Rembrandt Kimdir, Hayatı, Eserleri, Hakkında Bilgi

REMBRANDT (1606-1669)

Hollandalı ressam ve gravürcü. Işık-gölge karşıtlığına dayanan yapıtlarıyla Batı resminin gelişimini etkilemiştir.

Rembrandt Harmensz van Rijn 15 Temmuz 1606’ da Leiden’de doğdu, 4 Ekim 1669’da Amsterdam’da öldü. Bir değirmencinin oğluydu. Tanrıbilim, klasik edebiyat ve tarihe ağırlık veren bir ortaöğrenim gördü. Bir süre Leiden Üniversitesi’ne devam ettikten sonra Jacop Isaacsz van Swanenburgh’dan (1571-1638) ders aldı. 1623’te gittiği Amsterdam’da Jan Pynas (1583/4-1631) ve Pieter Lastman’ın (1583-1633) atölyelerinde çalıştı. 1625 dolaylarında Leiden’e dönerek kendi atölyesini kurdu ve bu tarihlerde ünlenmeye başladı. 1631’de Amsterdam’a yerleşti. 1631-1636 arasında en başarılı dönemini yaşadı. Antika eşya toplama merakı yüzünden 1640’lann sonuna doğru parasal durumu kötüleşti. 1656’da iflasının ilan edilmesini ve mallarının satılarak gelirinin alacaklılarına dağıtılmasını istedi. Bunların karşılayamadağı borçlarını resimleri ile ödedi. Son yıllarını yalnızlık ve acı içinde geçirdi.

Rembrandt 600’ü aşkın yağlıboya, 300 kadar metal baskı gravür ve 2000’e yakın desen olmak üzere çok sayıda yapıt vermiştir. Birkaç örnek dışında bu teknikleri hep birbirinden bağımsız olarak kullanmıştır. Ayrıca her türlü konuyla ilgilenmiş, portre, grup portresi, dinsel ve tarihsel konular, manzara, ev içi resmi gibi çeşitli türlerde aynı başarıyı sağlamıştır. Ancak portre, grup portresi, dinsel ve tarihsel konular en yetkin olduğu alanlardır.

Başlangıç dönemi
Rembrandt 1626 dolaylarında yaptığı ilk resimlerinde tarihsel olayları ve Incil kahramanlannı konu almış, bunları geleneksel bir biçim anlayışı içinde işlemiştir. Yağlıboyaları renk ve kompozisyon açısından ustası Lastman’ın, gravürleri ise teknik açıdan Gerrit Pietersz’ in etkisi altındadır. 1628 dolaylarındaki yapıtlarında hâlâ Lastman’m etkileri görülür. Kuşku, korku, sevinç, şaşkınlık gibi duyguları başarılı bir biçimde yansıttığı bu çalışmalarda ışık gölge ilişkileri çevresinde geliştirilmiş tonlarla biçimlerin dramatik etkilerini araştırmıştır.

Chiaroscuro
1628-1631 arasındaki dönemde Rembrandt’ın üslubunun büyük bir hızla olgunlaştığı görülür. Bu süre içinde tarihsel-dinsel konulara ilgisi azalırken, bütünlük etkisi sağlamak açısından gereksiz öğe ve ayrıntıları ayıkladığı portre çalışmalarına ağırlık vermiştir. Tek figürü konu aldığı resimlerinde karakterin betimlenmesinin ve psikolojik durumların yansıtılmasının getirdiği sorunları, ışık-gölge karşıtlığına (chiaroscuro) dayanan bir biçimsel anlayış içinde çözümleme olasılıklarım araştırmıştır. Buna göre, biçimlerin vurgulamak istediği bölümlerini, tek kaynaktan gelen bir ışıkla aydınlatarak (chiaro) belirgin kılmış, konu ve biçim bakımından gereksiz gördüğü bölümleri ise belli belirsiz, karanlıkta (oscuro) bırakmıştır. Küçük boyutlu resimlerde olgunlaştırdığı bu anlayışı büyük boyutlu kompozisyonlarında da başarıyla uygulamıştır.

Portreciliği
Rembrandt’ın Dr. Nicholas Tulp’un Anatomi Dersi adlı resmi gelişme döneminin tüm deneylerini içeren bir kompozisyondur. Bu tür anatomi derslerini konu alan grup portreleri, o dönemin Hollanda resmine özgü bir gelenektir. Rembrandt kadavra çevresindeki Dr.Tulp ve arkadaşlarını alışılagelindiği gibi tek bir sıra halinde ve simetrik bir düzen içinde ele almak yerine, simetrik olmayan üçgen bir kuruluş şemasını yeğlemekle gelenekten ayrılmıştır. Resim yalnızca bir grup portresi değildir. Ancak ağır bir günah işlemiş kimselerin cesetlerinin kesilebileceğine inanılan Orta Çağ’da yapılan ve günahkârların ölümünden sonra cezalandırılışlarını konu alan momento mori türünün de çağdaş bir örneğidir. Aynı zamanda bilimin bilgisizlik ve kör inanç karşısında kazandığı zaferi de temsil etmektedir.

Yüzbaşı Franz Banning Cocq ile birliğini konu alan ve Gece Devriyesi adıyla bilinen büyük boyutlu grup portresi, Rembrandt’ın başyapıtı ve resim tarihinin en güçlü kompozisyonlarından bin sayılır. Resmin temizlenmesinden sonra, adının tersine gece değil bir gündüz resmi olduğu anlaşılmıştır. Gece Devriyesi ışığın claire-obscura anlayışı içinde kullanılışının ve biçimlerin hiyerarşik bir öncelik sıralaması ve kuruluşu içinde ele alınmasının en yetkin örneğidir. Yapıtın çarpıcı etkisi, ışıkla üç boyutluluğun, biçimle anlatımın, ruhsal durumla da dış görünüşün özdeşleştirilmesinden kaynaklanır.

Rembrandt portre ve grup portrelerinde kişileri en ideal görünüşleri içinde betimlemek yolundaki geleneğin dışına çıktığı için tam olarak anlaşılamamıştır. Yalnızca dış görünüşü vermek yerine kişilerin duygularını ve ruhsal durumlarım araştırmış, fiziksel benzerlikten çok biçimsel kaygılara öncelik tanımış, hatta bir sahneyi renklendirmek için konu dışı öğeleri kullanmaktan bile çekinmemiştir. Anlatımı idealleştirmeden yansıtmayı yeğlemiştir.Kompozisyonun bütününü,ışık-gölge etkisinin uyumlu bir ritmik düzen yaratmasını sağlayacak biçimde düzenlemiştir. Döneminin portrecilik anlayışını aşan bu devrimci nitelikli yenilikler çoğu kez tepkiyle karşılanmıştır. Rembrandt’ın grup portreciliğine en büyük katkısı konu aldığı kişiler arasındaki hareket, duygu ve davranış farklılıklarını, birbirini tamamlayacak karşıt niteliklere dönüştürerek çözümlemesidir. Bu portrelerde grubun önderinin ayrıcalıklı konumunun dışında herkesin tam bir açık seçiklik içinde ve eşit oranda gösterilmesi ilkesini, yaygın bir uygulama olmasına karşın izlememiş ve biçimsel nedenlerle kimi kişileri bütünüyle karanlık içinde bırakmış, ya da bazı kişilerin yüzlerinin yalnızca bir parçasını göstermiştir.

Bu portreler, onun çeşitli olaylar karşısmdaki ruhsal durumunun ve zaman içinde uğradığı fiziksel değişimin adım adım izlenmesini sağlarlar. Rembrandt’m kendi kişiliğini böyle acımasızca gözler önüne serişi sanat tarihinde bir benzeri daha görülmedik bir olaydır. Gençlik dönemini betimlediği portrelerinde, kendini çeşitli giysiler içinde vermiş, birçoğunda da bilinçli olarak değişik yüz anlatımlarım yansıtmıştır. Bunları mutluluk yıllarının iyimser bakış açısını yansıtan neşe dolu portreler izlemiştir. 1650 sonrasında yaptığı kendi portreleri ise, onun kendi kişiliğini ve ruhsal yapısını içten bir yaklaşımla tanıma çabasının ürünüdür. Bunlar, yaşamın özüne duyulan derin ilginin filozofça yorumundan, anlamsız bir gülümsemenin deliliğin başlangıç aşamalarından biri olarak vurgulanmasına dek farklı anlatımları içerirler.

Dinsel ve tarihsel konular
Rembrandt portrecilik alanındaki köktenci tutumunu dinsel ve tarihsel konuları ele alan resimlerinde de yinelemiştir. Bu tür resimde geleneksel bir yeri olan Roma dönemi mimarlığına özgü görüntüleri dışlamış, bunun yerine yakından tanıdığı Amsterdam’m Yahudi mahallesi sinagoglarını ve tiplerini koymuştur. Ayrıca Kilise’nin koyduğu biçimsel kalıplara uymak zorunda olmayışı da Incil’deki olayları kendi gerçekleri içinde yansıtması ve bunlara insancıl bir boyut kazandırmasıyla sonuçlanmıştır. Bu gelişmede, Rembrandt’ın alışılmışı zorlamak tutkusunun yanı sıra 17. yy Hollanda’sında ticaret burjuvazisinin dinsel resimleri evlerinde bulundurmak yolundaki isteği de rol oynamıştır.

Rembrandt dinsel ve tarihsel konulu resimlerinde ele aldığı çıplak kadın figürlerinde insancıl tutumunun en içten anlatımlarını biçime dökmüştür. Bu tür resimlerinde bireyin, kendi iradesi dışında gelişen çeşitli olaylar karşısındaki olumlu ya da olumsuz tepkilerini, insanın özüne ait bir genellik içinde ele almıştır. Dinsel ve mitolojik kahramanlarım bir yandan gerçek bir dramın kişilerine dönüştürürken, bir yandan da insanca bir içerikle yüklemiştir. Bu yüzden Rembrandt’ın çıplakları Italyan geleneğinin klasik ölçülerinden yoksundur. Dahası bunlar Batı sanatında resim türü sayılan “nü” tipleri değil, çıplaklıklarını rastlantısal olarak sergileyen kadın figürleridir. Genelleştirilmiş ya da idealleştirilmiş olmadıkları için de her biri kendi vücuduna ait özellikleri taşır.

Manzaraları, gravürleri, desenleri
Rembrandt sonradan ilgilendiği manzara türünde de başarılı sonuçlar elde etmiştir.Bu resimlerinde genellikle sarı vt kahverenginin tonları egemendir. Hollanda manzara geleneğinin gökyüzüne büyük bir yer tanıyan alçak ufuk çizgisini o da korumuştur.. Ancak serbest ve kıvrak fırça işçiliği yer ve gökyüzü görüntülerine eşit oranda dinamik bir boyut kazandırır.

Metal baskı, gravür ve desen Rembrandt için yağlıboyayı da aşan anlatım olanaklarına sahiptir. Daha hızlı bir çizim tekniğine elverişli olan desende kahverengi çini mürekkebinin sulandırılarak sürüldüğü lavi tekniğini yeğlemiş, çarpıcı ve dinamik sonuçlar elde etmiştir. Metal baskı gravürlerinde ise baskı mürekkebininkendine özgü siyahlığını bu türde yenilik sayılacak etkiler elde etmek için kullanmıştır.

Rembrandt’ın biçim anlayışının temel dayanağı ışıktır. Işık onun gelişme aşaması resimlerinde biçimsel öğeleri düzenleyen, aşırı dramatik etkiler yapan, özellikle de dinsel konulu yapıtlarda simgesel bir niteliğe sahip olan bir araçtır. Olgunluk dönemi ürünlerinde ise, figürlerin kendi renklerinden bağımsız ve her şeyi çevreleyen gizemli bir titreşim içinde olduğu görülür. Bu ışık çoğu kez resmin içindeki bir kaynaktan gelir ve konuya göre nitelik değiştirir. Ama genelde içsel gerilimler ile dış görünüş arasındaki çelişkiyi yansıtan bir işlevi vardır.

• YAPITLAR (başlıca): Prosperina’nın Kaçırılması, 1631-1632, Devlet Müzesi, Berlin; Dr.Nicholas Tulp’urı Anatomi Dersi, 1632, Mauritshuis Müzesi, La Haye; Isa’nın Çarmıhtan indirilmesi, 1633, Eski Pinakotek, Münih; bamsan im Kör Edilmesi, 1635, Hermitaj, Leningrad; Aziz Yahya Vaaz Veriyor, 1636-1650, Devlet Müzesi, Berlin; Danae, 1636, Hermitaj, Leningrad; Susanna Banyoda, 1637, Mauritshuis Müzesi, La Haye; Soylu Polonyalı, 1637, Ulusal Galeri, Washington DC; Gece Devriyesi, 1642, Rijk Müzesi, Amsterdam; Altın Miğferli Adam, 1646-1647, Devlet Müzesi, Berlin; Isa Emmaus’da, 1648, Louvre, Paris; Banyo Yapan Kadın, 1654, Ulusal Galeri Londra; Batavian’ ların Komplosu, 1661-1662, Ulusal Müze, Stockholm; Lonca Üyeleri, 1662, Rijk Müzesi, Amsterdam; Kendi Portresi, 1664, Uffizi Galerisi, Floransa; Öküz Gövdesi, 1665, Louvre, Paris; Kendi Portresi, 1667, Ulusal Galeri, Londra; Yahudi Gelini, 1668, Rijk Müzesi, Amsterdam.

• KAYNAKLAR: K. Clark, Rembrandt and the Italian Renaissance, 1966; H.Focillon ve Goldscheider, Rembrandt: Paintıngs, Draıvings, and Etchings, 1960; A. Hind, Rembrandt, 1938; J.Rosenberg, Rembrandt, 1964.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi

Sitede Ara