Protagoras Kimdir, Hayatı, Felsefesi, Hakkında Bilgi

PROTAGORAS (İÖ 480-410)

Eski Yunan, sofist. “İnsan her şeyin ölçüsüdür” önermesini ileri sürerek, genel geçerlik taşıyan bir gerçekliğin bulunmadığı görüşünü savunmuştur.

Artemon oğlu Protagoras Trakya’nın Abdera ilinde doğdu, Sicilya’ya giderken öldü. Atomculuk’un kurucusu Demokritos’un yurttaşı ve çağdaşıydı. Bir süre Leukippos’tan felsefe okudu, geçimini sağlamak için yük taşıdı, ağır işlerde çalıştı. Bir söylentiye göre yükçülerin kullandıkları arka semerinin bulucusudur. Felsefe alanındaki yeteneğini sezen Demokritosün önerisi üzerine değişik illeri dolaşarak, belli bir gelir karşılığında felsefe, dilbilgisi, retorik ve politika okuttu. Büyük bir varlık sağladı, sonra Atina’ya gitti. Tanrıları konu edinen bir yapıtı tepkiyle karşılandı, tanrıtanımazlıkla, Atina’nın kutsal inançlarına karşı çıkmakla suçlandı, tutuklanmaktan kurtulmak için Sicilya’ya kaçarken bindiği gemi batınca boğuldu.

Protagoras, Atina’da bulunduğu süre içinde ünlü devlet adamı Perikles’le yakın ilişkiler kurmuş, yazar Euripides’in arkadaşı olmuş, konuşmalarının inandırıcı etkisi, gençlerin toplum yönetiminde görev almalarını sağlayacak bir öğretim yöntemini başarıyla uygulaması yüzünden büyük ilgi toplamıştır. Çevresinde toplanan öğrencilere kuramsal değil de yaşamda uygulanması gereken yararlı bilgiler vermeyi öneren Protagoras için felsefenin amacı insanı anlamak, ona günlük davranışlarını yönlendirecek, ün kazandıracak, yüksek görevler almasına yardımcı olabilecek bir olanak sağlamaktır. Bu özelliği dolayısıyla, bilgi bir yarar aracıdır. Böyle bir bilgiyi sağlayan başlıca öğreti de retorik ve dilbilgisidir. Retorik, geniş bir topluluğa seslenerek, yandaş sağlar, dilbilgisi de ölçülü, tutarlı ve etkili konuşma yeteneğini geliştirir.

Protagoras’ın öğretisine göre evreni tanımayı amaçlayan doğacı felsefenin yaran, yoktur, insan sorunlarına inandıncı bir çözüm getiremez. însan bir davranış varlığıdır, yaşamın akışı içinde belli bir yeri ve görevi vardır. Önemli olan onun bu yer ve görevini aydınlatacak bir bilgi yöntemi bulup geliştirmektir. Evrende durağan, değişmeyen bir nesne yoktur, varlık sürekli bir akış ve dönüşüm içindedir. Bu nedenle, insanın kesin ve genel geçerlik taşıyan bir bilgi edinmesi söz konusu değildir. Nesnel nitelikler, kısa süreler içindeki karşılıklı etkilerden, üst üste gelen birikimlerden doğduğu için kalıcı olamaz, kalıcı olmayan da güvenilir bilgi sağlayamaz. Var olan sürekli değişip dönüştüğünden, var olmayan da bir yokluk olduğundan dolayı bilinemez. Bir nesne olduğu gibi kalmadığından, ancak başka nesnelerle olan değişken ilişkiler içindeki durumuyla kavranabilir. Bu da bir nesnenin başka bir nesneye göre olan durumunun bilinmesi demektir. Öyleyse bilgi kesin değil görecedir. Nesnelerden gelen izlenimleri alan duyular da, kişinin o süre içindeki, durumuna bağlıdır. Öyleyse bilgi duyularla sağlanan algılardan doğan samdır (doksa). Bu özelliği yüzünden, doğru olan sanıdır ve her sam onu taşıyan kişiye “göre” doğrudur. Protagoras, bilginin göreceliği konusundaki görüşünü “insan her şeyin ölçüsüdür” (antropos estin panton metron hirematon) önermesiyle açıklar. Bu önerme var olanlar için de, var olmayanlar için de geçerlidir.

Ahlak sorunlarına ilişkin görüşleri, Platon’un Protagoras adlı yapıtında sergilenmiştir. Onun benimsediği ahlak yöntemi de “her şeyin ölçüsü” olarak nitelediği insanın güncel davranışlarından kaynaklanır ve us ilkelerine dayanır. Ahlakın ereği insana yararlı olanı, güncel yaşamı düzenleyecek, yönlendirecek nitelik taşıyanı geçerli kılmaktır. Ahlakla ilgili değerlerin doğmasında başlıca kaynak yaşamdır, insanlar başlangıçta güçsüzdü, doğal olayların, güçlü hayvanların etkileri karşısında savunmasızdı, onlarda bilinçli bir topluluk oluşturma, ortak yaşama becerisi yoktu, bu nedenle birbirlerine de yıkım getiriyorlardı. Ancak, uzun sürenin geçmesiyle insanlarda karşılıklı yardımlaşma, korunma duyguları gelişti, bilinçlenme başladı, böylece ilkel toplum oluştu. Bu toplumda, bireylerin anlayış gücü ve yetileri oranında, bir uzlaşma, birlik kurma eğilimi doğdu. Bu eğilimin gelişmesiyle doğruluk, değer, uyum, yardımlaşma, erdem, utanma gibi kavramların yarattığı ahlak düzeni biçimlendi.

Protagoras öğretisinde eğitim-öğretim sorunu özel bir önem taşır. Ona göre gençler, doğal yetilerinin geliştirilmesi, beceri yeteneklerinin yetkinleştirilmesi doğrultusunda eğitilmeli, onlara yaşamın yararına olan bilgiler verilmelidir. Bu nedenle uygulamaya elverişli olmayan kuramsal bilgi de kuramsal bilgiyi biçimlendirmeyen uygulayıcı bilgi de yeterli değildir. Bilginin her türü, insan tinini, derinliğine anlama olanağı sağlamalıdır.

Protagoras’ın düşünceleri, uzun süre, toplum yönetimine önem veren düşünürleri etkilemiş, özellikle gençlerin gelecekte alacakları görevlerin seçilmesinde aydınlatıcı olarak tanımlanmıştır. Felsefe sorunlarının tartışılmasında uyguladığı yöntem, retorik ve dilbilgisine verdiği değer, bilginin yaşama yararlı olması gereğini içeren görüşü birçoklarınca benimsenmiş, bir dizge niteliğinde geliştirilmiştir. En büyük etkisi de Sofizm’i bir öğreti olarak görenler üzerinde olmuştur. Ondan yazılı yapıt kalmamış, düşünceleri, özellikle Platon’un Protagoras ve Theaitetos adlı kitaplarında sergilenmiştir.

• KAYNAKLAR: Engel, Protagoras, 1910; W.Kranz, Die Fragmente der Vorsokratiker, 1961; Diogenes Laertius, Leben und Meınungen beriihmter Philosophen, 1967; C.W.Taylor, Plato Protagoras, 1976.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi

Sitede Ara