Reşit Rıza Kimdir, Hayatı, Eserleri, Hakkında Bilgi

RAŞİD RIZA, Muhammed (1865-1935)

Suriyeli din adamı. İslamcı reform akımının ve Arap milliyetçiliğinin önde gelen düşünürlerindendir.

Trablusşam yakınlarındaki Kalamun’da doğdu, Kahire’de öldü. Geleneksel din öğreniminin ardından Trablusşam’da resmi bir okula girdi. Daha sonra Hüseyin el Cisr’in okulunda doğa bilimleri okudu ve Fransızca öğrendi. Bu sarada Kahire’deki Lübnanlı gazetecilerin yazıları aracılığıyla Batı dünyasını tanıma olanağını buldu. İmam Gazali’ nin İhyalUlûmi’d-Din kitabı, üzerinde derin bir etki bıraktı. Bir süre Nakşibendi tarikatı içinde yer aldıysa da sonradan İbn Teymiyye’nin öğretilerine ve Vehhabilik’e yakınlık duymaya başladı. Bütün sayılarını ancak 1892’de okuyabildiği Cemaleddin Afgani ile Muhammed Abduh’un el-Urvetü’l-Vuska dergisi görüşlerinin biçimlenmesinde en önemli rolü oynadı. 1894’te Trablusşam’a ikinci kez gelen Abduh ile daha yakından tanışarak onun sadık bir izleyicisi oldu.

1897’de Kahire’ye giden Raşid Rıza ertesi yıl yayımını ölümüne kadar aralıksız sürdürdüğü el-Menar dergisini çıkarmaya başladı. Abduh’un görüşlerini yaymayı amaçlayan bu dergide dinsel konuların yanı sıra İslam dünyasının her yöresinden haberler verek dünya siyasetiyle de ilgilendi. Yine bu dergide yayınlanan ünlü Kuran tefsirinde İslam esaslarının bilimsel düşünceye, toplumsal ve teknolojik gelişmeye açık olduğunu göstermeye çalıştı. 1912’de din görevlilerini eğitmek amacıyla Darü’d-Da’ve ve’l-İrşad adlı bir okul kurdu. Abduh’a karşı tutumundan dolayı önceleri karşı çıktığı Hıdiv Abbas Hilmi Paşa ile bu okula mali destek vermesinden sonra ilişkileri iyileşti. Mısır milliyetçilerinin önderi Mustafa Kâmil paşa’ya karşı Ali Yusuf grubunu destekledi. 1908’de II.Meşrutiyet’in ilanından sonra Suriye’deki siyasi gelişmelerle daha yakından ilgilenerek I. Dünya Sa-vaşı’na kadar Adem-i Merkeziyet Partisi içinde yer aldı. 1919’da Suriye’ye giderek ulusal istekleri belirlemeyi amaçlayan Suriye Kongresi’nin başkanlığını yaptı. Fransız işgali üzerine Mısır’a döndü. 1921’de Suriye-Filistin delegesi olarak Cenevre’ye gitti ve 1925-1926 Suriye ayaklanması sırasında Kahire’de kurulan siyasi komitede yer aldı. İslam dünyasının tanınmış bir adı olarak 1926’da Mekke’de, 1931’de Şam’da yapılan İslam konferanslarına katıldı.

Hocası Abduh gibi İslam dünyasının Batı karşısında gerilemesi üzerinde duran Raşid Rıza,yapıtlarında Batı’ nin İslam dünyasından öğrendikleri sayesinde ilerlediğini belirterek bu uygarlığı benimsemenin kendi geçmişine sahip çıkmak olduğunu ileri sürdü. Ancak körükörüne bir taklitçilik yerine bu uygarlığın getirdiği yenilikleri İslam ilkeleriyle bağdaştırma yolunu tuttu. Bu doğrultuda Şeriat’a bağlı olarak pozitif bir hukukun oluşturulabileceği ve şura (danışma) yoluyla bir yasama gücü yaratılabileceğini savundu. Toplumu yönetecek güç olarak, içtihat yolunu kullanma yeteneğine sahip ulema sınıfını gördü. İslam birliği konusunda daha kapsayıcı bir bakış açısına sahip olan Abduh’tan bir ölçüde uzaklaşarak Sün-nilik’e daha fazla ağırlık verip bunu Han beli mezhebinin sıkı kuralları ile bütünleştirmeye çalıştı. Bu bakımdan Arabistan’da Vehhabilik akımının güçlenmesini olumlu karşıladı. İktisadi konularda Abduh’tan ayrılarak iktisadi yaşamın Batı örneğine uygun olarak yeniden düzenlenmesini ve faizin benimsenmesini savundu. Erkeğin kadın üzerindeki egemenliğini kabul etmekle birlikte kadına iyi davranılması ve haklarının tanınması gerektiğini belirtti.

Halifelik sorunu üzerinde önemle duran Raşid Rıza, halifeliğin kaldırılmasına şiddetle karşı çıkarak en büyük “müçtehid” görevini görecek Arap bir halifenin seçilmesi için yoğun bir çaba göstermiştir. İslam dünyasını tek bir devlet çatısı altında birleştirmenin olanaksız olduğunu kabul etmekle birlikte, İslam dünyasını bölerek yutmak isteyen Batı karşısında siyasal bir birliğin gerekli olduğunu vurgulamıştır.

• YAPITLAR (başlıca): Muhaveratü’/ Musiri: ve’l NLukallid. 1906; el-Hilafe, 1923; el-Vehhabiyyun ve’l-Hicaz, 1925;
Yusrü’l-İslam ve Usulü’t-Teşrii’l-Amm, 1928; Tarihu’l-Üstadül’l-lmam eş-Şeyh hiuhammed Abduh, 1931; Nida ile ’l-
Cinsii’l-Latif, 1932; el-Sünne ve’ş-Şia, (ö.s.), 2 cilt, 1947; el- Vahyu’l-fAuhammedî, (ö.s.), 1947.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi

Sitede Ara