Emil du Bois-Reymond Kimdir, Hayatı, Eserleri, Hakkında Bilgi

DU BOIS-REYMOND, Emil (1818-1896) Alman fizyolog ve bilim felsefecisi. Deneysel fizyolojinin kurucularındandır.

Berlin’de doğdu, yine orada öldü. 1846’da Berlin Üniversitesi’nden doçent sanım aldı. Londra Royal Institute’da, Faraday’m yönetimi altında üç yıl ders verdi. 1851’de Berlin Bilimler Akademisi’ne üye seçildi. 1855’te fizyoloji doçenti, 1858’de profesör oldu ve hocası Johannes Müller’den boşalan fizyoloji kürsüsünün başına geçti. Hayvanlardaki elektrik, kas ve sinir etkinliği ve metabolizmanın işleyişi üzerine önemli araştırmalar yapan Du Bois-Reymond, felsefe sorunlarıyla da ilgilenmiştir.

Du Bois-Reymond, felsefeye, doğal bilimlerden kaynaklanan göreceli bir pozitivizm ile yaklaştı. 1872’de yayımlanan Ueber die Grenzen des Naturer-kennens (“Doğa Bilgisinin Sınırları Üzerine”) adlı yapıtında Laplace’m “insanüstü zekâ” kavramından etkilenmişti. Ona göre doğanın anlaşılabilmesi için atomu incelemek gerekir. Bu da sıradan insan zekâsının yetilerinin üzerindedir. Ancak “insanüstü bir zekâ”, evrendeki atomların durum ve devinimlerini kavrayıp zihnin mekanik kuralları yoluyla bu bilgiyi kullanarak, tüm geçmiş ve geleceği açıklayabilir. Du Bois-Reymond, doğanın bu mekanik ve niceliksel açıklamasının, eksiklikler ve zorluklar taşımakla birlikte, verimli olabilecek tek açıklama olduğunu savunur. “Yaşam gücü” gibi metafizik kavramlara başvurmak ise, bir anlam taşımaz.

Du Bois-Reymond, dünyanın her şeyi açıklayabilecek bir matematik formülüyle tanımlanabileceğini, ancak zihinsel olguların, beyin ve sinir sisteminin fiziksel ve fizyolojik süreçleriyle açıklanamayacağını öne sürdü. Ona göre, beyni yapısal olarak kavramak, insana ancak devinim durumunda bulunan bir özdeği öğretir. Bu bilgiden kalkarak bellek, düşünme gibi olgular anlaşılamaz. Zevk, acı, tad gibi olgular, beyindeki belli atomların belli hareketlerinin sonucunda oluşur. Ancak bu algılardan kesin bilgiye varılamaz. Atom hareketleri incelenerek bilincin doğuşu çıkarsanamaz. Bu yüzden, doğa bilimleri ne kadar ilerlerse ilerlesin, bilginin bu “mutlak” sınırım aşamaz.

1880’de yazdığı Die sieben Weltratsel (“Evrenin Yedi Bilmecesi”) adlı yapıtında ise, dünyanın yüzyıllardır çözülemeyen ve sorgulanan yedi gizemine, kuşkucu ve bilinemezci bir bakış açısıyla yaklaştı. Du Bois-Reymond’a göre, deneyüstü ya da duyumüstü olgular bilinemez; metafizik sorunlar ise çözülemez. Doğada bilinen şeylerin tümü, bilgi değil, açıklama gölgeleridir. Bunlar matematik ilişkiler biçiminde dile getirilir; mutlak olan bilginin yerini de böyle gölgeler tutar. Du Bois-Reymond, yedi gizemli sorundan ilk üçünü, yani özdek ve gücün doğasına, devinimin kökenine ve duyumla bilincin kökenine ilişkin olanları, deneyüstü oldukları için çözülemez bulmuştur. Yaşamın kökeni, organizmaların uyum gösterebilme yetisi ve usla dilin gelişimi üzerine üç sorunu, ilke olarak çözülebilir ancak çok güç sorunlar olarak görn\üştür. Evrenin 7. ve sonuncu “bilmecesi” olan istencin özgürlüğü konusunda ise kararsız kalmıştır.

Du Bois-Reymond’un bu görüşlerine karşı 1899’da E.Haeckel, Weltrdsel,'(“Evrenin Bilmecesi”) adlı bir kitap yazarak, evrenin tek bilmecesinin “töz sorunu” olduğunu öne sürmüştür. 1871 ’de Langwis-ser yine Die sieben Weltrasel’i. eleştirmek amacıyla yazılar yazmış; Lange ise onun görüşlerini kendine özgü bir yorumla benimsemiştir.

• YAPITLAR (başlıca): Ueber die Grenzen des Naturer-kennens, 1872, (“Doğa Bilgisinin Sınırlan Üzerine”); Die steben Weltrdtsel, 1880, (“Evrenin Yedi Bilmecesi”).

• KAYNAKLAR: H.Boruttau, Emil Du Bois-Reymond, 1922.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi

Sitede Ara