Necmettin Erbakan Kimdir, Hayatı, Dönemi, Hakkında Bilgi

ERBAKAN, Necmettin (1926-27 Şubat 2011) Türk siyaset adamı. Milli Nizam Partisi ve Milli Selamet Partisi’nin genel başkanlığım yapmıştır.

Sinop’ta doğdu, 27 Şubat 2011’de Ankara’da öldü. İlköğrenimini Kayseri ve Trabzon’da, ortaöğrenimini İstanbul Erkek Lisesi’nde tamamladı. 1948’de İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi’ni bitirdi ve aynı fakültede asistan oldu. Doktorasını Almanya’daki Aachen Technische Hochschule’de yaptı. 1954’te doçent olan Erbakan, 1956-1963 arasında, Gümüş Motor dizel motorları fabrikasının genel müdürlüğünü yaptı. 1965’te profesörlüğe yükseldi. 1966’da Odalar Birliği’nin Sanayi Dairesi’ne başkan, 1967’de de Odalar Birliği genel sekreteri seçildi. Bu görevi sırasında, büyük sanayici ve tüccarların karşısında Anadolu tüccar ve küçük sanayicilerini savunan tutumuyla dikkati çekti. 1968 senato seçimleri için Adalet Partisi’ne (AP) yaptığı başvuru reddedildi. 1969’da Odalar Birliği genel başkanlığına seçildiyse de, AP hükümetinin seçimleri iptal etmesi üzerine başkanlıktan uzaklaştırıldı.

Erbakan, 1969 seçimlerinde Konya’dan bağımsız milletvekili seçildi. Ocak 1970’te 17 arkadaşıyla birlikte Milli Nizam Partisi’ni (MNP) kurdu. MNP’nin 1970’teki ilk büyük kongresinde genel başkanlığa getirildi. Programı laikliğe aykırı bulunan MNP, 1971’de Anasaya Mahkemesi tarafından kapatıldı. Kovuşturmaya uğramayan Erbakan, 12 Mart dönemini yurt dışında geçirdi. Erbakan, 1973 seçimlerine MNP’nin eski kadroları tarafından 1972’de kurulan Milli Selamet Partisi (MSP) adayı olarak katıldı. Bu seçimlerde oyların % 11,8’ini alan MSP aralarında Erbakan’ın da bulunduğu 48 milletvekilini meclise sokarak 3.parti durumuna geldi. MSP’nin seçimden hemen sonra toplanan olağanüstü kongresinde Erbakan genel başkanlığa getirildi ve partinin Milli Görüş adı verilen toplumsal alanda İslamcı muhafazakârlığını, iktisadi alanda ise küçük sanayici, tüccar ve esnafın güçlendirilmesini ilke edinen programı onaylandı.

Erbakan, Şubat 1974’te kurulan CHP-MSP koalisyon hükümetinde devlet bakanı ve başbakan yardımcısı oldu. Ancak, iç ve dış politikadaki anlaşmazlıklar nedeniyle Eylül 1974’te koalisyon dağılınca bu görevi sona erdi. Mart 1975’te kurulan I. Milliyetçi Cephe ve Ağustos 1977’de kurulan II. Milliyetçi Cephe hükümetlerinde de devlet bakanı ve başbakan yardımcılığı yapan Erbakan, Demirel’in Kasım 1979’da kurduğu hükümeti dışarıdan destekledi. 12 Eylül 1980’den sonra bir süre gözetim altında tutuldu. Ekim 1980’de 21 MSP yöneticisiyle birlikte tutuklandı. Temmuz 1981’de salıverildi. 1983’te hakkında verilen hüküm Askeri Yargıtay‘ca bozulduktan sonra beraat etti.

1982 Anayasası gereğince 10 yıl siyaset yapma yasağı aldı. 6 Eylül 1987 halk oylamasıyla tekrar siyasete döndü. 11 Ekim 1987’de Refah Partisi genel başkanı seçildi. Refah Partisi’nin Milliyetçi Çalışma Partisi (MÇP) ve Islahatçı Demokrasi Partisi’yle (IDP) ittifak kurduğu 1991 seçimlerinde Konya’dan milletvekili seçildi.

 

Milli Görüş Hareketi‘nin tarihindeki en büyük başarıyı elde ettiği 1995 seçimlerinde Refah Partisi, aldığı yüzde 21,37 oy oranı ve kazandığı 158 milletvekili ile birinci parti oldu. Doğru Yol Partisi (DYP) ile Anavatan Partisi (ANAP) arasında kurulan kısa ömürlü koalisyon hükümetinin istifasından sonra DYP ile kurduğu REFAHYOL hükümetinde, 28 Haziran 1996’da başbakan olarak göreve başladı. Koalisyon hükümeti başbakanı olarak görevde olduğu 1996-1997 arası 1 yıllık dönemde Türkiye ekonomisi %7,5 oranında büyümüş ve Türkiye’nin GSMH‘si Dünya toplamının binde 11,96’sınden binde 12,37’sine yükselmiştir.Yapılan reformlar arasında, kamu kuruluşları arasında havuz sisteminin kurulması ve gelişmekte olan halkın çoğunluğu Müslüman ülkelerden 8 tanesini biraya getiren D8 oluşumu gösterilebilir.

 

Laiklik ve Atatürkçülük tartışmaları sonucunda, “post-modern darbe” olarak adlandırılan 28 Şubat Süreci ile Erbakan istifa etmeye zorlansa da bu teşebbüs ilk etapta başarıya ulaşamamıştır (Koalisyon 30 Haziran 1997’ye kadar devam etmiştir). 21 Mayıs 1997 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, “yasadışı bazı eylemlerin odağı olmaya başladığı ve bazı üyelerinin laik rejimi hedef alan girişimleri” nedeniyle Refah partisi’nin kapatılması için Anayasa Mahkemesi’ne dava açtı. Başsavcı Vural Savaş, dava ile ilgili yaptığı açıklamada partinin “laikliğe aykırı eylemlerin odağı haline geldiğini ve ülkeyi giderek bir iç savaş ortamına sürüklediğini” belirtti. Dava devam ederken Erbakan, başbakanlık görevini Tansu Çiller’e devretmek amacıyla 18 Haziran 1997’de Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e istifasını sundu. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ise yeni hükümeti kurma görevini, Doğru Yol Partisi genel başkanı Tansu Çiller’e değil, Mesut Yılmaz’a verdi. 55. Hükûmet (ANASOL-D) Mesut Yılmaz’ın liderliğinde Anavatan Partisi, Demokratik Sol Parti, Demokrat Türkiye Partisi koalisyonu ile kuruldu.

 

Açılan kapatma davası sonunda Anayasa Mahkemesi, 16 Ocak 1998’de Refah Partisi’nin kapatılmasına ve aralarında Erbakan’ın da olduğu 6 kişiye 5 yıl süreyle siyaset yasağı getirilmesine karar verdi. Refah Partisi’nin kapatılma kararından bir ay önce Milli Görüş çizgisindeki Fazilet Partisi kuruldu, partinin başına önce İsmail Alptekin, ardından da Recai Kutan getirildi. Bu dönemde tarafların aksi yöndeki demeçlerine karşın, Fazilet Partisi’nde Necmettin Erbakan’a yakın olan ve “ak saçlılar” ya da “gelenekçiler” olarak tanımlanan kanat ile Recep Tayyip Erdoğan’ın temsil ettiği kanat olan “yenilikçiler” arasındaki gerilim tırmanmaya başladı. Kanatlar arasındaki çekişmenin artık görünür hale geldiği 14 Mayıs 2000’de yapılan FP 1. Kongresi’nde, yenilikçi kanadın adayı Abdullah Gül 521, Recai Kutan 633 oy aldı. Haziran 2001’de Anayasa Mahkemesi’nin Fazilet Partisi’nin kapatılmasına karar vermesinden sonra kurucusu olduğu Milli Görüş Hareketi bölündü. Erbakan’ın desteklediği Milli Görüş’çü (gelenekçi) kanat Recai Kutan başkanlığında Saadet Partisi’ni (SP) kurarken, “yenilikçiler” ise Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Adalet ve Kalkınma Partisi’nde örgütlendiler.

 

Erbakan, “Kayıp Trilyon Davası” olarak bilinen -Refah Partisi’nin 1998 yılı kesin hesaplarındaki partiye ait yaklaşık 1 trilyon TL’nin harcanmış gibi gösterilmesi- davada, Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 6 Mart 2002’de “özel evrakta sahtecilik” suçundan 2 yıl 4 ay hapis cezasına mahkum edildi. 2002 Genel Seçimleri’nden Konya’dan bağımsız milletvekilliği adaylığı başvurusu Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından reddedildi. 5 yıllık siyasi yasağı Şubat 2003’te sona eren Erbakan, 11 Mayıs 2003’te Saadet Partisi Genel Başkanlığına seçildi. 3 Aralık 2003’te hakkındaki mahkumiyet kararı Yargıtay tarafından onandı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, “Kayıp Trilyon Davası”nda mahkum olan ve mahkumiyet kararları kesinleşen Erbakan dahil 6 kişinin parti üyeliğinden çıkarılması ve parti organlarındaki görevlerine son verilmesini isteyince Erbakan, 30 Ocak 2004’te Saadet Partisi Genel Başkanlığından ve parti üyeliğinden ayrıldı.

 

Aldığı sağlık raporu doğrultusunda infazı ertelen Erbakan’ın “Kayıp Trilyon Davası” nedeniyle aldığı hapis cezası Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) yapılan değişiklik uyarınca Nisan 2008’de ev hapsine çevrildi. Erbakan ev hapsini çekerken Adli Tıp Kurumunun ‘sürekli hastalık’ raporu doğrultusunda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından 19 Ağustos 2008’de affedildi.

 

17 Ekim 2010’da tekrar Saadet Partisi’nin tekrar genel başkanlığına seçildi. Sağlık durumu giderek kötüleştiği halde vefat ettiği güne dek kurmaylarıyla parti ve ülke meseleleri hakkında görüşmelerine devam etmiştir.

 

Vefatı

 

19 Ocak 2011’de ayağında nükseden damar iltihabı rahatsızlığı sebebiyle hastanede yoğun bakım altına alınarak bir süre tedavi görerek taburcu edilmesinin ardından, kısa süre sonra solunum ve kalp yetmezliği rahatsızlığı sebebiyle kaldırıldığı Ankara’daki Güven Hastanesi’nde yoğun bakım altında uygulanan tüm tedavilere rağmen solunum yetmezliğine bağlı, kalp ve çoklu organ yetmezliği sebebiyle 27 Şubat 2011 sabahı saat 8:50’de doktorlarının muayenesi esnasında koroner arter rahatsızlığı sonucu şuurunu yitirerek komaya girmiş, saatler aynı sabahın 11:40’ını gösterirken doktorların tüm müdahaleleri ile yaşamsal işlevlerinin desteklenmesine rağmen yaşamını yitirmiştir.

 

Vasiyetine uygun olarak resmi devlet töreni tertip edilmemiş ve 1 Mart 2011 Salı günü önce Ankara’da Hacı Bayram Camii’nde sabah namazına müteakip cenaze namazı kılındıktan sonra, cenazesi İstanbul’a getirilerek öğlen namazını müteakip Fatih Camii’nde kılınan cenaze namazı sonrasında Zeytinburnu Merkezefendi Mezarlığı’na defnedilmiştir. Mezarına, sevenleri tarafından Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden getirilen topraklarla birlikte Kudüs, KKTC ve Boşnak lider Aliya İzzetbegoviç‘in mezarından getirilen topraklar serpilmiştir.

 

Cenaze merasimine Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, Başbakan, Genel Başkanlar, Bakanlar, Milletvekilleri, Türk Silahlı Kuvvetleri Mensupları, Büyükelçiler, Belediye Başkanları, partililerin yanı sıra 60 ülkeden cemaat ve hareket liderleri ile temsilcileri katılmış, cenaze namazı iki milyonu aşkın kişi tarafından kılınarak, naaşı aile kabristanın da bulunduğu Merkezefendi Mezarlığı’na defnedilmiştir.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi & Vikipedia

Daha yeni Daha eski