Pyrrhon Kimdir, Hayatı, Felsefesi, Hakkında Bilgi

PYRRHON (İÖ 360-270)

Eski Yunan, filozof. Kuşkuculuk’un kurucusudur, insanın kesin bilgi edi-nemeyeceği görüşünü savunmuştur.

Yunanistan’ın Elis kentinde doğdu, Atina’da öldü. Diogenes. Laertius’un, onunla ilgili açıklamalarına göre, Pleistarkhos adlı yoksul bir kimsenin oğluydu. Önce filozof Bryson ve Anakharkhos’tan felsefe okudu, Büyük İskender’in Asya savaşlarına katıldı, özellikle Demokritos’un atom kuramını ve Homeros’u inceledi. Elis’te bir okul kurarak düşüncelerini yaymaya başladığı sırada, Trakyalı Kotis adlı bir yöneticiyi öldürünce, olaya sevinen Atinalılar, onu Atina yurttaşlığına aldılar. Atina’ya yerleştikten sonra Platon, Aristoteles ve Pythagoras felsefelerinin, değişik yorumlarla özünden uzaklaştırıldığı, Kynikler’le Aristippos öğretilerini benimseyenlerin felsefeyi yozlaştırdıkları kanısına varınca yeni bir felsefe anlayışının ortaya atılması gereğini duydu. Pyrrhon yazılı yapıt bırakmadığından, düşünceleri, öğrencisi ve kurduğu okulun ondan sonraki başkanı Timon ile Sekstos Empeirikos’un onunla ilgili kitabından öğrenilmektedir.

Bilgi
Pyrrhon için felsefenin temel sorunu bilgidir. İnsan, genel geçerlik taşıyacak nitelikte kesin bilgi edinebilir mi? Bilginin kaynağı ve değeri nedir? Bilgi hangi koşullar altında gerçektir? Bu soruların karşılığını, insan davranışından yola çıkarak, arayan Pyrrhon üç soru üzerinde durdu: Nesnelerin kendileri nedir? İnsan nesneler karşısında nasıl bir tavır takınmalıdır? İnsan aldığı tavırdan kendisi için nasıl bir sonuç çıkarabilir? Bu sorulara üç ayrı ilkeye dayanan birer çözüm getirdi.
Üç ilke
Ona göre, duyular boyuna değiştiğinden, birbirini pekiştirecek ve denetleyecek durumda olmadığından, onlarla sağlanan bilgiye güvenilemez, bu bilgi kesin değildir. Bu durumda nesneleri kavrama olanağı yoktur, onlar kavranılmazdır (akataleptos). Nesneler bilinemeyeceğine göre, insanın onlarla ilgili her türlü yargıdan kaçınması gerekir (apokhe). Bu iki olumsuz olay karşısında kişinin kendi kendini dengelemesi, sarsılmaz-lık (ataraksia) içinde bulunması kaçınılmazdır. Çünkü, insan, doğa karşısında gerçekleri değil, yalnız görünüşleri görebilir. Us ve duyuların sağladığı bilgi, nesnelerin görünüşleri (phainomenon) olduğundan, onlara dayanarak, doğayı bilme olanağı yoktur. Öyleyse, yapılacak iş, bütün nesnelere karşı ilgisiz kalmaktır (adiaphoron).

Nesneler ve olaylar karşısında ilgisiz kalarak insanı dengesizlikten, sarsıntıdan kurtaran bu ilkeler, toplum içinde uygulanması gereken davranış biçiminin temel öğeleridir.

Mutluluk ve ahlak
Pyrrhon’un ahlak anlayışı tinsel dinginliği sağlayan sarsılmazlığa dayanır. İnsan bu durumda salt değerlendirmelerden, bütün nesnel eğilimlerden kaçınarak mutluluğa (eudaimonia) ulaşır. Çünkü mutluluk yaşamın ereğidir ve çevrenin etkisinden kurtulmayı gerektirir. Nesneler kendiliğinden ne iyi ne kötü, ne doğru ne yanlıştır. İnsanları egemenlik altına alan yasa, gelenek ve alışkanlıklardır. İnsanın tinsel bir tedirginliğe sürüklenmemesi için, çevresine karşı, duyarsız (apathie) olması gerekir. Çünkü mutsuzluk yanlış davranışlardan kaynaklanır. İnsan, gerçeğini bilmeden, iyi sandığı bir nesneye kavuşmak için çabalar, başaramazsa üzüntüye kapılır, mutsuz olur, istediğini ele geçirdikten sonra da bırakmamaya çalışır, bu da mutsuzluğa yol açar.

Pyrrhon’un geliştirdiği öğreti, onun ardıllarınca, yeni düşünceler eklenerek daha geniş bir alana yayılmış, daha etkili bir Kuşkuculuk’un doğmasına olanak sağlamıştır. Timon, Aenesidemos, Agrippa, Menodotos, Sekstos Empeirikos gibi düşünürlerin benimsedikleri bu akım uzun süre varlığını korumuş, gerek Doğu, gerek Batı düşüncesinde us ilkelerine, duyu verilerine dayanan bilginin kesinliğini savunanlara karşı yöneltilen başlıca eleştiri öğretisi olmuştur.

• KAYNAKLAR: Sekstos Empeirikos, Pyrrhoneioi Hypotiposeis, 1718; Diogenes Laertius, Leben und Meinungen berühmter Philosophen, 1967; L.Robin, Pyrrhon et le sceptisme grec, 1944.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi

Sitede Ara