özellikle de ilgi duyduğu çıplak kadın figürünü vermekte elverişli bir araç olmuştur. Nitekim İtalya’dayken kopya ettiği Leonardo’nun Anghiari Savaşının kompozisyon kuruluşunu ve hareketli biçim anlayışını yansıtan Leukippos Kızlarının Kaçırılması adlı yapıt, sanatının ve Barok üslubun bütün özelliklerini yansıtan yetkin bir örnektir.

Rubens’in, Karşı Reformasyon’un sanata yüklediği propagandacı işlev doğrultusunda, azizlerin ve belli başlı Incil kahramanlarının vecdlerini, mucizelerini, ve şehadetlerini konu aldığı 1616-1630 arasındaki yılları, klasikçi özelliklerden bütünüyle arınarak Barok anlayışın en ileri örneklerini ortaya koyduğu bir dönemdir. Aziz Ignatius’un Mucizeleri, Francis Xavier’nin Mucizeleri, Çarmıhta Isa gibi resimleri, Kilise’nin görüşleri doğrultusunda yapılmış propaganda amaçlı ürünlerdir. Bu resimler, izleyicinin bakışına zikzaklar çizdirerek resim mekânının derinliğine doğru çeken ritmik kuruluşlarıyla da 17.yy’m ulaştığı biçimsel yetkinliğin doruk noktasını belirtirler. Rubens’in mahşer ve cehennem konularını işlediği bazı resimlerinde ise çıplak figürler duyumsal niteliklerinden uzaklaşmış, günahkârlıkla özdeşleşen bir bakış açısını yansıtır olmuşlardır. Öte yandan bunları izleyen Marie de Medici dizisi Barok’un süslemeci niteliğini en güçlü biçimde ortaya koyar. 21 resimlik bu dizi alegorik, mitolojik ve tarihsel kökenli öğelerin simgesel bir boyut içinde verildiği resimlerden oluşur. Ancak bunlar çoğunlukla, Rubens’ in denetiminde atölyesindeki yardımcılarının ürünü olduğu için, bütünüyle onun elinden çıkmış yapıtların dirimselliğinden yoksundurlar.

Portreleri
53 yaşındayken evlendiği ikinci eşi 16 yaşındaki Helene Fourment’in Rubens’in hem özel yaşamı, hem de sanatı üstünde büyük etkisi olmuştur. Flelene Fourment onun birçok dinsel ve mitolojik konulu resmine, ayrıca sayıları 20’yi aşan portre çalışmasına modellik etmiştir. Resim tarihinin en etkileyici portreleri arasında sayılan Helene Fourment Çocuklarıyla Birlikte, Kürk Mantolu Helene Fourment, Rubens’in sanatını en içten anlatan örneklerdir. Nitekim Rubens’ in üslup özelliklerini ve dünyaya bakış açısını yansıtma bakımından bu portreler, ona özgü çıplak kadın figürlü yapıtlarının hemen yanında yer alırlar. Bu resimler, içerdikleri dünyasal ve duyumsal niteliklerle, Titian’ın 17.yy’daki devamı gibidirler. Rubens çağdaşlarından farklı olarak, çıplak figürlerinde bir yandan kadının fiziksel varlığım yüceltmiş, öte yandan da onu bir sıcaklık ve içtenlik duygusuyla sarmıştır.

Rubens, Rönesans’ın usta-çırak ilişkisi geleneğini sürdürmüş, atölyesinde, aralannda Van Dyck ve Jacop Jordaens’m da bulunduğu birçok öğrenci yetiştirmiştir. Bu atölyede üretilen 3000’i aşkın yapıtın birçoğu onun denetimindeki öğreciler tarafından gerçekleştirilmiştir. Rubens’in, öğrencilerinin yapıtlarını yönlendirmek amacıyla çizdiği taslaklar da yapıtları arasında önemli bir yer tutar.

• YAPITLAR (başlıca): Karısı Isabella Brandt’la Rubens’in Portresi, 1609-1610, Eski Pinakotek, Münih; Çarmıha Geriliş, 1610, Anvers Katedrali, Anvers; Isa’nın Çarmıhtan indirilmesi, 1611-1614, Anvers Katedrali, Anvers; Susanna ve İhtiyarlar, 1613, Ulusal Müze, Stockholm; Mahşer, 1616, Eski Pinakotek, Münih; Leukippos Kızlarının Kaçırılması, 1618, Eski Pinakotek, Münih; Amazonların Savaşı, 1618, Eski Pinakotek, Münih; Aziz Ignatius’un Mucizeleri, 1619, Sanat Tarihi Müzesi, Viyana; Aziz Francis Xavier’nin Mucizeleri, Sanat Tarihi Müzesi, Viyana; Çarmıhta Isa, 1620, Kraliyet Güzel Sanatlar Müzesi, Brüksel; Marie de Medici dizisi, 1622-1625, Louvre, Paris; Aşk Bahçesi, 1634, Prado, Madrid; Venüs ve Adonis, 1635, Metropolitan Sanat Müzesi, New York; Helene Fourment Çocuklarıyla Birlikte, 1636-1637, Eski Pinakotek, Münih; Savaş Alegorisi, 1637, Pitti Sarayı, Floransa; Kürk Mantolu Helene Fourment, 1638, Sanat Tarihi Müzesi, Viyana; Pari’nin Kararı, 1638-1639, Prado, Madrid; Köylülerin Dansı, 1638-1640, Prado, Madrid.

• KAYNAKLAR: H.G.Evers, Peter Paul Rubens, 1942; E. Michael, Rubens, His Life, His Work and His Time, 1957; C.White, Rubens and his World, 1968.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi

Sitede Ara