İhvanı Müslimin -Suriye- Nedir, Hareketi, Tarihi, Özellikleri, Hakkında Bilgi

İhvân-ı Müslimîn 1930’lu yılların ortalarından itibaren Mısır dışında Suri­ye, Sudan, Ürdün, Kuveyt, Yemen, Pakis­tan, Kuzey ve Orta Afrika ile Avrupa’nın bazı ülkelerinde şube açtığı gibi buralar­da farklı isimler altında çeşitli örgütlerin ortaya çıkmasında da büyük bir rol oyna­mıştır.

Suriye. Fransız işgali altındaki Suriye’­de ilk şubesini 1937’de açan-teşkilâtın burada güçlenmesinde ve yayılmasında etkili olan kişi Mustafa es-Sibâî’dir. Kahire’de öğrenciliği sırasında Hasan el-Ben­nâ ile tanışan Sibâî, Suriye’ye döndükten sonra 1945-1946 yıllarında önceden mev­cut olan bazı cemiyetleri İhvân-ı Müslimîn çatısı altında topladı; kendisi de el-murâkıbü’l-âm seçildi. Fransa’nın 1946’da as­kerlerini çekmek zorunda kalmasından sonra ortaya çıkan yönetim krizi sırasın­da aktif rol oynayan teşkilât, 1947 yılında yapılan seçimlere katılarak halktan bü­yük destek gördü. 1948’de Araplar’ın Fi­listin’de yenilgiye uğramasından sonra Batı ile ortak çalışmalar yapılmasına karşı çıkan İhvân-ı Müslimîn şehirlerdeki gü­cünü arttırdı.

Suriye’de üst üste darbelerin yapıldığı yıl olan 1949’da teşkilâtın üzerindeki bas­kıların artması üzerine İhvân-ı Müslimîn, siyasî faaliyetlerini devam ettirebilmek amacıyla diğer bazı organizasyonlarla bir­likte el-Cebhetü’l-İştirâkiyyetü’l-îslâmiy-ye’yi kurdu. Bu dönemde Suriye ihvanında hâkim olan İslâm sosyalizmi fikrini Mus­tafa es-Sibâî 1959 yılında İştirâkiyyetü’l-İslâm başlığı altında kitaplaştırdı. 1954′-te İhvân-ı Müslimîn’in Mısır’da yasaklan­masından sonra Suriye şubesi siyasî faa­liyetlerini durdurarak daha çok eğitime yöneldi. Bu arada Suriye, Irak, Ürdün ve Sudan şubelerinin temsilcileri Şam’da bir araya gelerek Hür Subaylar’a karşı hükü­metler ve halk nezdinde bir kampanya başlatma karan aldılar. 1957yılında Mus­tafa es-Sibâî hastalığı sebebiyle yerini İsâm el-Attâr’a bıraktı. Suriye’nin 1958′-de iktidardaki Baas Partisi’nin gayretleri sonucu Mısır ile birleşmesi, her iki devlette de siyasî partilerin ve onların yanı sıra İhvan teşkilâtının kapanmasını berabe­rinde getirdi. Bu yüzden 1961 yılında Su­riye’nin Mısır’dan ayrılmasını destekle­yenlerin başında İhvân-ı Müslimîn men­supları geldi ve bu süreçten sonra tekrar açılarak siyasî faaliyetlerine hız verdi; 1962’de seçimlere katılıp parlamentoda on sandalye kazandı.

Baas Partisi’nin yeniden iktidara gel­mesinden (1963 ] sonra teşkilâtla rejim arasında günümüze (2000) kadar süren bir sürtüşme başladı ve rejimin laik poli­tikasını eleştiren teşkilât diğer partiler gibi kapatılırken lideri İsâm el-Attâr sür­güne gönderildi. 1967 İsrail yenilgisinin ardından Suriye İhvân-ı Müslimîn’i kendi içinde rejimle olan ilişkiler konusunda fi­kir ayrılığına düştü. İsâm el-Attâr’ı des­tekleyen Şam grubu rejime karşı ılımlı bir davranış sergilenmesini isterken Mervân Hadîd’in etrafında oluşan grup, Baas re­jimine karşı silâhlı bir cihad faaliyetinin başlatılması gerektiğini savundu. Bu fikir ayrılığından çıkan bunalım 1970 yılında bölünmeyle sonuçlandı. 1970’te iktidarı ele geçiren Hafız Es’ad’ın din karşıtı bir politika uygulaması rejimin Şam grubuy­la ilişkilerinin bozulması sonucunu doğur­du. İhvân-ı Müslimîn 1973 anayasasında devletin “demokratik, halkçı ve sosyalist” şeklinde tanımlanmasına karşı çıkarak metne devletin dininin İslâm olduğuna dair bir madde eklenmesi gerektiğini sa­vundu: bunu geniş halk kitlelerinin katıl­dığı boykotlar takip etti. Es’ad’ın politika­larında bazı değişikliklere gitmesinden ve 1973’teki savaş ortamından dolayı teş­kilâtın rejime karşı faaliyetlerinde bir yu­muşama görüldüyse de bu durum uzun sürmedi ve Adnan Sa’deddin’in 1975’te el-murâkıbü’l-âm seçilmesinden sonra ilişkiler tekrar bozuldu. Es’ad’ın Haziran 1976’da Lübnan’daki iç savaşta müslü-man gruplara karşı Mârûnîler’in yanında yer alması hem Suriye halkının hem de teşkilâtın tepkisine yol açtı ve Es’ad Mâ­rûnîler’in, İsrailliler’in, Amerikalıların aja­nı olmakla suçlandı. Suriye’nin Lübnan’­daki iç savaşa karışmasının ardından İhvân-ı Müslimîn de Es’ad rejimine karşı ci­had açıp asker ve polislere saldırı başlat­tı. 1980 başından itibaren bunları büyük çaplı gösteriler ve grevler takip etti. Es­’ad rejiminin teşkilâtın faaliyetlerine son vermek amacıyla aldığı sert tedbirler ör­gütün Suriye’deki etkisini azaltmadığı gi­bi aksine halkın ve sivil kuruluşların ona olan desteğini arttırdı. Bunun üzerine 7 Haziran 1980’de çıkarılan 49 sayılı kanunla teşkilâta üye olmak, hatta herhangi bir biçimde onunla dayanışmaya girmek ya­saklandı ve kanunu ihlâl edenlere ölüm cezası getirildi. 26 Haziran 1980’de Es-‘ad’a karşı başarısız bir suikast girişimin­de bulunulmasının arkasından yaklaşık 5000 İhvan mensubu tutuklandı ve bir­çoğu öldürüldü. Bu olaylardan sonra teş­kilât yeniden yapılanma ve taktik değişi­mine gitti. Ekim 1980’de çok sayıda ör­gütü çevresine toplayarak Şeyh Muham-med Ebû Nasr el-Beyânûnî, Adnan Sa’-deddin ve Saîd Havva’nın öncülüğünde el-Cebhetü’l-İslâmiyye fî Suriye’yi kurdu. Cephe daha ziyade, o güne kadar İhvân-ı Müslimîn tarafından dile getirilen görüş­leri benimseyerek bunları Beyânda ve Mîşâk başlığı altında iki yayın halinde ka­mu oyuna duyurdu. Ancak Suriye yöneti­mi de yıllardan beri süren silâhlı mücade­leler ve grevler yüzünden sarsılan otori­tesini tekrar tesis etmek amacıyla geniş Çaplı bir faaliyete başladı ve askerî birlik­ler 1982 Şubatında teşkilâtın kalesi du­rumunda olan Hama şehrine havadan ve karadan saldırıya geçti; binlerce kişi öl­dürüldü ve şehir tahrip edildi.

Hama olaylarından sonra İslâm cephesi içinde çeşitli tartışmalar ve bölünmeler vuku bulurken hareketin önde gelenleri Suriye dışına çıktı. 1980-2000 yılları ara­sında gelişen milletlerarası olaylar Suriye İhvânı’nın tavrı üzerinde belirleyici bir rol oynadı. Âyetullah Humeynî’den beklediği yardımı göremeyen Adnan Sa’deddin’in başını çektiği grup Irak yanlısı bir tavır sergiledi. Sovyetler Birliği’nin dağılması­nın ardından Körfez Savaşı’ndan sonra Suriye’nin İsrail ile barış görüşmelerine başlaması üzerine Es’ad rejimi İhvân-ı Müslimîn’e karşı daha ılımlı bir politika takip etme ihtiyacı duydu ve çok sayıda örgüt mensubunu hapisten çıkardı. Ge­çen yıllar içerisinde lider kadrosu değişen teşkilât da Es’ad’ın son politikalarını olum­lu karşılayarak rejime karşı cihad çağrı­sını durdurdu.

TDV İslâm Ansiklopedisi

 

Daha yeni Daha eski