Resimde Yeni İzlenimcilik (Neo-Empresyonizm) Nedir, Ressamları, Hakkında Bilgi

Yeni İzlenimcilik (Neo-Empresyonizm)

Yeni izlenimcilik, Georges Seurat ve Paul Signac” başta olmak üzere çeşitli sanatçılar tarafından 1880’lerde geliştirilmiş bir sanat anlayışıdır. Bu ad ilk kez ünlü sanat eleştirmeni Felix Feneon tarafından ortaya atılmış ve gene Feneon’un bu akımı konu alan çeşitli yazılarının ardından 1887’de yayımladığı “Le Neo-Impressionisme ” (“Yeni İzlenimcilik’j adlı makalesinden sonra Paris sanat çevrelerince benimsenmiştir. Feneon bu yazısında yeni izlenimci estetiğe kuramsal bir boyut kazandırmış ve yöntemlerini açıklamıştır.

İzlenimcilik’in (Empresyonizm) 1880’lere doğru zayıflaması ve bu topluluğun dağılması sonucu sanatta yenilikçi hareketler durmuş ve birçok sanatçı daha geleneksel üsluplara yönelmiştir. Aynı yıllarda bilim adamı David Sutter L’Art adlı dergide yayımladığı “Phonemena of Vision” adlı yazı dizisinde bilimsel buluşların sanatsal gelişmelere etkisi üstünde durmuş, 167 maddede sınırlarını çizdiği anlayışla da yeni izlenimci programın temellerini atmıştır. Öte yandan kimyager Michel Chevreul’ün renk konusunda ileri sürdüğü düşüncelerin çeşitli bilim adamları tarafından kanıtlanması da gene bu yıllara rastlar. Bu gelişmelerle beslenen Seurat ve arkadaşları renklerin palette karıştırılmadan ayrı ayrı tuvale uygulandığı divizyonizm tekniğinden yola çıkarak saf renkleri tuvalde noktalar halinde yan yana getirmişler, böylece elde ettikleri optik etkiyle resim sanatında yeni bir çığır açmışlardır.

Yazdığı çeşitli yazılarla Yeni Izlenimciler’in kuramcılığını yapan Signac’a göre o sıralarda daha çok divizyonizm adıyla bilinen bu anlayış, uyum, renk ve rengin ışığını duyumsatacak en etkili yöntemdir. Bu bağlam içinde Yeni izlenimcilik, saf boya özlerinin optik karışımına, eşyanın kendi rengi ile ışığın renginin birbirinden ayrılmasına, renk karşıtlığı ve tonlarının dengelenmesine, resmin boyutlarına uygun fırça darbelerinin seçilmesine olanak sağlar. Seurat ve arkadaşlarının bu uygulamalardan amacı, saf rengi kullanarak ışığı ve rengin ışığını, Izlenimciler’in ampirik yaklaşımına oranla daha bilimsel bir yöntem kullanarak kalıcı kılmaktır. Seurat’nm Grand Jatte Adası’nda Bir Pazar Günü, Öğleden Sonra adlı yapıtının yer aldığı 1886’daki son izlenimciler sergisi bu grubun bölünmesi ile sonuçlanmıştır. Monet, Renoir ve Sisley gibi ünlü izlenimciler bu resmin sergilenmesine karşı çıkarak hareketten çekilmişlerdir. izlenimciler arasında yalnızca Degas ve resimde sağlam bir kuruluş arayışı içinde olan Pisarro Yeni izlenimciler’i desteklemiştir. Yeni izlenimci hareket kısa zamanda büyümüştür. Hollanda’da Henry van de Velde, Theo van Rysselherge (1862-1926); Fransa’da Hippolyte Petit Jean, Maximillian Luce (1858-1941), Lucie Cousturier (1852-1920); İtalya’da Giovanni Segantini (1858-1899) Gaetano Previati (1852-1920) ve Angelo Morbelli gibi sanatçılar bu anlayışı benimsemişlerdir. Öte yandan Gauguin, Toulouse-Lautrec ve Van Gogh’i gibi geç izlenimci (post empresyonist) sanatçılar da bu harekete açıkça katılmamakla birlikte Yeni izlenimci sayılabilecek yapıtlar vermişlerdir. Seurat’nın ölümünden sonra hareket hızını giderek yitirmeye başlamıştır. Pisarro, akımın önderi olmayı kabul etmeyerek eski resim anlayışına dönmüş, Lucie Cousturier ve Signac ise Yeni izlenimci ilkelere sonuna kadar bağlı kalmışlardır. Signac 1899’da yayımladığı D’Eugene De-lacroix du Neo-Impressionisme (“Eugene Delac-roix’dan Yeni izlenimcilik’e”) adlı kitabı ile bu anlayışın kesin sınırlarını çizmiştir. Daha sonra yeni izlenimci bir dönem geçiren Matisse* ise Fovizm’e giden yolu açmıştır. Kübistler’in ortaya çıkışı 1905’te Salon des Independants’da (Bağımsızlar Salonu) önemli bir Seurat toplu sergisinin açılmasını ve böylece Yeni izlenimcilik’in etkilerinin daha yeni sanat anlayışlarına yansımasını sağlamıştır.

 Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi

Sitede Ara