Ravendi Kimdir, Hayatı, Eserleri, Hakkında Bilgi

RAVENDİ, Ebulhüseyn b. Yahya ( ? – 910)

İranlı filozof. Gerçeklerin yalnız usla kavranabileceği görüşünü ileri sürmüştür.

İran’ın Ravend kentinde doğdu, İsfahan’da öldü. Adı kimi kaynaklarda İbn Ravendi olarak geçer. İslam inançlarına aykm düşünceler ileri sürdüğünden “zındık” diye nitelenmiş, yaşamıyla ilgili bilgi verilmemiştir. Önce Şii inançlannı benimsedi, Şii kelâmı konusunda çalışanlar için kaynak niteliği taşıyan yapıtlar yazdı, sonra Anadolu-Yunan filozoflarım inceleyerek kendine göre bir atom anlayışı geliştirdi. İslam düşüncesinde Dehriyyun (Maddecilik) adıyla anılan çığırın kurucusu olan Ravendi, yalnız maddenin (heyûlâ) gerçekliğine inanmayı savundu. Bütün felsefe sorunlarına maddeci ve us ilkelerine dayak bir yöntemle çözüm arayan Ravendi, evren, Tanrı, insan, bilgi, yaratılış, us, ölüm ve tin konuları üzerinde durdu.

Ravendi’nin düşünce dizgesinde eski İran inançlarıyla uzlaştırılmak istenen bir anlayış görülür. Ona göre inancın kaynağı ustur, usa aykırı gelen düşünceler bile usun ürünüdür. İnsan usunu gerektiği gibi kullanamadığından tutarsızlıklara sürüklenmiştir. Bir doğa varlığı olan insan yaratılmamıştır, onda doğaüstü bir nitelik de yoktur. Doğaüstü sanılan varlıklar duyu verilerinden oluşmuştur. Yapı bakımından insanla özdeş olan evrende doğaüstü bir güç bulunamaz. İnsan bir us varlığıdır, bu nedenle bütün davranış ve eylemlerinde us ilkelerine dayanması gerekir.

Us, insanda, zamanla oluşan, biçimlenen doğal bir yetidir, bütün gerçeklerin ve doğruluğun ölçüsüdür. Usla bağdaşmayan bir düşünce, bir kanı saçmadır. Peygamberlerin işleri us ilkelerine aykırı düştüğünden birer kandırmacadır. Usun düzenli çalışması gövdenin sağlıklı oluşuna bağlıdır. Bu durum da usun doğal bir gelişme sonucu oluştuğunu, gövdeden ayrı bir varlık olmadığını gösterir.

Bilgi sorununu duyu verilerine dayanarak açıklayan Ravendi’ye göre, yaşanan olayların dışında bilinecek bir varlık yoktur. Bilgi duyularla sağlanan izlenimlerin us ilkelerine göre düzenlenmesiyle biçimlenir. Dinlerin bilgi diye niteledikleri veriler, duyularla kazanılmadığından gerçek değil, birer boş sanıdır. Bu nedenle dinsel alanın bilgi sorunuyla bağlantısı yoktur.

Dinlerin gerçek bir varlık olarak niteledikleri Tanrı soyut bir kavramdır, insan düşüncesinin zamanla oluşmuş bir ürünüdür. Evrende tanrısal bir nesne, tanrısal bir erk yoktur. Tann’nın gerçekliğini ileri süren bütün peygamberler de birer insan olduğundan, yanlış ve usla bağdaşmayan sanılara kapılmışlar, var olmayanı var olan gibi göstermişlerdir. Tanrı olmadığı gibi tanrısal kayra, cennet, cehennem, yargı günü, ölümden sonra dirilme, geleceği önceden bilme, fal hepsi gerçek dışıdır. Ölüm doğal bir olaydır, gövdeyi kuran özlerin dağılmasıdır. Bu nedenle ölümsüzlük de söz konusu değildir. Evrende her nesne değişir, dağılır, yeniden birleşip bütünlenebilir. Olduğu gibi kalan, ölümsüz olan yalnız evren denen bütündür.

Ravendi’ye göre tin de gövdenin doğal yaşama gücüdür, bağımsız bir varlık, bir töz değildir. Bu konuda dinlerin ileri sürdüğü düşünceler yanlıştır. Tin olmadığına göre tinsel evren de yoktur. Yaratılış olayı da insan düşüncesinin ürünüdür, çünkü ne yokluktan varlık, ne varlıktan yokluk çıkar.

Ravendi’nin, özellikle din çevrelerinde, büyük bir tepkiyle karşılanan düşünceleri İslam Maddeciliği’nin gelişmesine olanak sağlamış, us ilkelerine dayalı görüşlerin yayılmasını kolaylaştırmıştır. Aristotelesçi-lik, Platonculuk, Yeni-Platonculuk ve Tinselcilik gibi felsefe akımlarının karşısına, eleştirici bir yöntemle, çıkan Ravendi, Demokritos’tan kaynaklanan Atomculuk’un İslam ülkelerinde tutunmasına katkıda bulunmuştur.

• YAPITLAR (başlıca): Kitabul-Fazihatu’l-Mutezile, yazma, (“Mutezile’nin Kötülükleri”); Kitabü’d-Damığ, yazma, (“Yergi Kitabı”); Kitabü’z-Zümürrüd, (“Zümrüd Kitabı”); El-Tâc, yazma, (“Taç”).

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi

Sitede Ara